
Yazmazsam çıldıracağım…düşünceler kalemden daha hızlıdır ve ben bu hıza ulaşmak için zaman bulduğum har an içimde siperlenen bulguları kaleme teslim ediyorum..çalışmaların çoğu yazılarak yapılırsa;bununla günlük tutma arasında bir karşılaştırma yapmak kaçınılmazdır..bu karşılaştırmanın irdelenmesi ayrıca analitik çalışmanın bazı özelliklerine açıklık kazandırmaya da yarayabilir.yazdıklarıma günlük demek doğru olmayacaktır;günlükle olan benzerlik ise güncel olayların yalın bir raporu değil de kişinin kendi coşkusal deneyimlerini ve güdülerini doğruluk ruhuyla kaydetmek amacıyla yazılmış bir ürünse söz konusudur.ama ikisi arasında önemli farklılıklar vardır. Bir günlük olsa olsa,bilinçli duyguların,düşüncelerin ve güdülenmelerin dürüstçe kaydedilmesinden oluşan bir çalışmadır..günlüğün sahip olacağı belirgin özellik,yazarın kendisi için bilinmeyen deneyimlerden çok,dış dünya için bilinmeyen coşkusal deneyimlerle ilgili olmasıdır itiraflar eserinde Rousseau,mazoşistlik deneyimlerini açığa vurma konusunda kendi dürüstlüğünü ortaya koyduğu zaman,kendisinin farkında olmadığı için bir etken ortaya çıkarmış değildir;o yalnızca genellikle gizli tutulan bir şeyi rapor etmiştir.ayrıca eğer bir günlükte güdülenimlere yönelik bir araştırma varsa bu,taşısa bile çok küçük ağırlığı olan sağlam olmayan bir tahminin sınırlarını aşamaz.genellikle bilinç düzeyinin altına girmeye yönelik hiçbir girişim yapılmaz..misal the strange lives of one man adlı eserde ely culbertson,karısına yönelik kızgınlığı ve huysuzluğunu dürüstçe dile getirir,ama olası nedenlere ilişkin hiçbir ipucu vermez.bu görüşler günlüklere yada özyaşam öykülerine yönelik bir eleştiri anlamına gelmez.bunlar kendi adlarına bir değere sahiptirler,ama özün keşfedilmesi çalışmasından yapısal olarak farklıdır.hiç kimse ama hiç kimse kendi hakkında bir öykü yazıp hemde belleğinin özgür çağrışımlar içinde özgürce koşmasına izin vermez..imkansız denilen olgulara ulaşmayı seviyorum,amacım ise bu hiç kimse kalıbını yıkmayı deneyip özgür çağrışımlarla koşmayı, denemeye kararlıyım..anahtar sözcükle özgür çağrışımları çoğaltmayı denedim önceki blogum da,popüler oldu bende tüm yazdıklarımla birlikte onu sanala gömdüm..şimdi burada pratik açıdan önemli olan bir başka farklılığı da ortaya koymak gerekiyor.bir günlük tek gözle gelecekteki bir okura yönelir,bu okur gelecekteki bir yazar da olabilir,daha geniş dinleyici topluluğu da.ne var ki geleceğe yönelik bu tür bir bakış kaçınılmaz olarak arı dürüstlüğe zarar verecektir.o zaman yazar bilerek yada bilmeyerek düzeltmeler yapacaktır.bazı etkenleri bütünüyle atlayacak,kendi hatalarını olduğundan az gösterecek ya da başkalarının üstüne atacak yada bazı insanları açığa vurulmaktan koruyacaktır.eğer kişi hayran bir dinleyici topluluğuna seslenme yada eşsiz değerde bir şaheser yaratma görüşüne en küçük bir eğilim gösterirse,aynı şey çağrışımlarını yazarken de olacaktır,ve odluda ve bir önceki bloğumda özgür çağrışımların değerini yok eden bütün günahlar olmasa da ,kısmi günahları işlediğimi itiraf etmeliyim..amacımı belirledim kendimi tanıma amacına hizmet etmek ,kişileri kendi ismini kullanmadan kendi özgür çağrışımlarımı libarel bırakmam,kendi amacım için gerekli….kendini analiz yöntemi bir analistle yürütülen çalışmadakinden farklı değildir,teknik yine özgür çağrışımdır…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder