Sayfalar

3 Kasım 2012 Cumartesi

v-41-



coşkusal yalıtım....
Bütün duyguları bastırmaya,hatta bunların varlığını reddetmeye yönelik eğilim ve hatta çoşkusal yalıtım içindeki bir insanın tipik durumunu ortaya koyan kelimelerin dile gelişi;Güçlü fiziksel bağı(babamla olduğu gibi)ve güçlü ruhani bağı(kahramanımla olduğu gibi) görüntüleyebiliyordum.. ama bu bağın,duyguyu,nerden aldığını yada nasıl aldığını göremiyordum..kısaca duygular diye bir şey yoktu..insanlar diğer bir çok konuda olduğu gibi bu konudada yalan söylemişlerdi..özveriyi nasıl açıklayacaktık peki,buz kesilmesine benzer bir ürperti sıyırdı ense kökümü…sözler gerçek beni sersemletmişti içimde…derken,özverininde bir başka yalan olduğuna ve yalan olmadığı zamanda fiziksel ve ruhsal bir edinim olduğuna karar verdim..o zamanlar tek başıma yaşamayı,asla evlenmemeyi,,pek fazla konuşmaksızın,yardım istemeksizin,güçlü ve huzur dolu olmayı düşlerdim..kendi üzerimde çalışmak,özgür daha özgür olmak,açıkca görmek ve yaşamak için düş kurmayı bırakmak istedim…ahlakın hiçbir anlamı olmadığı kesinlikle doğru olduğu sürece iyi yada kötü olmanın hiçbir farkı olmadığını düşündüm..en büyük günah yakınlık aramak yada yardım beklemekti..ruhlar bana başında nöbet beklenmesi gereken mabetlermiş gibi geliyordu ve bu mabetlerin içlerinde her zaman,sadece rahiplerin ve koruma görevlilerinin bildikleri garip törenler yapılıyordu…duygunun reddelimesi temelde diğer insanlara yönelik duygularla ilgilidir…hem sevgiye hem de nefrete uygulanır…bu,başkasından coşkusal uzaklıkta kalma ihtiyacının mantıksal bir sonucudur..çünkü bilinçli olarak algılanan güçlü bir sevgi yada nefret onu ya başkalarına yakınlaştıracak yada onlarla çatışma içine sokacaktı..uzaklık makinesi terimi nasılda uyuyordu…başkalarına güvenli bir uzaklıkta,doğrudan doğruya insan ilişkileriyle birleştirilmeyen bir duygular ordusu ayağa kaldırabilecekleri gerçeği,coşkusal yalıtımlarına ulaşabilmeleri için daha önceden bütün duyguların reddedilmiş olmasının gerekli olduğu yorumuna izin verir…