Sınırsız politik yanlışlıktan hoşlanmamıza izin verilen bu sistemde,doğru etik duruşun ihanetini hüzünle izleyin..dalınç içinde..sessiz
7 Kasım 2015 Cumartesi
samaryum
Sınırsız politik yanlışlıktan hoşlanmamıza izin verilen bu sistemde,doğru etik duruşun ihanetini hüzünle izleyin..dalınç içinde..sessiz
2 Ekim 2015 Cuma
St.Petersburg Paradoksu
''ortalama'' bildik bir ifadedir.başvurduğunuz ortalamaya ne kadar güvenebilirsiniz ki...
la loique ou'I'art de penser
zarar görme korkusu ,yalnızca zararın ağırlığıyla değil,aynı zamanda olayın gerçekleşme olasılığıyla da orantılıdır.yıldırımın insana çarpma olasılığı çok düşüktür.ama bir çok insan gök gürültüsünü duyduğunda dehşete kapılır
27 Haziran 2015 Cumartesi
True Detective replikleri
Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız. Hepimiz bir yanılsama içindeyken, duyusal deneyimler ve hislerin gelişimi sayesinde birey olduğumuzu sanan fakat, aslında bir hiç olan bireyleriz.Bence türümüzün yapması gereken en onurlu davranış, programlamamazı reddedip üremeyi durdurmak ve hep birlikte soyumuzu tüketerek kardeşçe bu haksızlığa son vermektir.
- O halde neden sabah yataktan kalkıyoruz ki?
- Ben de kendime bunu soruyorum. Ama aslında bu sorunun cevabı, intihar etme cesaretimin olmamasıdır. http://www.dailymotion.com/video/x1xi08p_true-detective-bence-insan-bilinci-evrimde-trajik-bir-sekilde-ilerledi_creation?start=1
Ben uyumam. Sadece rüya görürüm. (Rust)
Günler boşa geçiyordu. Bir dava üzerinde çalışırken böyle olur. Günler ipini koparmış köpekler gibi geçer.
Bazen insanların bensiz daha mutlu olacağını düşünüyorum, etrafında olmamın onlar için pek iyi olmadığını. Onları yıpratıyorum. Mutsuz oluyorlar...
Fark ediyorsun ki, tüm hayatınız, sevginiz, nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız... Hepsi aynı şeydi. Hepsi bir rüyaydı. Kilitli bir odada sakladığınız rüya. İnsan olduğuna dair bir rüya!
Biri bana demişti ki, "zaman düz bir çemberdir". Yaptığımız veya yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar o küçük çocuk ve kız o odada olacaklar. Tekrar ve tekrar. Sonsuza dek.
- O halde neden sabah yataktan kalkıyoruz ki?
- Ben de kendime bunu soruyorum. Ama aslında bu sorunun cevabı, intihar etme cesaretimin olmamasıdır. http://www.dailymotion.com/video/x1xi08p_true-detective-bence-insan-bilinci-evrimde-trajik-bir-sekilde-ilerledi_creation?start=1
Ben uyumam. Sadece rüya görürüm. (Rust)
Günler boşa geçiyordu. Bir dava üzerinde çalışırken böyle olur. Günler ipini koparmış köpekler gibi geçer.
Bazen insanların bensiz daha mutlu olacağını düşünüyorum, etrafında olmamın onlar için pek iyi olmadığını. Onları yıpratıyorum. Mutsuz oluyorlar...
Fark ediyorsun ki, tüm hayatınız, sevginiz, nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız... Hepsi aynı şeydi. Hepsi bir rüyaydı. Kilitli bir odada sakladığınız rüya. İnsan olduğuna dair bir rüya!
Biri bana demişti ki, "zaman düz bir çemberdir". Yaptığımız veya yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar o küçük çocuk ve kız o odada olacaklar. Tekrar ve tekrar. Sonsuza dek.
26 Haziran 2015 Cuma
zit değerliliği , kişiliğin çocuksu kalan yönleri ve kitle ideolojileri yönetmeyi hedefler...
uyumun işlerlerliği sadece sadece görünüşte vardır.güdünün temel yönlerine göre süblimasyon anlamına gelen amacın yer değiştirmesi olmadan gerçekleşen bir uzmanlaşma yaşamın etkin deneyiminin geri kalanından fazlasıyla kopuk ve çocuksu davranışlar varlıklarını olduğu gibi sürdürürler.
3 Haziran 2015 Çarşamba
kimsenin yeni bir şey söylemediğimi söylemesine izin vermem
sade-ce iki muhtemel sonuç vardır.
ya biridir ya diğeri...
Bir gün ve bir gün daha
lodoslu sen.Sessizlik
yürüdü yanımızda ikinci belirgin
bir yaşam gibi
kazandık,kaybettim,inandık
yavan mucizelere,göğe
irice yazılmış dal, taşıdı bizi,büyüdü
ayın çizdiği ,yolda bir sabah
yükselip girdi düne,şamdanı aldık,
ağladım avucuna.
22 Mayıs 2015 Cuma
17 Nisan 2015 Cuma
4''33
hiç bir şey bir daha asla aynı olmayacak yine aynı sokaklarda sabah oldu,yine geceler aynı bezginlik içinde geçiyor,artık daha fazla içmek imkansız.....
12 Nisan 2015 Pazar
11 Nisan 2015 Cumartesi
Hurlements en faveur de Sade
boşluk ve sessizlikle seyircinin sinirlerini ayağa kaldırdığında sade'nin onuruna feryat edeceksin...
Wolman: Aşk ancak devrim öncesi bir dönemde geçerlidir
Debord:yalan söylüyorsun:hiç kimse seni sevmiyor:sanat doğar,büyür ve ölür.çünkü tatminsiz insan,resmi dışavurum dünyasını ve o dünyanın yoksulluğunun teşhirini gerçekleştirebilir.
2 Nisan 2015 Perşembe
17 Mart 2015 Salı
v-28-

çocukca bir çoşku sonsuzluk kadar sürer mi..
Deniz ışıldıyor,ufukta ansızın türeyen bulutlar ışıltılı ve karmaşık,tuhaf bir maddi varlığı olan bir kütle oluşturuyordu..yüzü nemli hafif bir sis içinde….uzun süreden sonra yeniden , sabahın ilk saatlerinde parmak uçlarımı iterek penceren içeriye çekebileceğim ve gözlerimde bu eşsiz görüntüyü yeniden donduracağım ,günün en güzel anlarını,bu görüntüyle coşkuya boğacağım dakikaları yaşamak,çocuksu bir heyecan yaratmıştı..yeni evimin ,animizim işlemeye pek de meyilli olduğum havasında……çocukların hylozoisme benzer düşünce yapıları,çocukluk animizminden pek de uzak değildir(iç psişik dengenin ağır basmasından değil de iç ya da öznel dünyayla,fizik evren arasındaki bir belirsizliği yada ayrılmamışlığı dile getirirler..küçük cisimlere canlılık vererek,ruhun yaşamını maddileştiriyorlar..düşünce artık bir sestir,ağızdaki veya arkadan gelen bir ses…bu ses rüzgardır kimi zaman..estiğini bilir,çünkü esen odur…yıldızlar zekidir,biz nereye gitsek bizi takip eden sağır ve dilsizlerdir..ay bilinçdışını anlatan bir simgeye dönüşür,erkeklerin bilinçdışı ay-dünyadır..yani belirleyici özelliği olan gece dünyasıdır..bilinçdışının dişisel niteliğinden dolayı ,dişisel karakter taşır..düşler,genelde biraz korkutucu imajlardır ve genelde gece ışıklarını gönderirler..ya da gelip odamızı dolduran havayı gönderirler,rüzgar havayı,ay ışığı gönderir..ya da daha sonra bu düşler bizden geliyorlarmış gibi algılanırlar.. ama bunlar yine imajdırlar ve uyanıldığı zaman kafanın içindedirler,uyur uyumaz yatağın üzerine konmak ya da odanın içinde kalkmak için kafandan çıkarlar..insan kendini düşte gördüğü zaman,o sıra çifttir,ve yatağında gördüğü düşe bakıyordur..ama maddesizliğin yada imajın çift niteliğiyle düşün içindedir.çocuğun düşüncesiyle,ilkel insanın düşüncesi arasındaki benzerliğin,herhangi bir soya çekimden geldiği söylenemez..zihinsel gelişim yasalarının sürekliliği bu yakınlığı açıklamaya itiyor ve ilkellerde içinde olmak üzere tüm insanlar çocuk olarak yaşamaya başlıyorlar…çocuğun düşüncesi,bizimkilerden önce geldiği kadar,bizim uzak atalarımızdan önce başlıyor..hareket onu son bulduracak bir amaca doğru yönelen bir geçiş durumu olarak algılanır..en iyi durumlarda uzay kendi içlerindedir,hüzünle selamlaşıp,coşkuyla uçarlar içinde ve uzay kendi zihinsel yaratımlarıdır ve bir kap içindedir…)……öğreniyoruz işte bir şekilde,yaşamayı ölmeyi öğrendiğimiz gibi…görüntüyü izlerken ayrılığı ve uzaklığı çağrıştıran,gökyüzüyle birlikte denize doğru hareket eden yollara takıldı gözlerim…batı yolu kimi zaman dik kimi zamanda hafif eğilimlerle tepelerin arasından kıvrılıp denize yürüyordu ve kap şekilline bürünen denize uzanıyordu….ayrılık,uzaklaşma ve acıyı ortaya çıkarıyor,aşık olanın serzenişlerindeki ses arayışına dönüyordu..sevgilinin sesini okyanusların dağların ardından duyar, okyanusların dağların ardından duyar anne çocuğunun seslenişini..duyuyordur ona doğru rüzgarla gönderdiğim gülücükleri..aşk bağlar,sonsuza dek…iyilik yapma bir bağlanmadır..kötülük yapmak bağın çözülmesi,ayrılık ise kötülüğün öteki adı,yalanında öteki adıdır..gerçekte ise olağanüstü,uçsuz bucaksız ve karşılıklı bir girişiklik vardır..birbirine tali yollarla bağlanmış gibi…yollardan insanların ne denli mutsuz olduğunu yansıtan bir sessizlik yansıyor..insanlar neden mutsuz diyorum,sonra mutlu olacak ne varki sözlerini taşıyor sanki rüzgar kulağımın dibine bırakıyor esintisini sınırları çizilmiş beynimde uğulduyor..ayrılıklar ayrılışlar dünyanın o kap gibi çemberimsi içinde milyonlarca çembere dönüyor…dünya kaynaklarının paylaşmanın türlü dalaveresiyle çiziliyor ülkelerin çemberi,insanların diliyle ,rengiyle,diniyle kültürüyle bölünüyor yeniden çember oluşturuyor..,her ülkede kendi özgü sorunlarıyla boğulmuş mutluluk kanalları tıkanmış,kişisel ilişkiler çıkar kaygılarıyla gölgelenerek ,küçülen çemberlerinin etrafını çiziyor..,iletişim kopuklukları çemberler arasındaki ayrılıkları derinleştiriyor..sevgi sevinç neşe coşku nerde,dönme dolap beygirinin hayatına dönüşen ve benzeyen kısır döngü,kimileri için ne yapacağını bilmeden ancak, bildiklerini yapan bir çembere daha dönüşen hayat,yaşamın hangi rengini taşıyor..sonra insanın içindeki uzlaşmaz öğeler,bir kap bir çember içinde toplanmaya çalışarak, bölünmüş parçaların birden çoğuyla özdeşleşemediği,ama tüm içerikleri kapsayacak bir nesne bulmaya çalışılan kap arayışları ile çizilen çemberler.. resimlerden yansıyan küre,top ve kap la,ben dışı merkezin varlığını ima yoluyla dışavurumlar,görselle içine sığabileceğin çemberler çizililiyor,fotoğraflar çekiliyor…resim özsağaltım yolunda bir denemedir..birbiriyle uzlaşmayan öğelerin tümünü gün ışığına çıkartmakta,ayrıca bunları bir kapta toplamaya çalışmaktadır…kap arşetipik tasarımdır,her yerde rastlarız kendisine,bilinçsiz imgelerin ana motiflerinden biridir..kaçmasını önlemek ya da düşman güçlere karşı korunmak istenen bir nesnenin çevresine çekilen majik çember tasarımıdır..,majik çember,bir belayı savuşturmada,büyü olarak arkaik dönemlerden beri kullanılagelmiştir. Ve hala folklorda bu yolda kullanıldığı görülmektedir,mesela,toprağı kazıyıp,hazine arıyan biri,kazı yerinin çevresine bir çember çizer,şeytanı söz konusu bölgeye yaklaşmasını alıkoymak içindir..eskiden kurulacak bir kentin planını belirlerken adeta uyularak çevresinde yaya veya atla dolaşılıp,kentin iç bölümünü kötü güçlerden korunma amacı güdülürdü..dini öğelerde din adamlarının kutsal saydıkları şeylerin etrafında dönüşleri,kiliselerin sihirli çemberlerle yada kutsal bölgelerin ortasında bulunuşu…ezoterik öğelerinde ve tapınaklardaki mandala denilen sihirli çemberler,vs vs..ve ayrışmalar bölünmeler kendi çemberinin içinde dönüp dolaşan mutsuz insanlar,çemberleri kırıp birbirlerine olan ayrılıklarını nasıl bütünleyecekler,nasıl paylaşıp hep birlikte üretecekler..dünyanın en büyük güzelliğini nasıl yakalayıp nasıl artıracaklar..üretim ve paylaşım mutluluk ise çemberlerin çiziliyor oluşuna,insanın içinde hep var olacak bir kap bulma güdüsü,içine yerleşip etrafını,iyiliğe karşı kötü diye düşündüğü ikinci bir düşünce nasıl yok edilecekti..bugünü üreten bizler,yarın dediğimizde bir çemberi yine çizmiyor muyuz…..
Yarın ne kadar sürer diye bir soru sormuştum Anna ,hatırladın mı?
-Sonsuzluk ve bir gün kadar.
-Duyamadım?
-Sonsuzluk ve bir gün kadar..
Hayat ,yaşamımızı terk edip,yarın çemberinde dönmeden,sevinç üretip paylaşamayan bizler,kendini ve kendinden başkasını üretip paylaşmayan bizler,dostluk ve sevgi üretip yine paylaşmayan bizler,güven üretip,aşk üretip,yeni bir renk üretip,paylaşmaya bizler ,çok çabuk çizgi üretip çemberleri paylaşıyoruz…ayrılıp üretip bunu zevkle paylaşıyoruz…özlem üretip özlem paylaşıyoruz..acıyla acı üretip kendimize saklayıp,küçülen çemberlerimizin içinde soğuyoruz…arayışımız içinde küçüleceğimiz bir kap modeli gibi,kıvrılmak,susmak duymamak ve yine soğumak oluyor..içinde büyüyeceğimiz bir kap arayışı ise ayrılık demek..kısırdöngü….gökyüzüne yuvalanan bulutların şimdi gözlerinin nemini ve yüzündeki sisli ayrılıkları dökme isteğini anlıyorum..yağmur olup ,yeniden denize dökülerek,tuzu çekerek yeniden kümelendikleri kaplarına döneceklerini bilmenin,yarattığı aynı kısırdöngünün hüznü…yeni bir yerde yeniden bir kısırdöngünün içinde nemlenen gözlerim,çocukça bir neşenin çemberleri olmayan bir sınırsızlığa düşme gereksinimi……bugün içimdeki coşku sonsuzluk kadar sürer mi,yarını olmayan bir sınırsızlıkla…sürer mi…sürer mi….
v-17-
fark...
dürüst insan;herkesçe kabul edilmiş düşüncelere sahip olmak isteyen insandır…..
içten insan;tüm düşüncelere sahip olmak yürekliliğini gösteren insandır..
farizi ve komisyoncu buna güzel bir örnektir…
farizi dürüsttür,dininin koyduğu yasaları titizlikle yerine getirir,dinin hükümlerine uymayanları redder ve mağrur bir tavırla ayakta yakarır ”ah tanrım diğer insanlar gibi olmadığım için sana minnettarım”….
komisyoncu içtendir,kendi kendisiyle hile yapmaya kalkışmaz,diz çökerek yerlere kapanır ve göğsüne vurarak yakarır ”efendimiz ben büyük bir günahkarım acı bana”…..
bedenlerin yönetimi
sade-ce sosyalist bir geçit töreni değildir..beden amblem ve makine dişlileri,çerçevelenmiş gösteriyi normlar dayatır
15 Mart 2015 Pazar
erkek aklın eleştirisi
her Çağın kendi nihilist figürü vardır.adlar değişir ama bu adlar altında her zaman muhafazakar propagandanın bulanık felaket arzusuyla eklemlenmiş hali bulunur.
bir kadının dilinde,kavram diye bir şeyin yeri olmayacaktır.gerçekten kadınsı olan tanımı gereği kavramsal netleştirmeden kaçar..
14 Mart 2015 Cumartesi
13 Mart 2015 Cuma
kadınlar hem anne hemde kız olarak birbirini sevmeliler.
bir formül hatası …..
tanrının görünmeyen bakışı ve ilahi temsilin
kaybedilmesi..biz kendi aramızda kendimizi adlandıracak kendimizi ifade edecek
bir araçtan mahrum bırakılmış oluyoruz..
donner la mort
biz sorumlu kalmamıza rağmen bizim adımıza karar veren bir tanrı'nın ulaşılmaz gizi karşısında korkar ve titreriz..
6 Mart 2015 Cuma
mantıksal-matematiksel türden soruşturma
- gerçek ile gerçeklik arasındaki ayrım;görünüş ile gerçeklik arasındaki ya da fenomen ile numen arasındaki klasik metafizik ayrımla aynı şey değildir.
özelikle gerçeği,bir durum içinde,herhangi verili bir simgesel alan içinde,tam da durumu bir bütün olarak,gerçeği açısından düşünmemizi sağlayan çıkmaz noktası ya da imkansızlık noktası olarak gören anlayış önemlidir.
- her tekil hakikatin kökeni bir olayda yatar.yeni bir şey olabilmesi için bir şey olması gerekir,hesaplanmayan,öngörülemeyen ya da idare edilemeyen bir şey olması gerekir;sırf şansa dayalı bir kopuş olması gerekir
benim sevdiğim formül,devrimin hem aktörü hemde hedefi olmaktır.olay tarafından hedef alınan,taşınan,çarpılan aktörleriz
20 Şubat 2015 Cuma
sahip olduğunuz kifayetsiz edebiyat anlayışı;
düzen gereksinmesi,her-şeyin bir yeri olmalı ve her şey yerli yerinde olmalı....
bir bardağa oturtulmuş bir elmanın ve bir küvete dayalı bir şemsiyenin yersizliği:gizli bir belgeyi bir kitabın altına ya da sayfalarının arasına saklama güvensizliği.
19 Şubat 2015 Perşembe
boşlukta sallanmak / amigdala
yine bir gariplik duygusu içinde,dünyaya ait değilmişcesine,bir bulutun içinde yukarı doğru,uzaktan bakar gibi.bu duyguyu bir çoğumuz paylaştığını söylüyor.çocuk anne babasının gerçekte olmadığını hissediyor,gerçek babası uzaktadır,bir gün çıkagelecek,ona sahiplenecektir.umut ediyor.yine yaşadığımız gerçek dünya değil diyor,bilinç.sadece bir kopya sahte bir benzetme,gariplik duygusu zaman zaman bir fesatlık biçimine dönüşür.sadece kötülük olarak değil,güzelliğin,heyacanların değişik biçimleri olarak var olmanın alışılagelmiş,etkisiz yaşam biçimi.böyle bir duygunun gölgesi altında yaşamak çaba sarfetmektir.
radix malorum est
aşk tutkusunun tekrarlanmasından başka hiç bir şey neden olmaz bu yorgunluğa....
6 Şubat 2015 Cuma
sahip olma etkisi
bu fiyat satanın vereceği fiyattır.;ama siz de iyi bilirsiniz ki /değeri aynı,sahipleri farklı şeylere/ fiyat biçen sahipleridir.
teoriler
kazanç içeren kararları alma biçimimiz ile kayıp içeren kararları alma şeklimiz arasındaki asimetri beklenti teorisinin en çarpıcı bulgusudur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





.jpg)







