Sayfalar

3 Kasım 2012 Cumartesi

ö.ç-39-



Tutkunluk; kendi özümüze doğrudan doyum sağlamanın,cinsel içgüdülerin belli bir objeye yönelip,o objeyle sınırlanılmasından başka nedir ki..izlenen amaca varıldığı an tutkunluk silinip amacın dışına düşer.bayağı ve şehvani nitelik taşıyan sevgide böyle bir nitelik taşır işte..libidonun yalınkatlılığının ilerisinde izlenmez..ve ya çok ender geçiş sağlar..kaybolup giden bu içgüdüsel gereksinimin zamanla organizmada yeniden uyanışı,libido objesinin sürekli bir yönelişin,özlenmediği anlar bile onu sevmenin ilk akla gelen nedeni oluşuna şaşırmamalı..amaca engellenmiş içgüdüler ise sevecenlikle nitelik kazansa da bilinçdışında şehevi yönelimler az da olsa hep kalır.ve varlığını devamlı sürdüren bir libido organizmada yerleşik olarak söz sahibi olur.şehevi karakter taşıyan yönelişlerde,öteden beri sürüp gelen sevecenlik duygularının izlediği doğrultuya aykırı bir yola sapar.işte her iki yüzü idealize edilen bir tablo gibi sevi ortaya çıkar…erkek pek büyük saygı duyduğu,ama cinsel istek uyandırmayan dişiye karşı romantik sevgi besler.sevmediği,küçümsediği hatta nefret ettiği dişiler karşısındadır ki, potens e kavuşur..şehevi nitelik taşıyan dünyevi sevgi obje karşısında senteze gider saptırılmış içgüdülerle amaca ulaşmaya çalışan içgüdülerin ortak etkinliğinden aşk doğar..aşk bir tutkunluk içgüdülerin erişim hızında zamana dağılarak yavaş yavaş enerjiyi ve içgüdülerin gereksinimini eritirken..geriye sevecenlikten başka bir şey kalmaz..