
iç buyrukların egemenliğinde bir madam wu....
Ün arayışının en amansız en açık ve en dışa dönük öğesi nevrotik hırs tır..bu dışsal başarı itkisidir..her şeye egemen olma itkisinin kapsamı aynı kişide yaşam boyunca değişikliğe uğrayabilir..zorlanımlı bir şekilde,bazen iş alanında bazen sosyal ilişkilerinde,öğrencilik yıllarında veya para kazanma konusunda alan değiştirebilir..hırsın pençesinde kıvranan insanların yaptıkları işin içeriğine duydukları ilginin yok denecek kadar az oluşu gerçeğinin arkasında saklanan tek isteğin ün arayışının kendisidir..düşünülen ve istenilen şey sadece ünün kendisidir..bu kişilerde yansıyan çeşitli yollarla farklılık gösterir,güç ve otorite isteğinin perde arkasında nüfuzlu olmak insanları kullanmak,saygınlık görüntüsünün arkasında ise,prestij,alkış popülerlik beğeni ve özel ilgi yatar..elbette bunlara ulaşan insanları,çabalarını yerine koyma açısından bakıldığında doğrudur düzleminde değerlendirebiliriz,öte yandan,parayı ayrıcalığa,istenilen güce ulaşılabilirlikten sonra,arakasında koştukları amaçların boşunalığını olanca etkisini hissetmeye başladıklarında sorunlar su yüzüne çıkıp,içsel güvenlik duygusu,huzur ve yaşama sevincine yüklenen anlamsızlıkla baş başa kalırlar…ve sistemin yarattığı rekabetçi toplumda yaşayan insan için bu ifadeler garip ve dünyasal olmaktan uzak gözükebilir..rekabet öylesine içe işlenmiştir ki,en yakın arkadaşı geçmek ondan daha iyi olmak isteği doğal bir görünüm almaya başlamıştır..rekabetçi toplumlardaki zorlanımlı ,bir şekilde başkalarından üstün olma isteği,kültürel değerleri önemli ölçüde değiştirmiştir..ün arayışının içindeki en yıkıcı öğe kinci zafer itkisidir..bu itki gerçek başarı ve üstünlükle yakından ilişkilidir..temel amacı ise,başkalarını utandırmak yenmek,önem kazanma yoluyla güç elde etmek başkalarına ,küçük düşürme yöntemiyle acı çektirmektir.. kinci zafer itkisi fantezi dünyasını da işgal ederek,kişiler ilişkilerde başkalarını düş kırıklığına uğratma,oyuna getirme ve alt etmeye yönelik dayanılmaz güce sahip dürtülerde kendini ele vermeye başlar..çünkü bu itkinin güdülendirici güçleri,çoğunlukla yaşanan düş kırıklıkları ve aşağılanmaların öcünü almaya yönelik dürtülerden kaynaklanmaktadır..kinci zafer itkisi gizlidir..çünkü yıkıcı doğasından ötürü ün arayışında en çok gizlenen öğe haline dönüşür..bu itici itkinin amacı başkalarını alt etme küçük düşürme yoluyla kendi içinde zorlanımlı bir eritme yoluna gidilmeye çalışılsa bile dışsallaşma yoluyla kendini haklı görme durumuna olanak verir..artık yansıttığı tüm nevrotik belirtileri başkalarını suçlayarak,başkalarına saldırarak başkalarını üzmek ve acı çektirerek, zorlanımlı bir hala dönüşür…iç buyruklarıyla çelişmeye ideal imajı korumaya yönelik, değişimden öte kusursuzluğa yönelik değişime uğrarken,sanki belli bir kusursuzluğa ulaşmış,kendindeki kusuru dışsallaştırarak,başkalarında kusur ortaya çıkarmayı amaçlar olmuştur..ve gerçek ideallerin ahlaki ciddiliğinden yoksundur..iç buyruklar artık öz küçümseme ve öz yıkıcı dürtülerin tamamını içine alarak tepki vermeye başlar..dışarıdan bakan için bunlar,tamamen kışkırtma nedeniyle orantısız gözükür..ama bu tepkiler,yerine getirememenin bireyin içinde taşıdığı anlamla doğru orantı içindedir..ve zamanla iç buyruklar yerine getiremeyeceği bilinçsiz algılamaların eşiğine geldiği zaman,otomatik olarak kendini koruma girişimi devreye girer.. bu durumda artık herkes ve her şey tarafından kullanılıyormuş gibi kaba bir duyguya kapılır..içindeki tüm kusur,başkalarından gelen tehdit olarak algılanır,içindeki şiddet duygusunu,bana şiddet uygulanıyor diye,yakınları ondan yararlanıyor olarak,dişçinin dişini parçaladığını,patronun acımasızlığını dile getirerek kırıcı boyutta saldırganlığa ve şiddetli öfke nöbetlerine girebilir..özel ilgi görme yolundaki ısrarlı hak isteklerine söz geçiremez..reiessenanspruecche(dev hak talebi) aşırı boyuta dönüşüp,fantastik boyuta dönmeye başlar diyen harald schultz hencke,bunların aşırılık içeriği üzerinde yoğunlaşmak,kendi içindeki ve başkalarındaki ussal gözüken talepleri ayırt edemeyeceğini dile getirecektir..ve artık topyekun varlığına zararlı olan şeyleri yapmaya başlar,ve bu tür iç buyrukların egemenliğine suç ve ceza kitabının kahramanı örnek verelim..raskolnikov,napolyonvari özelliklerinin doğrulaması için bir insanın öldürülebilmesi gerektiğini düşünür..,kahramanımızın dünyaya karşı duyduğu kırgınlığına karşın,onun duyarlı ruhu için öldürmekten daha iğrenç bir şey yoktur.ama kendini bunu yapmaya zorlamak zorundadır..ve gerçek gördüğü bir rüyada dile gelir…rüyasında,sarhoş köylüler zayıf besisiz küçük bir kısrağı acımasızca ve hunharca kamçılayarak öldürmüşlerdir.ve kahramanımız içindeki acıma duygusuyla kısrağa doğru koşar..bu rüya kahramanımızın içinde sürüp giden şiddetli bir mücadeleyle uğraştığı dönemde ortaya çıkmıştır..,hem öldürebilmesi gerektiğini hemde bunu yapabilmenin iğrenç bir şey olduğunu düşünür..rüyasında,kısrak için onca yükü taşımanın olanaksız oluşu gibi,kendini olanaksız olan bir şeyi yapmaya zorlamasının da acımasızlığını ve duygusuzluğunu algılar..ve varlığının derinliklerinde,kendi kendine yaptıklarından dolayı yine kendine yönelik derin bir acıma duygusu yükselir..,gerçek duygularını bir şekilde algılayıncada,rüyadan sonra kendini daha bütün hisseder ve öldürmeye karar verir..anacak napolyonvari özü kısa süre sonra duruma yeniden egemen olur..çünkü o zamanlar,besisiz kısrağın,köylüler karşısında çaresiz oluşu gibi,raskolnikov’un gerçek özüde napolyonvari öz karşısında çaresizdir..,kısacası iç buyrukları özyıkıcı yapan,bunların zorlayıcı yapısına etki eden,sözkonusu iç buyrukları çiğnediği zaman kendine karşı yönelttiği özgüçümse ve öznefrettir..son olarak iç buyruklarının pençesindeki insanlar daha yüksek bir dürüstlük düzeyine yaklaşma doğrultusunda çaba göstermezler(her zaman el altında bulunan yada hayal dünyasında ulaşılan)mutlak bir dürüstlüğe ulaşılmaya itilirler..bu insanlar olsa olsa,pearl buck’un pavilion of woman adlı eserinde madam wu tipinde betimlendiği türden davranışsal bir kusursuzluğa ulaşabilirler,madam wu,her zaman doğru şeyi yapan,duyan,düşünen bir insan izlenimi veren bir kadın tipidir.bu tür insanların yüzeysel görünümü aldatıcıdır..görünürde beklenmedik bir şeyle karşılaştıklarında serseme döner,bu nasıl olur diye sorarlar..her zamanki yöntemleriyle başedemeycekleri bir durum eninde sonunda çıkınca,başka bir yöntem bilmedikleri için dengeleri bozulur..