
Çocuk parkını boşaltan çocukların yerini doldurdu içimdeki çocuk, gecenin ilerleyen saatlerde..parkın yalın ve coşkulu havasına doğru çekildiğimde gösterişsiz yalnızlığımın adını koymaya çalıştım..adı ne olabilir ki; yaşanmamışlıkların spontan tepkisi..önce salıncakta sallandım,yıldızlarları salladım gözlerimde,gırtlağıma hapsettiğim çığlığı.. babaannemle oynadığım oyunu anımsarken dudağımdaki gülücüğü salladım..gökteki her yıldız kendimiz olur,yıldız kaydığında düşselliğimizde nerde olmak istiyorsak onun resmini çizerek yorumlardık.. babaannem hep tiyatro sahnesinde dedemle çizerdi kendini ben çocuk parklarında..annemle babam işlerinden dolayı hep yurtdışında olurlardı,havaalanında onların yanında kendimi çizerdim..babaannemim gözleri buğulanırdı,gözyaşlarını salladım…kendi gözyaşlarımı sallamam ne mümkün,güçlü olanın gözyaşı olmaz derdi babam hep ve ben onları kimsenin olmadığı zamana gece uyurken yastığa sallardım..büyümüş çok güçlüyüm,ve şimdi ben onları bırakıp giderken onlar çok çok büyümüş güçlüler olarak arkamdan gözyaşlarını sallamaktan çekinmiyorlar…varoluşum bir beden içinde sadece kendini devir eden bir sirkülasyon,dönüp duruyorum,bazen bilincimin dışına düşüp orda donuyor,bazen belleğimin derinliklerine takılıp orda üşüyorum..sonrada benimin içinde yüzerken hop bir de bakmışım yerçekimini öpüyorum,bazen var ya heyecanlarım özgürlük simgesi atlar kadar coşkulu koşuyor,bazen de bakıyorum tüm bedenini yerçekimine yalatan sürüngenler gibi yerlerde sürünüyor..birde bakıyorum ki , kendime ağlıyorum,korkusu ölüm değil,varoluşuna nokta da değil,dıştan yansıyan fenomenlerin benimde duygularıma yaptığı travmanın bilindik korkusunu ,yaşamaktan korkuyorum…haa korkmamayı öğrettiklerinde ben 5 yaşındayım,o zaman lojmanlarımız taranmıştı uzun namlularla..hiç unutmuyorum annem üzerime uzanmış,aynı şeyleri tekrar ediyordu..korkma bebeğim korkma baban ve ben seni hep koruyacağız..15 yaşında ise elçilik binasının önündeki sloganlar artıp,ses içerde yankılanınca kendimi koruyabilirim korkmuyorum diye cama yaklaştığımda beni ikaz eden babama tekrarlamıştım,öğrendiğim korkmaları.. bazen de bir şekerle,sadece bir şekerle gözlerinde dünya yaratan çocukların dünyasını yaşıyorum,kimsesiz bir insanın gereksinimi olan bir tek sevgi sözcüğünün özeli olması kadar özel yaşıyorum,bazen de varoluşumda kapı arkasında can çekişen bir sünepe it gibi titriyorum..varoluşumuzun tüm malzemesi insanın bedeninde devir eder..beyin ve eller arasında yürekle..beynimin ve ellerimin arasındaki tüm boşlukları kaydırıyorum kaydıraktan,çocukken oynamadığım oyunları..çocukların oyunlarını pencere aralığından izlerdim..evden gizlice çıkıp çocukların yanına gitmiştim bir gün,ben geldim ben geldim diye,irice bir çocuk beni iteklemiş sen bizden değilsin demişti..rugan ayakkabılarımdan nefret etmiştim tek farkımız o ayakkabılar değimliydi..ayakkabılara karşı şimdi gizli bir öfke var içimde,sabahları çoğu zaman çıplak ayakla koşarken,ayağımı koruyan kimliği kaydırıyorum..burnum kanamış kollarım çizilmiş elbisem kirlenmiş,ben sadece ayakkabılardan nefret etmiştim..tahterevalliye binemedim karşıma oturacak şu anda hiç kimse yok,sadece parkın yanından geçen birkaç kişinin gülümsemesinin ağırlığı dışında..onlar bana gülüyor,deli diye ,oysa bilmiyorlar neye güldüğümü..gereksinimsizce oynuyorum kendimle..iş yerimde koridora çizgi çizip oyun oynamıştım ,bir süre önce topuklu ayakkabının çıkarttığı tüm ezme sesleriyle,gülüşlerime ve oyunuma dahil olmuştu birkaç kişi..ben uyarılmamıştım bu deli sizi de kendine benzetti demişti bay ihtiyar … bay ihtiyar bana söz vermişti çocuk parkında benimle oynamak için,ya 50 yaşındayım kendime yediremiyorum dedi bir gün gülümseyerek,ısrarım karşısında… beni izledi coşkuyla ama tahterevalliye geçip karşıma oturmadı..bay ihtiyar kurumumuzun amiri ve bana senin arkanı kollamaktan kalp krizi geçireceğim diyor,bende ona gözlerini belimin aşağısından, uzak tuttuğun sürece kalbin yuvasından çıkmaz diyorum,kalbi yuvasında ama zaman zaman gözü yuvasını terk ettiğinde işte o zaman ben iş yerini terk ediyorum…benden daha iğrenç bir şekilde öfkesini yansıtıyor..kalp krizi geçirdi önceki gün çok üzgünüm onun kalbini koydum karşıma kalbini sallıyorum..bay ihtiyar çabuk iyileş…parka senin için geldim,içimdeki çocuğu sırtıma alıp senide karşıma alıp oynuyorum..çabuk iyileş…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder