Sayfalar

12 Temmuz 2010 Pazartesi

ö.ç-21-



Gözlerim bu gün benim değil..uykusuzluğa karşı bir proleter tavrıyla direnmiş,gözkapaklarım tonluk ağrıları taşımasına rağmen hale cılız iç çekişmelerle kıpırdanıyor gecenin rengine bulanmak için ısrar ettiğim gözbebeklerim genişleyerek ortasından yırtılıp ,gün ışığını hapsedip sonrasında parlak bir leke bırakarak yazdığım kelimelerde izleşiyor.. uzaklaşmaya çalıştığım benim için uyarlanan yaşamdan,geriye merkezine tekrarlanan dönüş,uzlaşmak için beni iknaya çabalasa da, gözlerimin verdiği tepki,uzlaşmayı reddeden beynimin belirtilerini şiddetle hissettiriyor..gözkapaklarımın kapanması demek uyum sürecinin başlangıcından merkeze olan yolu yeniden asfaltlayarak hızı kesmeden ilerlemenin devamı demek..yine bir yineleme otamatizmi..içimde kaybettiklerimi arama ve onları yeniden yaratma güdüsü tamamen haz ilkesiyle çatışıyor..yineleme zorlanımı haz ilkesinden daha güçlü şeytansı bir nitelik taşıyor.bu olgularda ortaya çıkartmaya çalıştığım bir özgecilik,basit bencilliklerin ustaca birleşimi gibi..gece boyunca sonuna kadar açık pencerenin önünde liz durettin sesiyle,bir dizi anılarımın,eşzamanlı olarak aktifleşmesi,oldukça dikkate değerdi,çünkü bilinçdışı anı izlerinin zamandışılığı anlamına geliyordu…Belli belirsiz bir gülümseme manisa lalesi üzerinde bir çiğ damlası sanki yüzü..eğilip öpüyorum..yeniden kurulan bir sessizliğin saltanatında dilsiz sessiz..gözlerim yattığı yatağın başucunda asılı serumda ,pencereden rengi atmış zavallı bir güneşle sıvazlanmış..dudaklarında acı bir soğuk,hart diye ısıracak cinsten..gözlerini suratında arıyorum,bakışları bomboş bir sokağın en acınası yalnızlığı;kapat pencereyi diyor,ulurcasına..bedenimdeki acıdan daha fazla acı veriyor bakışların,gözlerimi kapatıp bir daha açmama isteği doğuyor pencereden sızan vampir aydınlığında..beni yaşatmaya çalışman,nasıl bir bencilliktir dediğinde;maddeye dönüşüyor kelimeleri paramparça ediyor benliğimi..ya haklıysa.. düşünme organım ve görme organımın bencil gerçekliğini döküyor sanki..erotik işlevlerimin bencil gerçekliğine mi saklıyorum onun nefesini..boğularak gögüsüne batıp çıkan nefesinin ona çektirdiği acının solumalarına karışıyor cebimdeki potasyumlar….ağzından çıkan bir yavru kuşun uçmaya çalışırcasına mücadelesi gibi izliyorum soluklarını..yapamam yapamam..kulağımda çınlanan fevkalade yoğun bir ses..seni seviyorum..teşekkürederim..yıldız bolluğunda çatırdayan bir kasım gecesine kadar damarlarımda çırpınan traş makinesinin sesini andıran nefesi..iki kişilik yalnızlığı kattığım tablolarımdan dökülen yıldızlar,yıldız kaydı tek kişilik,içimde bilmediğim bir alana gömülen,günden güne genişleyen boşluklarımda,hatırlamaya çalıştıkça ölmeden hemen önce yavru kuşların kanatlanarak uçmaya çalıştığı ,çalıştıkça dökülen kanatlarının tüyden ağırlığı..kulaklarımda nefeslere karışan kanat çırpışları ,gözümde öldüren bakış,belleğimde kayıp 12 saat..ve liz durrett not running..