Sayfalar

3 Kasım 2012 Cumartesi

v-20-



kompleks..
Yanlış çevrilerce,yanlış anlaşılmalara yol açan kompleks(complexe), karmaşa(kaos) diye türkçeye çevriliyor..gerçekte,sansürün güçleri diye adlandırabileceğimiz rofülman ve direniş komplekslerden kaynaklanır..bir kompleks,hiçbir zaman doyum bulmayan bilinçdışı eğilimlerinden oluşur,çünkü sürekli olarak bir suçluluk havası içine röfule olarak,sonunda bilinen ben ile,devlet içinde devlet gibi hareket eden ve bizim için bilinmeyen bizim bilinçdışı ben’imiz arasında bir çatışmaya,bir iç savaşa yol açar..kompleks diyen,bütünlük(topluluk)der;elbette bir kompleks,rofüle tepkilerden,doyumsuzluğa bağlı acılı heyecanlardan kendisine bağlı imgelerden yayılan arzuların bütünüdür…kısaca,çelişkili ve bilinçdışı davranışların bütünüdür,ama bir düşünce sistemi,daha doğrusu,duygusal bir yapı(bir kompleks,aynı zamanda yapıdır,bu bir duygular topluluğudur,bireyin içinde bulunduğu kimi bir duruma tepkiyi belirleyen ve yönlendiren bir davranış çekirdeğidir..bir kompleksi olan birey,kimi durumlarda ve konulara duyarlı bir bireydir ve bunların karşısında kendi denetimini,davranış özgürlüğünü yitirir.. r.mucchelli)oluşturur..ebetteki çelişkili davranışlardır,çünkü aynı zamanda bu derin arzular,ahlaksal cezadan ileri gelen yasağa başvururlar..bunların temeli,her zaman ikili bir yapıyı bulur..zevk-acı,çekim-itim,aşk-nefret;bunlar şimdiye değin incelenmiş yapılardır..bunlara göre kompleksler,sosyo kültürel buyrukların cinsel ve saldırgan tepilerine karşı koyan bizim doğamızla kültürümüz arasındaki sürekli çatışmadan ileri gelir..bu duygusal davranışlar bilinçli değildir,çünkü açıkça doğa-kültür çatışmasının ileri sürdüğü vazgeçmeden kaynaklanan bunaltıdan kaçınmak için toplumun ve bireyin oluşturduğu dirençle bilinç alanından sürekli olarak dışarı atılır…kompleksler düşünülenin tersine hastalıklı değil,olağan olaylardır..bununla birlikte,kendi bunaltısını yüklenmeyi sürekli olarak reddettiği ölçüde ve bizde bulunan çatışmaların bilincine varmayı reddettiği ölçüde,bilinçdışına kaçmak yolunu seçerek direncin kurduğu yalancı rahatlığı ve yalancı dengeyi yeğlediği ölçüde,ikinci derecede dengesizliklere ve hastalıklı davranışlara yol açar..direniş,bizim doğamız karşısındaki sorumluluğumuza göre bilinçdışı bir kaçış davranışıdır,gerçekten ergin olan hiçbir davranış,gerçeklik önündeki kaçışların davranışları üzerine kurulamaz…bir kompleksin kendi doğasıyla,toplumsal ve ahlaksal yaşamın gerekleri arasında bir çatışmanın tiyatrosu olduğunu anladığı ve kabul ettiği zaman,bu kompleks aşılır..insanın büyüklüğü anlama gerçeği üzerine kuruludur…bir çocuk kendi bedeninin kimi yerlerine dokunmaktan ve izlemekten zevk alır,o bunu yaparken,düşünemeyeceği bir ahlaka tümüyle yabancıdır,yalnızca belirsiz ve bilinçdışı bir cinselliğin tepisine boyun eğer..bu durumda şayet eğitici ,(anne baba bakıcı öğretmen vs),çocuğa hiçbir açıklamada bulunmadan ceza tehdidi altında onun davranışını sadece yasaklayarak davranış ortaya koyduğunda;çocuk korku ve belirsiz suçluluk duygusunun etkisi altında boyun eğecektir..diğer bir deyişle kendi tepilerini kaba bir şekilde bilinçdışına gönderecektir..ya da eğitici çocuğu suçlamadan akıla uygun kanıtlar gösterecektir(alçakgönüllülük,utanma)yada cinsel tepilerinin ne olduğunu,gereksinimlerle duyguların bir uyum kurması için,bunlara egemen olmanın ne denli önemli olduğunu ona açıklamaya çalışacaklardır..bu durumda çocuk,korkuyla felç edilmediği sürece,kendi davranışını ,hayran olduğu anne babasının davranışına uydurmaya çalışacaktır ve kendini küçümsemeden yavaş yavaş kendini tanımayı,kendine egemen olmayı öğrenecektir.dengeli anne babanın verdiği güven,korkuyla değil,çocuğun kompleks dönemini aşmasına izin veren bir işbirliğine başvurur..bunun yanında anne babanın kendi röfulmanına ve doğa önünde kendi utançlarına egemen olmaları gerekir..kendi bilinçleriyle kendi tepileri arasına çelik bir engel koyan,kendi çatışmalarının üzerine kırılgan dengede iyi kötü yaşayıp giden röfule yetişkinler,bu kendi röfulmanlarını çocuklarına aktaracak,bilincinde olmadan çocuklarda bunaltıya ve suçluluk duygusuna yol açacaklar;böylece kimi durumlarda duyarlılık kazanan çocuklar,kendi davranışlarının denetimini yitireceklerdir…anne babaların anlamadan çocuğa bastırdığı korkular,kıskaçlıklar,erotik davranışlar,böylece duygusal imgeler oluşturacak,bunlar geçmişin parçaları olan bilinçdışında kristalleşecek,dayanılmaz durumlara konu olacaktır.(anne-babalar çocuklarının kusurlarını,başkalarından gizlemek için yada onu korkutmak için bağışlanmaz yanlışlıklar yaptıkları zaman işte olan budur..tek başına erotik davranışlarda bulunan bir çocuk,kendisine kızıldığını ve korkutulduğunu gördüğü zaman eğer böyle yaparsan hastalık kaparsın gibi,bu acılı anısını kendi bilinçdışına iter,ama kendi cinselliğini tehdit eden bir babanın acılı imgesi kendi bilinçdışında uyandıracak kimi imgelere yada durumlara duyarlı olacaktır..bu da onda kendi cinselliğine karşı anormal tepilere_güçsüzlük,püritencilik_ yada bilincinde olmadan babasını anımsatan otoriteleri karşı anormal tepkilere yol açacaktır)…çocuk bir çatışmayı çözmeyi denemek için kendi çevresindeki bir kişiye(anne yada bir nesne,bu bir oyuncak ,eski bir örtüye)normal olmayacak şekilde bağlanır..bir erkek çocuk babasından istediği sevgiyi bulamayınca(yada babası olmayınca)abartılı bir şekilde anneye bağlanır,bu durumda anneye saptanmadan söz edilir..gerçekte söz konusu olan suç ortaklığı,sevecenlik ve aşırı koruma saptamasıdır..ve çocuğun gerçeklerin çıkardığı güçlüklere karşı karşıya kalmaktan bağışık tutar..bu bağlılık gençlik döneminde de sürer..hiç bir zaman tümüyle geçmez..ne zaman birey bir başarısızlığa uğrarsa,bilincinde olmadan çocukça bir hava yaratmaya yönelir..hatta kimi yetişkin erkeler kendi eşleriyle çocuksu bir ilişki sürdürerek anneye olan bağlılıklarını yeniden ortaya çıkarırlar ve kendi eşlerinden çocuksu sevgi beklerler..kısacası,bunların sevgi ilişkisi çocukça biçimler içinde kalır ve hiçbir zaman yetişkin bireyin sevgi aşamasına varmaz..kendi sevgi çatışmalarını aile güveni ve anlayışı içinde çözememiş olanların büyük çoğunluğu,ne zaman kendi kendileriyle ve gerçeklerle ilişkide zor durum içine düşerlerse,daha önceki duygusal düzeyde bir tavır takınırlar..yani saptama,geri dönüşe yol açar…güç durumların canlandırdığı çatışmaları çözme yeteneğinde olmayan kimi yetişkin bireyler,elbette başka yetişkinlerin ya da düşlerin,mitlerin korunmasına sığınırlar..ve ikinciler düşsel yapıdır(gelgeç isteklilik,korunma,yalan söyleme hastalığı nevroz gibi)..işte bu geriye dönüşün,gerçeklik düzeyinde başarısızlığa uğrayan bireyin duygusal yoksunluğuna düşsel bir dengeleyici etkisi vardır..gerçekte bu dengeleme eğilimleri simgesel olarak doyurur..yani bireyin kişiliğini dünyaya ve diğer insanlara uyarlamak için karşılaştığı engeller,düşsel olarak yerine getirilir..oysa kendi kültürümüzün davranış modellerine karşı koyan kendi yapımız,bize röfulman olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan vazgeçmeleri benimsetiyor..bu röfulmanların kaynağı duygusal saptamalar ve geriye dönüşlerdir ve bizim davranışlarımız üzerindeki etkileri denge bozucu olduğu gibi,uyumsuz davranışlara da yol açarlar..bu uyumsuzluklar,üstben’e karşı koyan dışavuruma direnişi yüzünden kendi önemlerini ve kaynaklarını gizlerler…