Sayfalar

17 Mart 2015 Salı

kör kuyu


küçülelim..peki


içten patlamalı sabit/cerrahi şiddet

yayınlanan 4 kare
çelik ve et
iyi niyet ve ıstırap
yara ve kurtuluş
teknik ve hayat


beden sade-ce dönüştürülmedi,süslendi sınırlarda zorladı

fiziğin,edebin ,kışkırtıcılığın sınırları

v-28-



çocukca bir çoşku sonsuzluk kadar sürer mi..

Deniz ışıldıyor,ufukta ansızın türeyen bulutlar ışıltılı ve karmaşık,tuhaf bir maddi varlığı olan bir kütle oluşturuyordu..yüzü nemli hafif bir sis içinde….uzun süreden sonra yeniden , sabahın ilk saatlerinde parmak uçlarımı iterek penceren içeriye çekebileceğim ve gözlerimde bu eşsiz görüntüyü yeniden donduracağım ,günün en güzel anlarını,bu görüntüyle coşkuya boğacağım dakikaları yaşamak,çocuksu bir heyecan yaratmıştı..yeni evimin ,animizim işlemeye pek de meyilli olduğum havasında……çocukların hylozoisme benzer düşünce yapıları,çocukluk animizminden pek de uzak değildir(iç psişik dengenin ağır basmasından değil de iç ya da öznel dünyayla,fizik evren arasındaki bir belirsizliği yada ayrılmamışlığı dile getirirler..küçük cisimlere canlılık vererek,ruhun yaşamını maddileştiriyorlar..düşünce artık bir sestir,ağızdaki veya arkadan gelen bir ses…bu ses rüzgardır kimi zaman..estiğini bilir,çünkü esen odur…yıldızlar zekidir,biz nereye gitsek bizi takip eden sağır ve dilsizlerdir..ay bilinçdışını anlatan bir simgeye dönüşür,erkeklerin bilinçdışı ay-dünyadır..yani belirleyici özelliği olan gece dünyasıdır..bilinçdışının dişisel niteliğinden dolayı ,dişisel karakter taşır..düşler,genelde biraz korkutucu imajlardır ve genelde gece ışıklarını gönderirler..ya da gelip odamızı dolduran havayı gönderirler,rüzgar havayı,ay ışığı gönderir..ya da daha sonra bu düşler bizden geliyorlarmış gibi algılanırlar.. ama bunlar yine imajdırlar ve uyanıldığı zaman kafanın içindedirler,uyur uyumaz yatağın üzerine konmak ya da odanın içinde kalkmak için kafandan çıkarlar..insan kendini düşte gördüğü zaman,o sıra çifttir,ve yatağında gördüğü düşe bakıyordur..ama maddesizliğin yada imajın çift niteliğiyle düşün içindedir.çocuğun düşüncesiyle,ilkel insanın düşüncesi arasındaki benzerliğin,herhangi bir soya çekimden geldiği söylenemez..zihinsel gelişim yasalarının sürekliliği bu yakınlığı açıklamaya itiyor ve ilkellerde içinde olmak üzere tüm insanlar çocuk olarak yaşamaya başlıyorlar…çocuğun düşüncesi,bizimkilerden önce geldiği kadar,bizim uzak atalarımızdan önce başlıyor..hareket onu son bulduracak bir amaca doğru yönelen bir geçiş durumu olarak algılanır..en iyi durumlarda uzay kendi içlerindedir,hüzünle selamlaşıp,coşkuyla uçarlar içinde ve uzay kendi zihinsel yaratımlarıdır ve bir kap içindedir…)……öğreniyoruz işte bir şekilde,yaşamayı ölmeyi öğrendiğimiz gibi…görüntüyü izlerken ayrılığı ve uzaklığı çağrıştıran,gökyüzüyle birlikte denize doğru hareket eden yollara takıldı gözlerim…batı yolu kimi zaman dik kimi zamanda hafif eğilimlerle tepelerin arasından kıvrılıp denize yürüyordu ve kap şekilline bürünen denize uzanıyordu….ayrılık,uzaklaşma ve acıyı ortaya çıkarıyor,aşık olanın serzenişlerindeki ses arayışına dönüyordu..sevgilinin sesini okyanusların dağların ardından duyar, okyanusların dağların ardından duyar anne çocuğunun seslenişini..duyuyordur ona doğru rüzgarla gönderdiğim gülücükleri..aşk bağlar,sonsuza dek…iyilik yapma bir bağlanmadır..kötülük yapmak bağın çözülmesi,ayrılık ise kötülüğün öteki adı,yalanında öteki adıdır..gerçekte ise olağanüstü,uçsuz bucaksız ve karşılıklı bir girişiklik vardır..birbirine tali yollarla bağlanmış gibi…yollardan insanların ne denli mutsuz olduğunu yansıtan bir sessizlik yansıyor..insanlar neden mutsuz diyorum,sonra mutlu olacak ne varki sözlerini taşıyor sanki rüzgar kulağımın dibine bırakıyor esintisini sınırları çizilmiş beynimde uğulduyor..ayrılıklar ayrılışlar dünyanın o kap gibi çemberimsi içinde milyonlarca çembere dönüyor…dünya kaynaklarının paylaşmanın türlü dalaveresiyle çiziliyor ülkelerin çemberi,insanların diliyle ,rengiyle,diniyle kültürüyle bölünüyor yeniden çember oluşturuyor..,her ülkede kendi özgü sorunlarıyla boğulmuş mutluluk kanalları tıkanmış,kişisel ilişkiler çıkar kaygılarıyla gölgelenerek ,küçülen çemberlerinin etrafını çiziyor..,iletişim kopuklukları çemberler arasındaki ayrılıkları derinleştiriyor..sevgi sevinç neşe coşku nerde,dönme dolap beygirinin hayatına dönüşen ve benzeyen kısır döngü,kimileri için ne yapacağını bilmeden ancak, bildiklerini yapan bir çembere daha dönüşen hayat,yaşamın hangi rengini taşıyor..sonra insanın içindeki uzlaşmaz öğeler,bir kap bir çember içinde toplanmaya çalışarak, bölünmüş parçaların birden çoğuyla özdeşleşemediği,ama tüm içerikleri kapsayacak bir nesne bulmaya çalışılan kap arayışları ile çizilen çemberler.. resimlerden yansıyan küre,top ve kap la,ben dışı merkezin varlığını ima yoluyla dışavurumlar,görselle içine sığabileceğin çemberler çizililiyor,fotoğraflar çekiliyor…resim özsağaltım yolunda bir denemedir..birbiriyle uzlaşmayan öğelerin tümünü gün ışığına çıkartmakta,ayrıca bunları bir kapta toplamaya çalışmaktadır…kap arşetipik tasarımdır,her yerde rastlarız kendisine,bilinçsiz imgelerin ana motiflerinden biridir..kaçmasını önlemek ya da düşman güçlere karşı korunmak istenen bir nesnenin çevresine çekilen majik çember tasarımıdır..,majik çember,bir belayı savuşturmada,büyü olarak arkaik dönemlerden beri kullanılagelmiştir. Ve hala folklorda bu yolda kullanıldığı görülmektedir,mesela,toprağı kazıyıp,hazine arıyan biri,kazı yerinin çevresine bir çember çizer,şeytanı söz konusu bölgeye yaklaşmasını alıkoymak içindir..eskiden kurulacak bir kentin planını belirlerken adeta uyularak çevresinde yaya veya atla dolaşılıp,kentin iç bölümünü kötü güçlerden korunma amacı güdülürdü..dini öğelerde din adamlarının kutsal saydıkları şeylerin etrafında dönüşleri,kiliselerin sihirli çemberlerle yada kutsal bölgelerin ortasında bulunuşu…ezoterik öğelerinde ve tapınaklardaki mandala denilen sihirli çemberler,vs vs..ve ayrışmalar bölünmeler kendi çemberinin içinde dönüp dolaşan mutsuz insanlar,çemberleri kırıp birbirlerine olan ayrılıklarını nasıl bütünleyecekler,nasıl paylaşıp hep birlikte üretecekler..dünyanın en büyük güzelliğini nasıl yakalayıp nasıl artıracaklar..üretim ve paylaşım mutluluk ise çemberlerin çiziliyor oluşuna,insanın içinde hep var olacak bir kap bulma güdüsü,içine yerleşip etrafını,iyiliğe karşı kötü diye düşündüğü ikinci bir düşünce nasıl yok edilecekti..bugünü üreten bizler,yarın dediğimizde bir çemberi yine çizmiyor muyuz…..
Yarın ne kadar sürer diye bir soru sormuştum Anna ,hatırladın mı?
-Sonsuzluk ve bir gün kadar.
-Duyamadım?
-Sonsuzluk ve bir gün kadar..
Hayat ,yaşamımızı terk edip,yarın çemberinde dönmeden,sevinç üretip paylaşamayan bizler,kendini ve kendinden başkasını üretip paylaşmayan bizler,dostluk ve sevgi üretip yine paylaşmayan bizler,güven üretip,aşk üretip,yeni bir renk üretip,paylaşmaya bizler ,çok çabuk çizgi üretip çemberleri paylaşıyoruz…ayrılıp üretip bunu zevkle paylaşıyoruz…özlem üretip özlem paylaşıyoruz..acıyla acı üretip kendimize saklayıp,küçülen çemberlerimizin içinde soğuyoruz…arayışımız içinde küçüleceğimiz bir kap modeli gibi,kıvrılmak,susmak duymamak ve yine soğumak oluyor..içinde büyüyeceğimiz bir kap arayışı ise ayrılık demek..kısırdöngü….gökyüzüne yuvalanan bulutların şimdi gözlerinin nemini ve yüzündeki sisli ayrılıkları dökme isteğini anlıyorum..yağmur olup ,yeniden denize dökülerek,tuzu çekerek yeniden kümelendikleri kaplarına döneceklerini bilmenin,yarattığı aynı kısırdöngünün hüznü…yeni bir yerde yeniden bir kısırdöngünün içinde nemlenen gözlerim,çocukça bir neşenin çemberleri olmayan bir sınırsızlığa düşme gereksinimi……bugün içimdeki coşku sonsuzluk kadar sürer mi,yarını olmayan bir sınırsızlıkla…sürer mi…sürer mi….

v-17-


fark...
dürüst insan;herkesçe kabul edilmiş düşüncelere sahip olmak isteyen insandır…..
içten insan;tüm düşüncelere sahip olmak yürekliliğini gösteren insandır..
farizi ve komisyoncu buna güzel bir örnektir…
farizi dürüsttür,dininin koyduğu yasaları titizlikle yerine getirir,dinin hükümlerine uymayanları redder ve mağrur bir tavırla ayakta yakarır ”ah tanrım diğer insanlar gibi olmadığım için sana minnettarım”….
komisyoncu içtendir,kendi kendisiyle hile yapmaya kalkışmaz,diz çökerek yerlere kapanır ve göğsüne vurarak yakarır ”efendimiz ben büyük bir günahkarım acı bana”…..

bedenlerin yönetimi

sade-ce sosyalist bir geçit töreni değildir..beden amblem ve makine dişlileri,çerçevelenmiş gösteriyi normlar dayatır

15 Mart 2015 Pazar

erkek aklın eleştirisi

her Çağın kendi nihilist figürü vardır.adlar değişir ama bu adlar altında her zaman muhafazakar propagandanın bulanık felaket arzusuyla eklemlenmiş hali bulunur.

bir kadının dilinde,kavram diye bir şeyin yeri olmayacaktır.gerçekten kadınsı olan tanımı gereği kavramsal netleştirmeden kaçar..

13 Mart 2015 Cuma

kadınlar hem anne hemde kız olarak birbirini sevmeliler.

bir formül hatası …..         
tanrının görünmeyen bakışı ve ilahi temsilin kaybedilmesi..biz kendi aramızda kendimizi adlandıracak kendimizi ifade edecek bir araçtan mahrum bırakılmış oluyoruz..


donner la mort

biz sorumlu kalmamıza rağmen bizim adımıza karar veren bir tanrı'nın ulaşılmaz gizi karşısında korkar ve titreriz..

6 Mart 2015 Cuma

mantıksal-matematiksel türden soruşturma

- gerçek ile gerçeklik arasındaki ayrım;görünüş ile gerçeklik arasındaki ya da fenomen ile numen arasındaki klasik metafizik ayrımla aynı şey değildir.
özelikle gerçeği,bir durum içinde,herhangi verili bir simgesel alan içinde,tam da durumu bir bütün olarak,gerçeği açısından düşünmemizi sağlayan çıkmaz noktası ya da imkansızlık noktası olarak gören anlayış önemlidir.
- her tekil hakikatin kökeni bir olayda yatar.yeni bir şey olabilmesi için bir şey olması gerekir,hesaplanmayan,öngörülemeyen ya da idare edilemeyen bir şey olması gerekir;sırf şansa dayalı bir kopuş olması gerekir
benim sevdiğim formül,devrimin hem aktörü hemde hedefi olmaktır.olay tarafından hedef alınan,taşınan,çarpılan aktörleriz