Sayfalar

11 Ağustos 2013 Pazar

otojenik..




mezarlar açık kitaptır,anlatılanları gözler önüne serer ağır kurşini granit göz kapaklarını mezarların yanına göm...o durumda da ölüm kendini göstermiş,herşeyi kolaylaştırmış ve anlamsızlaştırmış olacak 

eve dönerken izlediğin dolambaçlı yol



iki yanlış birbirini dengeleyip hareketi doğru yapmaz

yanlışlar,başladıkları yeri terk etmezler ve yeni hasarlarla yollarına devam ederler

6 Ağustos 2013 Salı

non guardare cosi brutto

mio non, ne crains
plutôt que c'è soia quelque chose fans nous-memes
qui ne marche plus






just behave yourself











sud'ba



s menja etogo dovol'no







niente


Il miracolo come sempre,e il risultato fede e d'una fede  audace

3 Ağustos 2013 Cumartesi

soru


Günün sonuna geliyorum ,yine oturduğum yerden anın sonuna geliyorum

Acaba anlıyor musun beni ? yalnızlığını asla paylaşmayacağım, çünkü kendi yalnızlığım duruyor ortada , çoktan beri ve çok zaman duracak. Sizin tasalarınızı paylaşmak için yaratılmadım.sizin bu tasalarınızı ,kendi yasama ihanet etmeden bu tasaları nasıl haklı görebilirdim.size gerçekten inandıkça,o güçsüz ve kendini beğenmiş sözlerinizden,o miskin davranışlarınızdan,o budalaca kuşkularınızdan daha fazla bir şey olduğunuza tamamen inandıkça…doğru hakkında konuşucam o yüce doğru hakkında ama önce siz lütfen,öyleki dudaklarınızdan al köpükler damlasın…

2 Ağustos 2013 Cuma

Toplam vektör sıfırdır.


Korku ve öfke ruh ikizidir..korku bakış boşluklarında vektörel ağırlığını biriktirir.
öfke ,bedenin tüm boşluğunda skaler birikir.
hasılat başarısızlığı ikisini de bakışlardan atmosfere aynı hızla dağıtır…..

Le Temps Perdu




Derin eğilimler bilincin yargılanmasından tümüyle kaçıyorsa,demek ki bilinci yönelimi yoktur.freud bilinçdışını son sığınak olarak tarif eder,ona göre vicdan rahatsızlığı kendini ortadan kaldırmak istediği zaman,kendi özgürlüğünü bu uyuşukluğun içinde yok etmeyi haklı çıkarttığı zaman,vicdan rahatsızlığının bilinçdışına geçişine izin verir..o halde denilebilir ki,bilinçdışı kötü eğilimin bir yönüdür.bilinçdışı psişizminin varlığı ise hiç bir zaman tümüyle bilinçsiz olduğunu söyleyemeyiz hatta merleau pounty bilinçsiz olmadığını göstermiştir.o halde diyebiliriz ki,direnç ,direndiği anıya karşı yönelimli bir ilişki ister ve bu anı psikolojik alana göre devre dışı değildir,nevrozda ise beden varoluşu simgeler,yinelemenin basmakalıp katılığında,kendi varlığından vazgeçme olasılığına,edilgin anonim ve sabitlik içine saplanıp kalma olasılığına dönüşür.o halde şunu diyebilmeliyiz ki;nasıl ki bu davranışı onun uzak yada karanlık kaynağından tümüyle ayıramıyorsak,benzer şekilde bedensel anlatım da hiç bir zaman kendi üzerine dayanmaz.benim sözüm nasıl benim düşüncemse,bedenimde benim bilincimdir,nasıl ki söz ve düşünce içkin sürekliliğin durumu ise benzer şekilde,kendi bedenimden çıkan bedensel varlığım da onun anlatımından ayrı var olamaz ve artık hiç kimseyi temsil etmeyen bilinçdışı temsillemedeki varoluşun donmasını ya da şeyleşmesini reddetmek gerekir.

1 Ağustos 2013 Perşembe

antilogaritma


iyimser bir bükmeyle bir girdabın yine son gerçeklik olmadığını yine yine yineleyen antilogaritma; yıkıcı kuvvettin,dehşete nufus eden çarpanın,hayattla yüzleşmeyi standart yüzeysel akıldışı kuvetle eşleştirerek önümüze koyduğu sonucu insanın beylik klişeleri şeklinde okumak mekanik bir üretimin esrarengiz görüntüsüne kapılmakla aynı doğrudadır. gerçeklik ve onun fantazmik ekini,bastırılmış olanla aynı yüzeye yerleşen içkin ihlal mantığı antilogaritma mantığıdır..şimdilerde çokluk gerçeklik dediğimiz deneyimlerimizin nufuz edilemeyen o yoğunluk efektine karışmadan lekeleştiği bir gevezelikten öte değildir.kusursuz metafor var ise o da doğanın kendisinin baskılanmasına dayanan aklın yazgısıdır.doğanın öznedeki parçası acıyı taşır ama şiddetli baskıyla hatırlamaz ,işte bu özne logaritma sayısı gibi görüntüsel küçülmüş,unuttuklarıyla gülünç yüce bir şekilde büyüyerek çoğalan acılarını yazgısal olarak huzursuz ve bulantı hisleriyle karşılar..doğanın parçasını taşıyan insan figüratif bir şizotiktir.hatırlar büyütür,unutur küçültür...