Sayfalar

5 Haziran 2010 Cumartesi

v-21-



freud üzerine
Çağdaş toplum içindeki insanın rahatsızlığını,bilinçdışı bir suçluluğun bilinçli bir yansımasıdır diye ifade eden Freud,bu suçluluğu bilinçdışında baba imgesinin yerini alan toplumsal otoritenin ,tepilerden vazgeçmeyi zorlamasından ileri geldiğini ifade eder..bu psikolojik yoksunluk bilinçdışı bir saldırganlığın kaynağını,ve kaynağın kendisi de, baba figürünün sevgisini ve koruyuculuğunu yitirme korkusu olarak sınırlandırarak bireyle toplum arasındaki çatışmayı yalnızca oğul-baba tipi bir çatışma olarak değerlendirir..oysa tepilerden vazgeçme günümüzde bize, freud ‘un zamanından daha az açık görünüyor..cinsellik,erotizm,saldırganlık yalnızca güncel açık bir şiddet durumunda(karayolları üzerinde meydana gelen toplu kıyım) ve o yıllardan bu zamana bu rahatsızlıklar durmadan artış gösteriyor..çağdaş insanın iç geriliminin tehlikeli bir şekilde patlama noktasına yaklaştığını söylemek,herhalde aşırı olmaz..freud bu tezi açıklamadan birey-toplum kavgasını ben ile nesne arasındaki kavganın paylaşımı için,libido ekonomisinin iç anlaşmazlığına bağlıyordu..gerçekte,okul eğitimi konusunda toplumsal erkten söz etmek,yalnız bir toplumsal sınıfın değil,ayrıca her dönemde egemen olan bilinçdışı çatışmanın da bir yansıması olan toplumsal erkin,başlıca ben’in idealini yıkmaya yönelik olduğudur.. bu ben idealinin toplumsallaşmış,gelişmiş biçimi,tersine gelecekteki toplumun içindeki gerilimleri azaltmak için en iyi güvence olabilirdi..aile dışı yaşama daha ilk atılan adımlardan itibaren etkisini gösteren toplumsal baskının belirgin özellikleri,odip sonrası iyice gelişmiş olan ben’in ezilmesi;odip sonrası üstben’in babanın bilinçdışı imgesinin,anne baba imgelerinin saldırgan olan bir evreye ve cinsel enerji olgunlaşmasının anal evreye denk düştüğü düzeye geri dönüşü gözlenmektedir..baskıcı anne imgesinin freud’un kuramında çoğu zaman nasıl görünmediği tartışılmalıdır..bir yanılsamanın geleceği(bu deneme 1927 yayınlanmıştır)nin üçüncü bölümünde bir doğa tablosu başlar..bu şaşırtıcı kara tablo,herhangi bir zamanda anne yada babalarını özellikle kötücül ve saldırgan diye tanıttığı bir porteyi anımsatmıyor değil..kendi eski bilinçdışı saldırganlığına böyle bir yön değiştirme biçimi olabilir.. bilinçdışı imge,her şeyden önce tepinin psişik temsilcisi,ve kişi bu imgeyi dile getirdiğinde,tepiyi dile getirmiş sayılıyor..freud’un kişiliği konusunda bilimsel bir tabunun varlığını,hele psikanalizcilerin saygı duyma adı altında tam bir tabuya dönüştürerek ve onunla ilgili yorumları nerdeyse yasakladıkları,tarih kronolojisinde ilgilimi çeken bir konuyu buraya taşımak istiyorum…oysa onun kendisi,dostoyeveski ve vincinin analitik incelemesini nasıl bir gözüpekliğin örneğini vermişti..1923 yılında çene kanserine yakalanıp 16 kez tekrarlanan ameliyat ve o zamandan sonra –doyum fırsatını,soğukça zalimce-yıkan çene kanseri arasında bir yakınlık kurmazmıydı..çünkü onun 67 yaşında uğradığı kanserle,uyuşturucu alanlara özgü sigara içme zevki ile bir bağ kurmamak kolay değil…ve bir yanılsamanın geleceğinden yedi yıl önce doğa onun ikinci kızı sofi’yi peşinden 1923 ve beklide en çok sevdiği varlık olan torunu heinz’i hoyratça yok etmedi mi..’’şu gerçek ki,uygarlık kendi güdülerimizi sınırlamamızı istiyorsa,kendi yöntemine göre bizi sınırlandırmak için özellikle etkilidir..ve doğa soğukça zalimce,kabaca yıkıyor ve bu kimi kez haklı olarak bize doyum veriyor’’(bir yanılsamanın geleceği s:21)ve yine olumsuz doğa tablosunda, ‘’işte insana benimsetmeyi arayan tam bir boyunduruk rolü oynamaya benzer öğeler;titreyen,yarılan,insanı ve yapıtlarında yer tutan,kabaran ve taşan her şeyi boğan su,önündeki her şeyi götüren fırtına,başka canlı varlıkların saldırısından ileri geldiğini düşündüğümüz hastalıklar ve son olarak ölümün acı veren bilmecesi,şimdiye kadar hiçbir ilacı bulunmayan ve kuşkusuz asla bulunmayacak olan ölüm..doğa kendi güçleriyle bize karşı yüce ,zalim ve eğilmez bir şekilde direniyor,böylece bize kendi zayıflığımızı anımsatıyor’’ve freud’a göre doğa derinden ve temelden kötüdür..ve bu yaşam kavramında freud’un kötümserliği denilen şeyleri bulabiliriz..bunun kuramsal olarak dile getirilmesi,tüm canlı varlıkları kuran ölüm güdüsünün(bütünlüğü parçalayan ve öğelerini inorganik duruma geri götüren thanatos)yaşam güdüsü’ne(öğeleri her zaman daha geniş bütünlük içinde bıkmadan toplayan ve kuran eros) karşı koyuyor….bunları 1920 de,savaşın kendi ülkesini harabeye çevirmesiyle derinden üzülen 64 yaşındaki freud’un yalnızca bir varsayımdı ve sonra kanıya dönüştü..insanın bilinçdışı için doğanın anne olarak özümlenmesinin,yada daha çok anne imgeleri seçmeli olarak doğaya yansıyordu(tarımın başlamasıyla birlikte,ataerkil ailede erkek çocuğun önemi artıyor.cinsel enerjisi yeni aile içi zina ilişkilerinde kendini dışa vuruyor ve besleyici anne toprağın ekiminde simgesel bir doyum buluyor_totem ve tabu_s;209)iyi doğa yaşamın kaynağı(anne imgesi iyi)doğa ilgisiz ve yıkıcı(anne imgesi kötü)..freud’un goethe’nin doğa üzerine olan şiirinden çok etkilenerek tıp öğrenimi yapmak için karar verdiğini biliyoruz..freud’un yaşam öyküsünden öğrendiğimize göre,onda aynı zamanda’’ iyi’’anne tipinin çok güçlü bir kimliğini alma(yani ,genç anneye yönelmiş cinsel enerji özellikle canlı bir aşk) ve ‘’kötü’’ anne tipinin güçlü bir şekilde kimliğini alma(yaşlı ,çirkin ve hırsız bebek bakıcısı,cehennemden bahsederek ona korku salan kötü anne_freud’un oğlu martin freud’un anlattığı bu annenin kendiside öfkeli,tez kızan heyecan kasırgasıydı_)freud’un doğaya vermiş olduğu niteliklerin,melanie klein’in betimlediği,hastalarda dile gelen kötü anne imgesiyle aynı olması oldukça dikkat çekicidir..sarsılan ve insanı yutan yer,içinde her şeyin boğulduğu su önünde her şeyi sürükleyen fırtına;doğmakta olan ben’in saldırgan,ilkel tepileri ele geçirmesiyle ,bu ben’in yutulma,kapılıp gitme,suya batma tehlikesi ortaya çıkıyor..ama bu ilkel tepiler,özneyi ve nesneyi öldürmekle tehdit ederken,’’kötü anne’’imgesi biçimi altında içe mal edilen anneye doğru önemli bir şekilde yönelirler,sonra ikinci olarak ben’e yönelirler… ve yukarda bahsettiğim varsayım olayın kendisinden çıkarılabilir..freud’un çenesini yavaş yavaş kemiren bu iğneleyici kanser,yamyam annenin,bu kötü anne imgesinin bir etkinliği olarak yaşanmıştır ve küçük çocuğun ise yamyamca düşlemesine özgü dışa yansıtma,içe yansıtma olarak yaşanmıştır..ve bu zamana değin tutulan röfüle,geri dönmüş gözüküyor..savunma durumu,bir ölüm güdüsünü istemekten ibarettir ve bunun bilinçdışı anlamı şudur;bu gün öç alan,daha önce benim saldırdığım annem değildir..kişilik dışı ölüm güdüsüdür bu..öyleyse ben eskiden eskiden anneme saldırmadım,ben kurbanım suçlu değil..dile getirme daha karmaşık,çünkü bilindiği gibi Freud kanserin,yaşam güdüsünün ilkel bir dışavurumu olduğunu düşünüyordu..bu ise,saldırganlık ile bu kanser arasındaki tüm ilişkileri yansıtmaya yönelik ikinci bir savunma durumu gibi ortaya çıkabilir..üçüncü savunma durumunun öğelerinden birisi ise(anne imgeleriyle aracı olan)babaya başvuru olacaktır..özellikle musa ile özdeşleştirmesi sayesinde(son kitabını musa’ya ayırmıştı)baba imgesine fazla sarılmıştı..musa babanın savunucusu olmuş,baba kültünü yerleştirmişti..öyleyse bu babanın özel bi,r iyiliği,yaklaşan ölüm-anneye karşı özel bir koruyuculuğu beklenebilirdi…