Sayfalar

29 Haziran 2010 Salı

Ö.Ç -8-



Tanımlanmış özgürlükler analiz edilince açığa çıkar..bastırılmış duyguların,insan ilişkileri alanına aşılabileceğini gösteren öz yeterlilik göstereninde;coşkusal yalıtım içindeki insanı başkalarına bağımlı yapan arzu ilgi haz,içerden gelen bir hainlik olarak görülüp,bu bağlamda denetim altında tutulabilir..sanki bu duygunun tam yoğunluğuyla sahneye çıkmaya izin vermeden önce her durumun,olası bir özgürlük kaybı açısından özenle sınanması,onun bu bağımlılık tehdidi,coşkusal olarak onun geri çekilmezine neden olacaktı…doldurulamayan boşluk alanı bağımlılığı özgür bırakma denetimiyle yatılan kadınlarla ,özgürlüğünün engellenişinin altında yatan korkularla sınanırken,kendi özünü ezmeye yönelik her geri çekiliş,erkeğin içindeki kendine uyumuna uzaklık mesafesi kazandırır…ve bu mesafeye saygı duyar..bu gün özgür çağrışımıma karışan,bir blog,bu blogun yazarını tekrar düşünmeme sebep oldu..thoreau’nun walden’i ve o çarpıcı düşüncelerini taşıdı belleğime ‘’ gönüllü yoksulluk diyebileceğimiz üstünlük sağlayan bir konum dışında, hiç kimse insan yaşamının tarafsız ve akıllı bir gözlemcisi olamaz.’’ve bununla birlikte kişileri birbirine bağlayan bağın bu duyguyu nerden ve nasıl aldığını düşünürken bu yoksunluğun yoksulluğuyla denetim altına alınmayan özgürlüğün yarattığı konumdan,aldığına karar verdim..kişileri birbirine bağlayan bağ,yoksunluk olmadığı zaman özveri gibi bir özgürlüğü engelleyen bir denetim mekanizmasıyla işlevselleşiyor..özverinin yalan olduğunu biliyorum,çünkü denetimle şekilleniyor..olsa olsa fiziksel ve ruhsal bir edim..ve böyle olunca tek başıma yaşamayı,asla evlenmemeyi,pek fazla konuşmaksızın,yardım istemeksizin,güçlü ama huzur dolu olmayı düşlüyorum..kendi üzerimde çalışmak,özgür daha özgür olmak,açıkça görmek yaşamak için düş kurmayı bırakmayı istiyorum..hatta ahlakın hiçbir anlamı olmadığını,kesinlikle doğru olduğu sürece iyi yada kötü olmanın hiçbir farkı olmadığını,en büyük günahların ise yakınlık ve ilgi beklemek için işlendiğini biliyorum.. şu anda hissettiğim bu duygular,onun hissettiği duyguların tanımı kadar yalan olduğunu biliyorum..çünkü şiddetli olarak hissettiğimiz ,bilinçli olarak algılanan güçlü bir duygu sevgi ve bu duygu başkalarıyla yakınlaşmayı sağladığı için bastırıp,ezip çiğniyoruz..çünkü ilk gençlik dönemimiz coşkusal bir körlükle ve yakın ilişkilere yönelik acıklı girişimlerin izlerini taşıyor..artık bilinçli bir uzaklıkla güven ortamımız için redde diyoruz..ve yattığımız erkek ve kadınların duygularına bıraktığımız izler özgür daha çok özgür olmak için,onların özgürlüklerini engelleyen bir bağa dönüşüyor..