11 Haziran 2010 Cuma
v-52
Ne ‘’tensel arzu’’ ne’’güdüsel zevk’’ahhh kadınlar insanlığın soyunun görev kutsayıcıları..Görevin,özverinin,soyluca kendini vermenin dirençli saygınlığı ile düzenlenişin,adanarak temize çıkan kadınları..bir ‘’düzelme’’,bir temize çıkma..hey hattt bu nasıl ödemedir..alevlerin ve işkencelerin ortasında bakirelerin gülümsemesi ve bir bozgunun tutsaklığında,zincire vurulmuş olarak,son soluklarını verirken,kocalarının yumuşak ve kanlı öpücüğünü onaylarken,hançerin acı vermediğini söylemeler,bu nasıl soyluluktur..Kan emici engerek yılanlarının simgesi oblatif vuruşlarda beyinlerde çalkanırken gebe kaldığın soyu doğurarak temyize gitmen nasıl onurdur..Böylesi bir vesveseyi hesaba katan erkek,erkek adına layıklığı nasıl bir hak görüyorsa kadın varlıkların türü üzerinde yüksek ve alçak adaletin hakkına ,sahipliği görüyor..Soyunu kutsuyor..Sade’nin ,kurbanlara yapılan kötülükler nasıl mucize kabilinde siliniyor ve onarılıyorsa..Erkeğin soyunun adına onarılmalara gitmesi nasılda benzer olabiliyor..Çocuk doğurmuş bir kadını mucize gören erkek kendini hiç onaylamadan dişinin tüm arzularını onaylayarak kurban iç çekişlerde kıvranıyor..Kocaman boşluklar düşüyor önüne..Bir doğurganlığa kıyaslanacak tüm özellikleri yutuyor boşluk ,erkek düşselliğiyle kadına rakip olmaya çalışıyor..Düş ürünleri kadının ayakları altında her seferinde küçülürken,daha da coşuyor kurban.Kadına yaraşır olmak için soluksuz çabalıyor..Sade ve Rousseau’nun karşılaştığı ortak sorunun imgeleriyle düşünürken beynimin içinden geçen uzun monolog ta !!anne olmanın karşısında boş(olan)alan erkek,babalar anne imgeleri karşısında nasıl yaşaya kalmalı..Rousseau iyi anne simgesini alarak,kötü ruhlu anneyi iğdiş etti..Doğuran dişinin görevi kutsandı,arzusu iğdişlerde erkekle aynı denkliğe çekildi..Sade ise,yapay aracı bir babanın desteğini kazanarak anneye karşı saldırganlık tepisini doyurdu..yani sistemin ekonomisi,psişik bir mazoşizmin koşulu altında ancak yaşayabildi…Ya boşluklar..her tarafta..önüm arkam sobe sağım solum sobe..Terasta bir monoloğun içinde ebeliyor buldum kendimi..hem monologlarda oynayıp aynı anda izlemek gülünç bir dökülüşle izleşiyor..Kalbimin ritmini monologdaki ağır tonajlı fenomenler yavaşlatıyor..Koşuyorum ve içimdeki oyunu boşaltıyorum 12 kattan aşağıya boşluğa..Boşlukta partikülleşen oblatif cıvıltılar Sade Rausseau,anne baba,dişi erkek bakireler süzülüyor aşağıda ilerleyen sürünün üzerine konuyor,refleksler sözler değişmiyor içlerdeki boşluklara doluyor boş kandırılışlarla..Sığara yasağıymış..ne bu yaaa diyorum kaç kere ceza aldım,pipomu terasta iş yerimin en kuytu en yoksulluktan uzak boşlukların dolduğu Meryem cıvıltıları altında..bir nefes çekiyorum kii any sowana’nın ruhunun aktarılışına benzer. Nefes verişim,nesnel bir ilişkinin,yaşayan bir nesneyle ilişkisinin yaşamsal gerekliğine işaret edercesine kara şövalyeye dönüyor, dumanın şeklin de..Pipomdan bir nefes daha çekerken yerdeki taşa topa vururcasına vuruyorum..Parmak uçlarıma boşluklar yağıyor acısına dayanamıyorum.. Oturup ağlıyorum ,ayak tırnağım kırılmış hafifte kanıyor altın sarısı ayakkabılarım kızarıyor gözlerimle beraber..Sonra gülüyorum ağlamak için sebebim var işte canım yandı..diyorum gözlerimi silerken..gözlerim kaç gündür kırmızıya vuruyor rengini ,dibine kadar depresifim,depresifim ne olmuş yani ayaklarımı sallarken boşluktan aşağıya meryeme tekrar söylüyorum..Altın sarısı burnu açık yüksek ökçeli ayakkabımda depresif kırmızıya bulandı rengi,öz varlığımın hayranlığını saçlarımdan çözdüğüm saç banıyla aşağıya atıyorum..Saltoları yerçekiminin inadına yükseliyor ,,tenimin kuskuna geliyor geri geri sanki,sesinin ötümlüğünden anlıyorum,otururken sırtımda oluşturduğum eğrilik gözlerimdeki ışığın,bilinen hareketlerinin ve gidişinin izleriyle bükülüyor ,bakışımdan kişiliğim yansıyor gölgeme .kimlik yansımasının beni nasıl kavradığını,bilimin güncel ve müthiş kaynaklarıyla hem matematiksel olarak göstermek istercesine bükülüyorum,gölgem şaşırıyor,onun aptallığının kıyıcısı,baskın çıkan hayvanlığının öldürücüsü oluyorum,küçültüp hiçe vuruyorum..Altın sarısı saç bağım gölgeme takılıp yerçekiminde onarılmayacak bir cinayetin kurbanı oluyor geçenlerin ayaklarının altında.
