
Aldatmak,daha doğrusu kandırmak,tabiatta türün devamını sağlamak için başvurduğu stratejidir..hayvanlar da yalan söylemeyi beceremez ama,pekala karşısındaki dostu ve düşmanı kandırabilir..baştan çıkarma,insanın doğası gereği kendisi dünyayı adımlamaya başladığından itibaren devreye girmiş,insanın zamanla zekasını parlatması ve dilini sivriltmesiyle kandırma prosedürü hayvanlar aleminin masumiyetinden sıyrılarak,bizzat tarih yazmaya başlamıştır..havva-adem…..erkeğin elmayı yemesi ömür boyu mahkumiyeti .tipik doğulu davranışı türk erkeğinin hala asurlulardan miras kalan davranış şeklidir..gılgameş,iştarın femme fatale olarak sabıka kaydını iyi tutmuş,kadınların mezopotamya’daki saltanatını,asur militarizmiyle sona ermesine öncülük etmiştir.hatta fantezisi kuvvetli yazarların hitler almanya’sına yakıştırdığı pornografik eylemler,dünyayı titreten asur imtiyazlarındandır..kadınların itibarlarının yerle bir edindiği bu ortamda kadının ayartılmasına gerek kalmadan sadece alınır dı..herkesi gözetleyen bir tanrı anlayışı hüküm sürmeye başlayınca,işler çok zorlaştı..ilk günah efsanesi,Yahudilerin babil esaretidir ve eski ahitte sık sık öfkelenen,öfkelendikçe her tarafa lanetler yağdıran tanrının gözetimi altında kadın-erkek ilişkilerinin gelişmesi zordu.bu yüzden de israilin ayartıcı kadınları hep yabancı gelinler arasından çıkmıştır..yakup’un babası ishak’ı kandırmak için komplo düzenleyen anası rebekka’nın kenani bir aileden gelmesi tesadüf değildir yahudi efsanelerinin en kötü kadını sayılabilecek kadını dalila da hafif meşref bir Filistinliydi..Özgür kadınların hakimiyeti,erkeklerin pasif ve uyuşuk haliyle,eski mısır tanrıları arasındaki ayartma hikayeleri ilginçtir..fanilere dönersek;mısırın erkeklerinin ısrarla ayartılmayı beklemelerinin ejipatolojisinde mısır diliyle söylersek,kalenin orta kapıları kendiliğinden açılmadan,oranın sürpriz hücum ve kuşatmayla düşürülmesi erkeğin raconunda yoktu.mısır kadınlarının o imrenilecek özgürlüğü sadece firavun katında sona erdi..fakat iyice pörsümeden önce bir devletluya nikah edilerek hiç yoktan maddi sıkıntıya düşmemesinin sağlanması ötesinde değildi..hatta ikinci ramses’in hareminde 200 çocuğun doğduğu söylenir ve kadının nazı çekilmezdi..kuğunun şarkısı misali tarihe hediye ettiği VII .kleopatra filipator’un güçlü erkeklere diz çöktüren sadece ne istediğini bilen bir kadınmı olduğu tartışılsa da,Cleopatra ihtiyar sezarı’da,genç antonnius’u da kendine bağladığına göre olayı düpedüz bir ayartmaya bağlamak haksızlık olur..Antik yunan tanrılarının empatiden yoksun okçu erosla avlanan fanileri düşününce,mitolojide az aklı olanında,yalan söylemek,aldatmak,kandırmak dolandırmak,o da yetmezse öldürmek akıllıca uygulandığında ayıp olmayacak şeylerdi..miletli aspasia’nın atinada başını döndürmediği erkek kalmamış ve sokrates’in ilham kaynağı olmuştur.erkeklerin kadınlara üstünlüğünü kanıtlamak için bütün dehasını harcayan aristoles’in ise bir heteranın maskarası olması da kaderin cilvesi olsa gerek..ars matoria ortaçağda incilden daha fazla kopya edildi ve ovidius’un bu kitabından,aşk diyalogu kurmanın gerçek ve sanal uzmanları arasında etkilenmeyen kalmamıştır..aynı sıralarda Müslüman dünyası 1001 gece masalları gibi orijinal versiyonu ancak poşette satılan eserler vermiş,ilk günah gibi dertleri de olmadığı için kadın erkek ilişkisi ortaçağa göre daha sıcak ve doğaldı..açıkçası söylemek gerekirse haçlı seferlerinin insanlığa bir hizmeti olmuşsa o da kadınların gönlünün alınması gereken varlıklar olduğunun su yüzüne çıkmasıdır ki,kulenin penceresi altında şarkı söyleyen aşık,hediye olarak özel yetiştirilmiş çiçekler haçlılar tarafından avrupadan ithal edilmiştir..Burjuvazinin müdahalesine kadar geçen altın yıllar,17.yüzyıl ispanya’sında engizisyon baskısının göreceli olarak hafiflettiği bir çağda yaratılan figürdü..ve sonraki dönem aydınlanma çağında ışık durağan değil değişkendi ve kadın-erkek ilişkileri benzersiz bir gölge oyunu karakteriydi..fransız edebiyatının güçlendiği bu devirde müstehcen bir dilin seçilmesi,toplumun kreması sayılacak katmanlarınada yayılması bu diyalektiğin bir parçasıdır…eserlerinde yaydığı doğaya dönüş mesajlarıyla sarayı bile etkileyen Rousseau,yakışıklı bir adam olduğu,müzik ve güzel sanatlarından anladığı halde çamaşırcı kadın olan therese’den daha iyi kismet bulamamıştır..goethe’nin ise yaşı nerdeyse kırkı bulmuşken paralı bir ilişki sayesinde ilk defa milli olması;deli gibi aşık olduğu ama büyük ihtimalle elini bile sürmediği barones von stein’le bol bol çene çaldıktan sonra,akça pakça ama son derece mütevazi bir entelektüel kapasiteye sahip olan christiane vulpiusla evlenmesi;buradan aldığı cesaretle askıntı olduğu torunu yaşıdı kızlarca rezil edilmesi,ayartma konusunda zihinsel inceliklerin tek başına bir şeye yeterli olmadığının kanıtıdır..burjuvazinin sırf şans olsun diye baştan çıkarma hadiseleri nasıl tarihe gömdüğünü,balzac’ın roman kahramanları bize güzel anlatıyor..julien sorel gibi ayartmayı sınıf atlamanın basamağı olarak görenlerin başlarına ne gibi belalar geleceğini de,stendhal tarif ediyor..zola’nın köylü ve proleter çevresinden karikatürize ettiği tipleri hiç saymayalım..en gizli ve en çok özlenen beklediği ve gerçekleşeceğine inanmaya bile cesaret edemediği,bir şeyin gerçekleşmesi karşısında kapıldığı ezici bir şaşkınlığın sonucu döktüğü gözyaşı,gözyaşıyla çizilmiş bir tarihte ayartmanın sadece cinsel bağlamda algılanıp irdelenmesi yetersiz kaldığı kadın ve erkek ilişkisi..beklentilerin coğrafyasını çizen insanın,sevgi sanma saflığı gösterdiği duygusu…yaşanan beraberliklerin tarihe işlendiği sayfaları çevirmeye devam ederken kadınerkek arasına konulan %100 sermaye-------