Sanki gözkapaklarından parçalar kopup önünde uçuşuyor, oynaşıyor, beynindeki suçlu gevezeliğin temposuna uyuyorlardı; henüz sesler oluşmamıştı beyninde, ama geri geliyorlardı, geri geliyorlardı. bir kez daha ruhu bir şehir olarak belirmişti gözünün önünde,ama aşırılığının karanlık yolunda kurulduğu için çarpılmış harap olmuş şehir.gözlerini yumarak gerçekten yaşayanların düzenlerinin ne güzel çalıştığını düşündü:tüm makaslar birbirine bağlı,sinirler ancak gerçek tehlike anlarında gergin ve karabasansız uykular sırasında sakin ama dinlenme durumunda değil,her an eyleme hazır.
Bir yanıp sönen ışıklarıyla kah çok parlak kah fazla loş ölen bir pilin titrek parlaklığı
aslında ikilik değil,uyuşmazlık lanet...kör vahşiliğin karmaşasından çıkarıp her biri türü geri dönülmez bir hileye sürüklüyor

