
Ayrıntılara saplanıp kaldığım, her ayrıntıda birbirini kovalayan metafiziksel uçlar yakaladığım,uçları birbirine eklerken yüksek gerilim hattının altında yıldız çıkaran bağlantılarda, içimde hava fişekler yarattığım bir gecenin,bir sabahını daha yaşıyorum.onca havai fişeğin gökyüzündeki hareketliliği,yıldızların yanına yaklaşıp uzaklaşırken 4 aydır bıraktığım sığarının ucundaki ateşin,beynimdeki devinimine gülüyorum,içtikten sonra hissettiğim vahşeti içine sızdıran bir pişmanlığın ,gözünde iffeti kaybetmiş bir namusun affıyla içime sızdırdığı katran,beni çeliştiriyor, pıhtılaşmış bir yoğunlukla etrafına farklı hezeyanlar çekip beni düşüncelere daldırıyor yine. 2. sigarayı ,3 yaşındaki bir çocuğun sahiplenmeye çalıştığı en değerli şekeri gibi avucuma alıyorum, avucumun içinde çırılçıplak yatan gözlerinde namahrem yaşayan sadece bakılası bir tat yansıtan bir kadın haliyle uzanan, dinlenilesi sözü, gözlenilesi tadı eşsiz olan;lakin içildikten,nefes çekildikten sonra dilden alıp gırtlağa veren, kalp odacıklarının karanlığında beni boğan, nabızların en hassas ritim tutuğu bileklerde patlamalı hezeyanlar yaratan dokunuşlarla, sol atrium ve sol ventrikülde havasızlığından primitif hevesler doğuran,ve dumanlar içinde ruhuyla baş başa kalan bir haldeyim.pişmanım cam kırıklarından daha keskin ama uçları yine de yuvarlak düş üreten bir pişmanlıkla aşka benzer bir pişmanlıkla..çekiyorum dumanı ,dumanında tekrar kaybolup,primitif heveslerle tekrar doğuyorum..önceki gün konuşmuştuk şaraplar hakkında Semra ve senayla ironilerle bezerken hepimizin açık uçlu yaraları ve damarları birleşmek ve aynı duyguya inat toparlanmak için ,aynı duyguyu tekrar yaşamak için aynı duygularda beklide benzer hikayelerin akıcılığı ile toplardamar devinimiyle ten üstünde pıhtılaşma yaratıp kabuk bağlamak için hızlanmışlardı. anılarda kalan yerlerini yeniden terk ederek çıkış noktaları arar gibi bir arada kabuk bağlamışlardı..peki bunu yaratan bu duyguların sahiolari organ işgali yaparken bu denli yüzsüzlerken,bu duyguların organlarda yarattığı tahribatı tedavi etmeye çalışırken ,neden bu denli yüzlü olabiliyor, sana hesap soran bir amirin egosundaki ;insülün salınımı kıvamındaki yükselişinde,bu yükselişin yalancı büyüsüne takılabiliyordu..gece 3 sığaramda şarabı eklerken havai fişek ruhum sessizce yanımda ,mahsumiyetini yitirmiş bir güzelikle oturuyordu…o mahsumiyetin arkasına bakmadan gitmesi kanımdaki alkolüde nikotinide temizliyeceğini bilerek yanımda sessizce kalmasına epey bir musade ettim.4,5,6,7 diyerek ve yudumlarımın linguistik oyunlarla bedenimde tango yapması beni yerimden kaldırmış ,kemana dokundurmuştu şehvetli bir kadının gözlerinden anlaşılabilevek olan isterik bir isteğiyle..camları sonuna kadar açmıştım perdelerin içimde salınan hafif meşref kadını serinletmeye çalışan,sallantıları rüzgarın ve yağmurun penceremden içeriye girmek için çabaları,hayatıma girilmeyecek ölçüde kapattığım kapıları çelik kapıların mümkün olmadığını anlayan bir bir korkağın kahramanca ölmek ister gibi pencereye tırmanmasına benziyordu…ben ise kemenla bir bütün olmuş omuzlarımdaki yaslanışlarımızla yarattığımız o büyülü sesle yeniden lazer kalkanlar oluşturmuştum pencerelerin önüne oysa,yakıcı tahribatı yüksek ,çekicliği mükemmel bir ışıkla benzenen ,içeri girişi imkansız,çıkışı bir o kadar kolay. Ve yağmur damlarına taaa uzaktan görünen denizin tuzu ve kokusu eklenmiş,beni yine yoldan çıkartmaya çalışan,pencereleri bir hızla aralamamı bekleyen bir çaydurıcılık ve iknayı zağlayacak haz prensipleriyle şekillenip nerdeyse içieriye damlayacak cüretkarlıktaydı.iki düşünme tekniğinin erdemsel birleşiminden doğan o anlık hüznüm, müsaade et derken,kırılganlığı pek iyi bilen deli yönüm hey hey heyin içindeydi..ben deliyim ,birde gemi geçiyor,kime sorsam dönüşüm yok,her yanım tuz ve deliyim diyor ve erdemi ham meyvaya çevirip dişler arasında ezerken ,reddetme kararaımı vermenin sindirilmişliğiyle elim telefona gidiyor…bir olumsuzlamayla kendimi varetmenin yeni sıra dışığıyla konuşuyorum,karşıdan içimi paramparça edecek bir yokluğu hiçliği bana yansıtmaya çalışmasada kelimeleriyle ağlayan sese üzülüyorum.. Sahip olduğumuz bir organ arzu duyabiliyorsa, onu kesip attığımız zaman da duymaya devam edecektir.tıpkı solucanın kesilen kısmı kendini varetmek için yeniden kendini tamamlaması gibi içimde kopartığım organların beynimdeki duyumsamalarına inat hayırlarım sol işaretindeki ES ‘lere dönüşü karşıdaki sesin tüm içeriğini sıfır noktasından eksilere dizilişini üzülerek ve bir acımayla içimde onu teselli edecek kelimelere yönlendirmesini lanetli bularak kapatıyorum telafonu…artık sığara içmiyorum yanımdaki mahsumiyetini yitirmiş güzellik çelik kapıdan çıkıyor bana veda etme gereği hisetmeden ve kapıyı kendisi kapatıyor…