Sayfalar

6 Haziran 2010 Pazar

v-23-



İdeal imaj ve öze yönelik öfkenin dışsallaştırılması…X-Y-Z….
Gruplamaya, ısrarla bir kalıba sokmaya benzetmeye ve sıralamaya tabi öngörüleri göz önüne alarak, oluşturulmaya çalışılan bu imajın özgün yapılarını belirlememiz gerektiğini göz ardı etmeyerek ,isteklere cevap vermek için 3’bölmeye karar verdim..ideal imajının hangisine uyuyorsa ,kendinizi yerleştirmeniz sizin yeteneğiniz ve yaratıcılığınızdır..kendim için öngörülen imajı ise bazı sevgili blog okurlarının şahsıma yönelik ölü sevici(yönetmenin sınırsız kalıpsız ve insanın içinde neler barındırabileceğine yönelik duyguları sansürsüz ve büyük bir yüreklilikle ortaya koyarak işlediği filmlere olan beğenimi baz alarak değerlendirmeye gitmesi)nitelendirmeleriyle,ruhumun kadavramla ilgili tüm fantezilerine göz yummak için,bedenimi kısa süreliğine,ben ile nesneler arasında üleşim içinde verilen kavgalara benzer cinsel enerji içindeki iç anlamazlıklardan uzakta ,sosyolojik bir reel oyunun içinde bir hafta körelteceğim…öfkenin dışsallaşması mümkündür,işte tamda bu noktada bu konuya az bir dokunarak geçmeyi gerekli görüyorum…ülkemin içinde bulunduğu sosyolojik karmaşayı görünce(psiko-patolojik erk sosyolojisi)ister dinsel,ister laik,tüm otorite,çocuklukta olgunlaşmadan ve büyümeden ileri gelen insanın,suçluluk duygusu üzerine kurulu kendi erkini sağlamlaştırmak için(annenin ve sonrada babanın gücünü) saldırganca ele geçirme çalışmalarını izlerken karşı sınırlayıcı grup histerisini de göz ardı etmeyeceğim…bireyin kendine yönelik öfkesi(bunu etraflıca başka bir başlık altında değerlendirmek gerekir)3 ana yoldan dışsallaşır ,diyerek bu bölme parçalama eylemlerine katkım olsun..ve bu noktada yine bir kitap önermeden geçemeyeceğim..pek tabiî ki kitap okuma oranımız değerlendirildiğinde,bu önerim çok yersiz kalacak ama kendimi tatmin işte…kitabımız karl menniger’dan gelsin man againist himself(tartışılan bir kitaptır;öz yıkıcı dürtülerin taşıdığı gerçek tehlike fark edilmediği sürece bu boyutun nerelere taşınacağı konusunda menninger bütünüyle konuya farklı açıdan yaklaşır..hatta bu yaklaşımda,freud’u izleyerek öz yıkıcı bir içgüdünün varlığını savunur..kendini parçalama dürtüsü ile kendini sakat bırakma ve dışsallaştırma olmasaydı büyük bir olasılıkla çok daha intihar olayının söz konusu olacağına değinir..)

İlk gruplamaya X diyelim…
Düşmanca ketlenilme sonucu öfkesini dışarıya püskürtenler,öfkelerini başkalarına yöneltirler,bu genel bir sinir olarak ve başkalarındaki bireyin kendi içlerinde nefret ettikleri hatalara özürlere yöneltilen özel bir sinirlilik olarak ortaya çıkar..bu durumlarda X ,kendi imaj kişiliği içinde güç kulesini devreye sokar onun için kendi içindeki herhangi bir zayıflığa göz yummayı olanaksızlaştırmış,parçalama dürtüsü ile delice öfke içinde kalmıştır..bu olanca abartılı tepkisini,sonradan unutmuş olması oldukça tipiktir..dışsallaştırılmış ama henüz bundan vazgeçmeye hazır değildir..neden mi bunun içinde yine bir kitap okumanız gerecek,okumak istemeyenin bu özgür seçimine yine saygıyla karşılık vermekten başka ne yapılabilir,nedeni açıklanabilir..bende bir seçime gidip özgürlüğümü kullanacağım,nedenini açıklamayacağım..kitabımız ise ,the man who watched the train go by yazarımı georges simenon
X ‘in ideal imaj çatışmasında ağır basan yanı uysallıktır..sevecenlik,onaylanma,özel ilgi görme,cana yakın ve cömert düşünceli ve sevgi dolu olma ihtiyacı,önem bakımından ikinci sırayı alan çatışması ise gruplara katılmaya yönelik her zaman tiksinti,bağımsızlık üzerine vurgulama,bağlanma korkusu,zorlamaya yönelik duyarlılık eşliğinde içe dönüklük..bu içe dönüklülüğü sürekli olarak insan yakınlığına duyulan ihtiyacıyla çarpışmış ve kadınlarla ilişkilerinde tekrarlanan rahatsızlıklar yaratmıştır,her zaman önde olmaya duyduğu zorlamada,dolaylı yoldan başkalarını baskı altında alışında,ara sıra onları kullanışında ve hiçbir müdahaleye izin vermeyişinde kendini dışa vuran saldırganca itkilerde oldukça belirgindir..bu eğilimler onun sevgi ve dostluk yetisini zayıflatmaktadır..ve içedönüklülüğüyle çarpışmaktadır..bu itkilerin farkında olmayan X ,üç öğeden oluşan ideal imaj yaratmıştır..büyük bir aşık ve dosttu;herhangi bir kadının,bir başka erkeğe daha çok ilgi gösterebileceğine inanmıyordu..hiç kimse onun kadar ince ruhlu değildi..yaptığı işte en iyisi,büyük bir felsefeci, boşunalığı üzerine derin bir iç gözlemle donatılan birkaç kişiden biriydi..bu imaj hepten fantastik değil elbet;büyük başarılar sağlanmıştır,beceri bolluğuna da sahiptir..itkilerinin yapısını da bulutlandırmıştır hatta,doğuştan yetenekler ve niteliklere yönelik inançla yer değiştirmiştir..nevrotik bir sevecenlik ve onaylanma ihtiyacı yerine,var olan sevme yetisi,çatışmalar ise aşağı ki yoldan arındırılmıştı..gerçek yaşamda birbirlerinin önüne çıkan ve onu var eden beceriler,herhangi birisini eylem içinde gerçek ürünlere dönüştürmekten alıkoyuyordu,soyut kusursuzluk alanına itiliyor ve zengin bir kişiliğin uyumlu yanları olarak ortaya çıkarılıyordu..temsil edilen üç çatışmanın üç değişik yanı X ‘in ideal imajını oluşturan üç öğe içinde birbirinden yalıtılmıştı…..

y grubu…
Y’nin durumunda ağır basan eğilim bir önceki bölümde tanımlanan bütün özellikleriyle oldukça ağır türden bir coşkusal yalıtımdı..boyun eğme eğilimi oldukça belirgindi ancak Y’nin kendisi bunu bilinç düzeyinde kovmuştu,çünkü bu bağımsızlık arzusuyla aşırı bir uyuşmazlık gösteriyordu..çok iyi olma çabaları,bastırma kabuğunu paramparça etmişti..bir insan yakınlığı özlemi bilinçliydi ve kesintisiz biçimde coşkusal yalıtımla çarpışıyordu..sadece hayal gücünde amansız bir biçimde saldırgan olabiliyordu,hayatına karışan herkesi öldürmeyi açıkça arzulayarak kendini kitle katliamı fantezilerine kaptırmıştı..bir yaşama savaş felsefesine inanmayı doğru buluyordu..amansız öz çıkar arayışının eşlik ettiği güç insanı haklı yapar öğretisi,tek zekice ve dürüst yaşam biçimiydi..ne var ki gerçek yaşamda oldukça ürkekti,şiddet patlamaları belli koşullar altında ortaya çıkıyordu..aynı kendini büyük görme aynı potansiyelleri gerçek sanma ile nevrotik eğilimlerin reddedilişi,bastırmaya yönelik hiçbir girişim yapılmamış,çelişkiler olduğu gibi kalmıştı..ama gerçek yaşamın tersine bunlar arı ve katışıksız gözüktüğünden yalıtılarak birbirlerinin yoluna çıkmamışlardır,ve böyle gözükmektedir,çatışmalar böylece gözden kaybolmuştu..
öfkenin ikinci dışsallaştırma yolu ise bireyin kendi için göz yumulmaz hatalarının başkalarını çileden çıkartacağına yolundaki bilinçli yada bilinçsiz ama dinmek bilmeyen korku ve beklenti biçimini almasıdır..ve belli davranışının,başkalarında derin bir düşmanlık yaratacağına öylesine derinden inanabilirki,bu davranışa tepki olarak bir düşmanlıkla karşılaşmazsa açık ve dürüst bir şaşkınlık duyabilir..başlangıçtaki başkalarına yakın olma ihtiyacından kaynaklanan uysallığı,düşmanca karşılık beklentisi tarafından pekiştirilmiştir..aslında artan uysallık,bu ikinci yoldan dışsallaştırmanın temel sonuçlarından birisidir ve tam bir kısır döngüdür..zorlanımlı uysallık artar,daha büyük öz gizleyiciliğe itilir..bu durumda düşmanca dürtüler,bireyin kendine yönelik öfke yaratır..ve başkalarına yönelik artan bu korkuya yol açan bu öfke dışsallaştırılması karşılık olarak uysallığı pekişir..

Z grubu…..
Daha birleşik ideal imaja yönelik gruptur..güncel davranışlarda,sadistlik eğilimler eşliğinde saldırgan eğilimleri güçlü bir ağırlık kazanmıştır..buyurgandır ve başkalarını kullanmaya yatkındır..yiyip bitiren bir hırsla güdülendiği için,her durumda büyük ölçüde öne atılıyordur..tasarlayabiliyor,düzenleyebiliyor,kavga edebiliyordu..bilinç düzeyinde dinmek bilmeyen bir yaşam felsefesine bağlanmıştı..aşırı ölçüde yalıtılmış,ama saldırgan itkileri onu her zaman insan gruplarıyla karşı karşıya getirdiği için onlarla arasındaki uzaklığı koruyamıyordu..yinede herhangi bir kişisel ilişkiye girmemek,temel öğeleri insanlar olan herhangi bir alanda eğlenme,haz duyma konusunda kendini bırakmamak için her an tetikte bekliyordu..ve başarılıydı..çünkü insanlara yönelik olumlu duygularını büyük ölçüde bastırmıştı..insanca yaklaşma arzuları temelde cinsel kanala aktarılmıştı..güç özleminin karşısına dikilen bir onaylanma ihtiyacı eşliğinde boyun eğmeye bir eğilimi vardı ve temelde başkaları üzerinde,bir kamçı olarak kullanılan, kendi yaşama felsefesiyle kafa kafaya çarpışan sofuca değer ölçüleri vardır..kendi ideal imajı içinde o,ker zaman doğruyu kovalayan,parlak zırhlı şövalye,şaşmaz bir görüş gücü olan savaşcıy dı..akıllı bir önder kişisel olarak kimseye bağlanmayacak ama denetim içinde katı ve amansız bir yönetim kuracaktı..kadınlar onu sevmişti ve oda büyük bir sevgili olabilmiş ama hiçbir kadına bağlanmamıştı..bur da da diğer olaylardakiyle aynı amaca ulaşır..temel çatışmanın öğeleri kaynaştırılır…
Ve öfkeyi dışsallaştırmanın üçü yolu,bedensel hastalıklar üzerine odaklanmıştır..öze yönelik öfke olduğu gibi algılanmadığı zaman açıkca bağarsak hastalıkları baş ağrısı vb gibi fiziksel gerginlikler yaratır..ruhsal sorunlarını,bedensel rahatsızlıklara bağlamaya heveslidirler..ama bu hastalıkları dış uyaranlara bağlamaya da heveslidirler..