Aslında kötü bir alışkanlıktır okumak, öteki kötü alışkanlıkların yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yoğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur. Hayır, uyuşturucu kullanmıyorum, kitapları kullanıyorum...”
Aslında kötü bir alışkanlıktır okumak, öteki bütün kötü alışkanlıkların yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yoğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur. Hayır, uyuşturucu kullanmıyorum, kitapları kullanıyorum...”
ve önceleri yalnızca acırdım kendime,sonraları başka yerlerdeki insanlara acımayı öğrendim.
bana 3. kez seni okutan nedir ?
yakmalı kitapları koşmalı sonsuz dilsizliğe..
"Tüm zamanlarda egemenliklerini sürdürenler, yalnızca dilsiz olanlardır... Dil ceza demektir. Her şey dile geçmek zorundadır ve her şey, suçuna ve bu suçun kapsamına göre, yine dil içersinde yitip gitmek zorundadır."
Aslında kötü bir alışkanlıktır okumak, öteki bütün kötü alışkanlıkların yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yoğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur. Hayır, uyuşturucu kullanmıyorum, kitapları kullanıyorum...”
Aslında kötü bir alışkanlıktır okumak, öteki bütün kötü alışkanlıkların yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yoğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur. Hayır, uyuşturucu kullanmıyorum, kitapları kullanıyorum...”
gerçekte kim değil ne ile başlayan oyunlar
se vuol ballare signor contino Il chitarino le suonero
8 Eylül 2019 Pazar
17 Kasım 2018 Cumartesi
niederkommenlassen
Ontolojik öncesi ölüler dünyasına açılan giriş noktası,senin nefese benim sessizliğe gereksinirliğim benim ölümün felsefesine senin ise ölümün sesine gereksinirliğin
bundle theory
ve bir varmış
aşk tümel kayıtsızlıktan
nefret tümel aşktan
doğar.
Hareket keşfetmenin önündeki tek engel hayal gücüdür.
içgüdüsel tercihlerine teslim olan birey zaten bildiklerinden başka bir şey üretemez,
hareket bir algı meselesidir.yeni kinetik olanakları keşfetmek için önce algısal çevreyi altüst etmek gerekir.merkezi sinir sistemi teorik olarak bedenin geometrik özellikleriyle uyumlu,sonsuz sayıda hareket stratejisinin çok küçük bölümünü kullanmaktadır.
hareket bir algı meselesidir.yeni kinetik olanakları keşfetmek için önce algısal çevreyi altüst etmek gerekir.merkezi sinir sistemi teorik olarak bedenin geometrik özellikleriyle uyumlu,sonsuz sayıda hareket stratejisinin çok küçük bölümünü kullanmaktadır.
20 Ekim 2017 Cuma
Nihai kılgısız hareketsizlik...
Değişim; yalnızca biçimin durumuyla ilgilenerek dönüşüm kategorisinde yer alır ,iki belirlenim haline gelmenin mutlak huzursuzluğu olumsallığa dönüşür ,kendi karşıtına dönerek eşit biçimde kendisiyle birleşmesi,özdeşliliğin gerekliğidir.
Dönüşümde yitirilen nesne karar verilimezliğin ontolojik skandalı olarak ,geriye dönüp bakmamayı emreder.
8 Ağustos 2017 Salı
‘Bir gün gelecek,
insanların siyah; ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar.
Bir gün gelecek insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. Bu, daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz ve bütün bir yaşam boyunca sürecek.
Bir gün gelecek, insanlar savanları ve bozkırları yeniden keşfedecekler, uçsuz bucaksıza açılıp köleliklerine bir son verecekler, hayvanlar yükseklerdeki güneşin altında insanlara, artık özgür olan insanlara yaklaşacaklar ve dev kaplumbağalar, filler, bizonlar birlik içerisinde yaşayacaklar, ormanların ve çöllerin kralları, özgürlüklerine kavuşmuş insanlarla birleşecekler, aynı kaynaktan su içecekler, arınmış havayı soluyacaklar, birbirlerini parçalamayacaklar, bu, başlangıç olacak, bütün bir yaşamın başlangıcı.
Bir gün gelecek, kadınların altın kırmızısı gözleri, altın kırmızısı saçları olacak ve kadınlıklarının şiiri yeniden yazılacak.
Bir gün gelecek, insanların altın kırmızısı gözleri ve şaşırtıcı sesleri olacak; o gün insanların elleri yeniden sevme yeteneğini kazanacak ve insanlığın şiiri yeniden yazılmış olacak ve elleri, iyilik yapabilecek, masum ellerini varlıkların en yücesine uzatacaklar; çünkü insanlar sonsuza değin beklemek zorunda kalmamalılar, beklemek zorunda kalmayacaklar.”
— Malina - Ingeborg Bachmann
7 Ağustos 2017 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




