
Düşmüştüm,tüm bedenimi yerçekimine yatıyordum…başımdaki kast beynimin içindeki tüm uğuldamaları sanki içine hapsetmişçesine.. çınlamalar zonklamalar sesler yüksek,kollarımdan derilerim dökülüyor,içimdeki tüm dolduramadığım boşluklardan ölçüsüz sevgiler,ve damarlarımdan gurura bulanmış ölçülü kibir akıyor…diz kapaklarım,özgür olmak ,giydiğim kot pantolondan bağımsız olmak istercesine,kotu yırtmış,gerçeğin yalın halinde kan ve çiziklerle sergili,yor kendini…her yanım acıyor,nefes alışverişlerim boğulmaya hazırlanıyorcasına içime batıp çıkıyor ellerimi görüyorum o sıra ,peki onlar neden bu kadar hareketsiz ve müdanasız yatıyor..her yanım acıyor,sevdiklerime gidiyor duygularım ,onlardan parça koparıp tekrar onlar olmam için uzaklaşıyorlar,araba sesi ,ani fren dınkkkk diye bir gürültü ve bağrışmalar telaş ve ben hala bilinçdışımdan benime düşen,tutsak edici bir yaşam sevgisinin benciliği ve bağımlılığıyla içimdeki boşlukta ve şu andaki karanlıkta özverici nefesi soluyorum..hayatıma ilk yaklaşımım bağlılık sözü olduğu içinmidir bu denli saygım,beni yerden yükselmeye itiyor ..sevdiklerim düzenli sıralar halinde geçiyor ,karanlıktan ve ben bir tutsak edici bir sevginin varlığıyla onlar geçerken kımıldıyorum,bağlarla bağlıyım,o halde tutsağım diyorum acılar içinde,kendi kendimin hizmetinden öte onların bana olan sevgisinin benim yokluğumda onlarda hissedilecek boşluğu ,kapatmak mı istiyorum ağzımdan dişlerimin arasından sızan kanla birlikte..kendi yazgımı belirlemek isterken,önümden geçerken karanlıkta ,onların boşluklarına yine bir sahip oluşla mı hareketleniyorum,her yanımdan sinir uçlarımdan döktüğüm inanılmaz ağrılarla..sevgiler kendi için değil de,kendilerinde yarattığı hislerden dolayı sevgi olduğunu bilerek mi bende yaşamı sevip sahip olmaya çalışıyorum iyice ağırlaşan kalp ritmime ..özverici sevgi,bağlantısız mı sevgiydi…sevgide bağlantısızlık ,ötekine bağlı olmadan,onu devinimsiz kılmadan sevmek değimlidir..offff her tarafım acıyor,kalbimin üzerinde ki tek başına kalan tişörtüm bile bana ağırlık veriyor..,zırlamayı bırakmalıyım diyorum bana yardımcı olmaya çalışan gençle göz göze gelirken,yavaş diyor,yavaş…iyimisiniz,iyiyim iyi dediğimde hayretle yüzüme bakıyor,fena düştünüz..yerçekimini ara sırada olsa yalamayı öğrendim diyorum kanayan dişime rağmen gülümsemeye çalışarak..sizi hastaneye götüreyim dediğinde ise iyi yim iyi bir duşa ihtiyacım var tüm salya sümük ve şımartılmış özgecilikten itinayla kurtulmam gerekiyor ki,sahiplenilmiş sevgilerin yerleşme arzusunu korkutayım diyorum,şaşırıyor,anlam veremiyor,boş ver saçmalıyorum dediğimde bu halinizde böyle saçmalamanıza şaşırıyorum diyor ve gülümsüyor,sonra motosikletime doğru ilerlerken ben kendimi senin için sakladım ,sende beni kendin için sakla diyorum ,özne ve nesne arasındaki sahipliğin anlamlı olacağını söyler gibi sessizce yan yatmış oracıkta uzanmış beni bekliyor..hayır bu halinizle tekrar mı bineceksiniz diyor,genç şaşkınlıkla,evet diyorum,bindiğim dalıda kesmem,düşüşlerimden sonra ayağa kalmayıda kesmem..yardımcı oluyor ..başımdan çıkardığı kaskı ,tekrar kendisi takıyor,takmadan önce montunun kolluyla dudağımı siliyor ,minnettarlıkla eğilip yanağından öpüyorum sağol dediğimde,göz göze geliyoruz tekrar ,gözlerin çok güzel bakışlarda tüm ağrılarıma aneztezik etki yaratıyor..yasaksız iyiliğine minnettarım diyorum gülüyor..duymadığım alışkın olmadığım kelimeler diyor..bende görmediğim bakışlar,bilmediğim gözlerin etkisinden kaynaklı diyorum..ikimizde gülüyoruz..sizi merak ederim ,diyor kısık bir sesle..bende gözlerinizin güzelliğine benzer bir güzellikle her daim karışılacağımızı bilerek,yaşamımın bana neler sunacağını merak ediyorum…diyorum,motorumu çalıştırıp hareket ederken gözlerinden dökülen bakışları avucuma kopyalayıp uzaklaşıyorum….eve geldiğimde ilk önce bu bakışları,avucuma kopyaladığım bakışları tuvale resimliyorum..uzun bir süre izleyip sahiplenmemek için bu bakışlara yırtıyorum..uzun süre duşta tüm bedenimden süzülenleri suyla iliştirip akıntıyla uzaklaşmalarını izliyorum yaşama olan bağlılığımızın tek sahipliğimiz olmasının esaretiyle avucumu yıkayıp vücudumdan dakikalarca akan suyla iyelikleri yolcu ediyorum akıntılara..dizlerime kollarıma pansuman yapmıyorum yaşama savuruyorum yaralarımı zamanda kabuklaşıyor …içimdeki kuşku ve kuruntuyu da savurmam gerekiyor diyorum,elimin tarak kemiğinde ağrılar odaklaşıyor kırık mı diyorum,oynatamıyorum.kuruntu kuşku iki zıt eğilimler arasında hiçbir uzlaşma olasılığı olmadığı anlara takılmamalıyım diyorum,törel düzeydeki kuruntunun kuşkuculuğu tetiklediğini yineliyorum kendime .. hastaneye gidip gitmemek arasındaki kararsızlığımı sahiplenmek benim alanımda olmamalı diyorum,elime bakarak gülümseyip saplantı eğilimlerine ödeyecek dakikalarımı savurmalıyım diyorum gözüm saate takılıyor..01::OO kimi zaman çıkıp nefesime ayı çektiğim zamanlar kaçtığım çatıda buluyorum kendimi sokak lambalarının ışığında hafif eğilimli çatı kiremitlerinin üzerine ,içimdeki tüm eğlimleri boşaltacak bir pozisyonla oturuyorum..sahiplenme,kuşku ve kuruntuları ,dayanılmaz derecede ağrıyan elimle uzaklaştırmak istiyorum ,sığarımı yakıp,çok acıyan elimin kısıtlı hareketlerine bırakıyorum…yıldız kaydı tam üflerken,kuşkusuz,kuruntusuz ve sahipsiz düştü,bir anda yok oldu..aya bakıyorum..bana bakıyor sahiplenmeyi istemeyen bir aydınlıkla,küsüyorum ona bulutların arkasına gizlenirken,daha karanlıklaşan bir alana üflüyorum sığarımı savurarak..arkamda bir tıkırtı,kuşkuyu savurduk diyorum aya,olsa olsa benim dostlarımdan biridir,mefisto geliyor,seni çıkarken gördüm diyor..yarım karanlık siluetiyle yanıma oturuyor..sessizlik içinde nefesimizi savuruyoruz aya,ay kendini sunuyor bize..kuşku,kuruntu,ve sahiplenmişlikleri çekiyor sanki,bulanıklaşıyor,mefisto yine gülümsüyorsun diyor,ayın duşa ihtiyacı var yıkanmak için diyorum,tenimize değen yağmur damlaları hızlanıyor,çarpmalara başlıyor,çatıda oracıkta yağmurla duş alıyoruz ayın ,yıkanmış ışığında..kuşku yok,kuruntu yok..iyeliklerden uzak yağmura doyuyoruz…ellim ağrımıyor,yüreğim sıkışmıyor,ellerim hareketli avucumun içinde yalnız kendi resmimi kopyalıyorum…..