Gözbebekleri,hayal gücü etkilenişiminden,kendini kurtaramamışçasına,en keskin ışık karşısında dahi daha hızlı genişleyerek çoğalan irade gücünün söz geçiremediği bir alan olmuşken ,kızgınlıkla varsayılan kışkırtma arasındaki tutarsızlıkla küçük bir leke halinde kalan,göz akı nystagmus titreşimleriyle gözbebeklerini sabitleyen öfkenin kabaran kırmızısı titriyordu dudaklarında…geçmişin bakışlara söz geçiremediği uzaklıkla dudaklarının soyunduğu sahte editörlüğü, sahte bir metinin güncel uyarlamasına dönüştürüyor dilin,gerçeklik tasarlanan niyete göre şekil alan bir suça dönüşmüşken,chevreul yansımalarından sızan dürtüler,dudaktaki öfkeye bir açısızlıkla yansıyordu…..bilinçli bir düşüncenin düşü için,kendini zorlayamıyorsan,chevreul sarkacına dönüşen bakışların dengesizliği düşer,suça…bilinçaltından sızan mor efekt, düşüncenin düzleminde boş levhada yansıyan aktüel nevrozun,perseverasyon diretmeleriyle açığa çıkar,tüm renkleri boşaltamamış olmanın sancısı düşer bakışlarından…bakış fetişizmin,gerçeklik ilkesinin tamda göğsüne saplanıp harakiri yaparken,ay ışığının ayakları, çoktan bakışlarının içine sızmış olacak…
.............
contradictio in adjecto…..
•Ocak 29, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
Hırsla kirlenmiş dişlerini geçirdiğin her nesneye uygulandığın basınçla, bedenini yırtıp parçalayan öfken,ters bir akıma dönüşüyor,nefretin soyuluyor,zikzakl ar çizerek sarmal kümeleşiyor,yedi ton siyaha vuruyor rengini bakışların..gölgeni yitiriyorsun bilincinin önüne düşen perdede..kişiliğin düşüyor perdeye çıplak sıralı kayıyor..bilinçaltı dekorundan aşağılık duygun sızıyor önce,bilinç denetimini yitirerek izliyorsun kendini,yükseklik duygusundan yayılan akustik sesle kendi bileşenlerini duyuyorsun uğuldayarak zavallı dediğinde katalepsiye düşmüş görüntün donuyor.. havada ıslık çalarak dişlerindeki hırs çarpıyor,her çarpışında başka bir dış nesnede dişlerinin izi aydınlanıyor.. kuşkuyu havada bırakan bir hızla bedeninde görüntüleniyor izler..utanarak saklıyorsun..izlenilme güvensizliği duyumsayarak kıvrılıp saklıyorsun ..gözlerinden hiç kaybolmayan iç ve dış gerçekliğin ortasında yuvarlanıp duruyorsun..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
rüşvet bakışlar ve endüljans parmaklar..
•Ocak 28, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
Manifest birikmişliğiyle,bakışların el altından verdiği bilinçsiz rüşvet, kadının gözlerinden uzaklaşarak,sevgilisinin içinde oluşturduğu acı çekiyorum verisi haline dönüştüğünde, artık erkeğin endüljans için parmakları eylemleşir..kadına dokunarak affedildiğinin imzasını bırakır bedenine..oysa gönüllü bir acı çekme isteğinin içinde istiyor olması entelektüel günahlarına yenilerini katma isteğidir.,iç ve dış gerçeğin yoğunlaşarak bakışlarda sıkıştırılması dar alanda büyük bir keşiftir..çünkü erkek bilinçsiz rüşvetin ,vicdanında yarattığı acımayla kendini suçlamaya başlamıştır..kadın ise isteklerini gerçekleştirmek için ne yapması gereğini keşfetmiştir..istediği şeyin tam tersi bir isteği açığa vurması yetmektedir bunun için..suksesiyonu tersine çevirme eğiliminde statik açıdan bakmak,kontemplatif duruştan kopmayacağı stoik izlenimi uyandırmak,karakterinin zırhtan örtüsüyle erkeğin bakışlarını perdelemek ve kendi zaferini ilan etmek, duygular arasındaki çoklu farklılığın,
fenomende yansıttığı tek farktır..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
nefret süjesi….
•Ocak 24, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
Suya subkütan bakış açısıyla baktığınızda sevdiğinizin görüntüsünü ,suda yansıyan görüntünüzün yerine aldığında ,ağırlık merkezini,ideal özüne doğru kaydırılarak yüceltildiği görünmeye başlar..göz yaşı kanallarında,gözyaşında bekletilen öfke ve nefret,damla damla görüntüye doğru çekildiğinde,su,görüntü ve gözyaşının gurur sisteminin içine doğru çekilerek oluşturduğu sudaki dairesel dalgalanma,kendi gerçek varlığının değerlendirildiği bir ölçü cetvelinde olur..öz nefretin dışa vurumunun şiddeti,sudaki sevgilinizin görüntüsünün,her gözyaşı damlası ile parçalanıp ,tekrar birleşmediği son nokta da son bulur..bakış açının dışına düşen her parçalanmış görüntüden yansıyan enerjinin içindeki nispi boşlukta oluşturduğu öze yönelik nefret hemen hemen en arı şekliyle su yüzüne çıkacak,güncel öze yönelik nefret sevdiğinize yönelik libinal enerjiye dönüşerek bilinçaltınıza doğru çekilecektir..enerjinin bu devinimsel hareketliliği nesneyle ters orantılıdır…
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
will o the wisp…..
•Ocak 24, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
Usdışı hayal gücü denetimi özbenliği ele geçirdiğinde,gerçek sonlu ve somut şeylere karşı oluşan korkunun gözlerde marine edilerek,bakışlarda oluşturduğu asimilasyon,ün arayışını ayna karşısında izleme itkisini,aynadan yansıyan görüntüyü parçalama itkisine dönüştürür…mehtap ışıklarının altında will o the wisp duygusu besliyorsun,kendine aynadan her baktığında,özürler görme olasılığından öte,belli bir biçime,keskin bir bedensel görüntüye ve maddesel olduğunu görmenin telaşıyla ,yansıyan görüntüne çektiğin rest,kendini kanatlarından çivilenmiş bir kuş gibi hissetmeni sağlıyor..bilinç düzeyine düşen bu duyguyla, avuçlarında toplanan libinal enerjini, aynadaki görüntünü yok etmek için,gururunla kumar oynayıp kırma dürtüsüyle aynaya fırlatıyorsun..içinde oluşan çok yüksek rakım düzeyine göre nefretini ve öfkeni baskılayıp,özyüceltmeye gidiyorsun..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
kriptomnezi….
•Ocak 19, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
Bilincinden içeri girebilecek gücü göstermeyen duygusal izlenimler gibi,bilinç eşiği altında geçen algıları kendine yönelttiğinden,ansızın bilincine boy gösteren,rastlantı sonucu işittiğin söz,düşünsel sürecini aktif hale dönüştürdü..oysa bilincinde kendini açığa vurana kadar bilinçsiz kalan bir nesne sözkonusudur..işte bu nesne seni düşüncenin özünden uzaklaştırarak sanrılar görmeni sağlıyor.. geçmişteki birçok yaşantı anımsanırsada, anımsama içeriğinden yoksun bulunur,söz konusu yaşantılar yeniden düşünsel içerikler olarak bilinç alanında boy gösterdiğinde, kendine özgü düşünsel bir olay gibi bunları yaşıyorsun.yani yeni birşey yaşadığın kanısındasın,oysa gerçekte anımsamalarından başka birşey yoktur ortada…olumsuz anımsama yanılsamasındasın..nesnenin yalancı vahisini okuyorsun..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
gravitasyonda acı..
•Ocak 18, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
kendine doğru işleyen bir zamanın,sayac olarak görev yapan bedende acının varlığı algının referans noktasıdır.. gravitasyonel alan ve hız ,acının şiddetinin koordinatlarının belirlenmesindeki hesaplama yöntemidir..çekim geçmiş zamana,itme gelecek zamana basınç şimdiki ana düşer..duyumsal ve boyutsal zamanda acının pıhtılaşması,zaman düzeneğindeki akışta mümkün değildir..çekim gücündeki acıya yakınlaştıkça kanama hızlanır,uzaklaştıkça yavaşlar..pıhtılaşma zamanı ,kanama zamanına her zaman denk düşer..ve acı varlığını sızıntıyla devam ederek sürdürür..farklı ivmelerle bizim üzerimizden akan acılar ise totalde acıyı yoğunlaştırır..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
Etiketler: acı, gravitasyon
şimdi..
•Ocak 17, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
Sınırsıza yönelik bir uçuş; geçmiş ve geleceği şimdide kurutan ,mutlak ve sonsuz nefes turnusol kağıdı gibi iz bırakan lekelerde işlev görüyor..sonsuz olmaya duyulan ihtiyaç öyle güçlüdür ki,öylesine inatçıdır ki,düşün gerçeklikten kopmasını engelleyen denetim ve yoklama işlevini ezip geçmiştir..gebelik testinin şimdide verdiği sonuç gibi..geçmiş eylemin şimdide bir tek idrar damlacığıyla onaylan bir çizginin,sonsuz olma yolunda denetimi ezerek bedende verdiği yola mutlaklık kazandırmıştır..hem olasılıklar görüş gücüne,hem sonsuzluk bakış açısına,hem de sınırsızların,zorunlulukların ve gerçeğin algılanması gereksinimi, bedeninde genetik lekedir..soyut duygusal boyutta buharlaşan düş,o anı yaşama yetisine düşer..piramitlerin inşası sırasında insanın çarçur edilmesi kadar güzel olan,uğruna çarçur edildiği bir şeyin üretimine yönelik insanlık dışı bilgi olması gibi,sınırların,yasaların ve zorunlulukların şimdide algılanıp olasılıklarda bocalamaya bir yoklama ve denetleme işlevi görmesidir…
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
okkasyonal boşluk….
•Ocak 6, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
metafiziksel bir dilenme ile açılan avuçlarına,düşüncenin çekirdeğini parçalayan enerji dökülüyor.öteki için varlık aşamasında avuç içi çizgilerin makas değiştiriyor.nanometrik değişime uğruyor organizman.bu değişime gereksinimin ousia aisthete de sadakalaşıp,avuç içinden nöronlara yol alan enerjiyi sporlara bölüp tali yollarla tüm bedenine ulaşıyor..bedenindeki tüm yolları aynı noktaya bağlayan kalp atımlarınla,aorta kara deliğe dönüşüyor..bakışlarını yutuyor karadelikler..gözlerinde aynı karanlık göremeyişini devirleştiriyor.metafiziksel dillenişlerinle göremediklerine bakıyorum…karanlığın avuçiçlerinden geçerken bıraktığı tüm yamuk izler,obscurum per obscurius la gözlerine yansıyor..zihin beden ilişkin aşk çoğrafyanda kocaman bir uçurumun kenarından atıyor kendini…okkasyonal bir boşluktasın..görüyorum….
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
refleksivite….
•Ocak 5, 2010 • Yorum yapın (Düzenle)
Bilinç edinimlerini, bir şeye gönderimde bulunarak bir şeyle ilişiklendirerek anlam kazanması bir yönelimdir..düşünümsellikle zihnin aldığı karara geri dönme refleksitivitesinden dikkat yoğunluğu ve rasyonel düşünce türer.verilen kararı ayrıntılı etraflıca düşünme ,temaşa etmesini sağlar.. hedeften ,alınan karardan geri yansıtılan enerjinin ölçüsü yükselir.bu enerjiyle doğrulama ilkesinin kendiside doğrulanabilir hale döner. daha kuvvetli hedefler daha fazla enerji geri yansıtır ve bu nedenle daha yüksek değerlendirme sürecini tamamlar..bilincin aldığı karara tekrar yönelimsellik tekrar ilişki kurarak anlamlaşmasını sağlar..pozitif evrede fenomenlerin gerisinde düş ile gölge ile ilişkilendirilmeden öznel zamana geçişle mutlak doğruluğa erişir..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
yeni oyun asanga….
•Aralık 29, 2009 • Yorum yapın (Düzenle)
Artzamanlılıkla duygulanımsal ve libidinal enerjilerin bilinç dışından yaratılan sentezlerinde,arzularını kıstırılmış bir alana hapsedenlerin tüm enerjilerini optik kırılmalarla eşzamanda izlemek ,kayıp nesnelerle asanga tadında bir oyuna dönüşüyor belleğimde,iki kez değilleme mantığıyla arzuların akışkanlığına ve yaratıcılığına kapıları açıyorum..artık sizde özgürsünüz..arzuların serbest kalışından ortaya çıkan güç optik yansımalara sebep oluyor ,,önce arzu düşüyor gözlere,eylemlerin libininal depolarında infilak ediyor,sadece haz vereni arzulamayan fenomenler varlıklaşıyor,bastırılmış arzuların bedenlerden egemenliği ve otoritesi yok oluyor…aşama aşama göğe yükselen enerji gökyüzünden sallanan bir gökkuşağına dönüşüyor..ve tırmanmayı öğreniyor insanlar,yerçekiminden gökkuşağına doğru kayıyorlar..denizler aynaya dönüşüyor gökyüzünden kendilerini aritmetiksel yüklemle aynada izleyenler coincidentia oppositorum da birleşiyorlar…
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
paralel pastülada haz kalkülü..
•Aralık 29, 2009 • Yorum yapın (Düzenle)
Sabit iki nokta arasını birleştiren en kısa yol olan doğruda summetresis ölçümü yaparken,geçmiş ve geleceğin haz birimini ölçme ve hesaplama ile mutluluk birimini belirlemeye gidersek, eukleides aksiyomlarından çıkarımla bütün parçadan daha büyüktür ve şimdi bu parçanın niceliksel gerçek mutluluğa ulaşabilmek için şimdiki hazlarla gelecekteki acılar arasında denge kurulması gerektiğinden yola çıkmalıyız..,şimdiye eşit uzaklıkta bulunan duyguları ifade eden noktaların geometrik görünümünün bir çemberden ibaret olduğunu düşünelim.şimdi haz, gelecekteki acıları kesen ,geçmişin deneyimlerinin yarattığı korku üçüncü doğru olarak kestiği zaman ,içte meydana gelen açıların 180 dereceden küçük olduğu tarafta,kesişir ve 3 kabulle karşımızda durur…mekan 3 boyutludur,mekan sonsuzdur mekan homojendir..o halde birbirileriyle çakışan duygular birbirleriyle eşittir..eşit duygulara şimdide eklenen mutluluklar çıkartılırsa,kalan acılar yine birbirine eşittir..haz biriminin değerleri,kendi başına değerlendirildiği zaman,az yada çok,hazzın yoğunluğuna,süresine kesinliğine ve yakınlığına bağlı olacaktır…sonuçları açısından ele alındığı zaman ise,hazzın verimliliği,yeni hazlarca izlenme şansı,hazzın saflığı,yani acının değil de hazzın takip etmesi olasılığı türünden başka etmenlerde hesaba katınca kapsamında ne kadar kişiyi etkilediği ön plana çıkar…hazzın niteliksel olarak iki tercih ölçütü vardır,hem duyumsal,hem de entelektüel boyutu olan insan varlığı..o halde ölçüt insan varlığıdır..paralel pastülada iki aşığın evirme yoluyla aynı birimde ne kadar mutluluk birimi yakaladığı ise duyumsal ve entelektüel ölçütleriyle ,kendi insan varlığının bütününde değerlendirilir..ve kendilerini izleyen bütünden elde ettikleri hazzın yoğunluğuyla niceliksel artışa sebep olur..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
Etiketler: haz kalkülü, paralel pstüla
ölüme yakın ……
•Aralık 26, 2009 • Yorum yapın (Düzenle)
Tolstoy’un işte bu his beni intiharı düşünmeme yönlendirdi diye yalnızlığıyla konuşurken yüreklendiği duygularını geçiyorum aklımdan,yalnızlığıyla konuşan pavesa yalnızlıklarını ölüme yakınlaştırmışdı,kendi bedeniyle..yıllardır ölüm ve intiharın samimi dostluğu insanları şaşırtmış ve bu dostluğun kandökücü bir tanrıya dönüşmesini izlenilmişti.farklı zamanlar da farklı insanlarda farklı şeyler ifade eder bu duygu durumu petronius arbiter için intihar mağrur bir yaşama yakışır mağrur sondur.thomas chatterton için yavaş yavaş açlıktan ölmektense bir anlıkdır. sylvia plath için ise intihar,onu kendine hapseden şiirin çıkmazlarından bir kurtulma çabasıdır. “kendimi yalniz birakmamak icin butun gece aynanin karsisinda oturdum diyecek kadar yalnız adam cesare pavere için hiçbir övgü ve başarının ertelemeyeceği,güneşin hergün doğması gibi bir şeydir ifadeleri olsa gerek,bizler için ise hastalık diye değerlendirilecek BOS taki serotonin azalması ve yok olmasıyla gerçekleşen ,bir kimyasal oyunu gibidir..tedavi edici yönünde birkaç kimyasal form(ilaç)veya sevgi dolu bir anlayış kelimelerinin altında dinlenilmesi gereken bir terapi ortağıdır.din adamı için ise başka bir ortaklıdıktır tanrının adına ceza ve dine malzeme olmanın verdiği bir aciz bir kişilik…farklı mekanlarda ve toplumlarda yine farklı bakışlar ölümü farklı tanımlar ölmek isteyen bu sessiz eylemcileri…
Ağza alınamaz nerdeyse doğaya aykırı bir ölüm anlayışı yirminci yüzyılın keşfidir,viktoryanlıların cinsellik anlayışı gibi saklı, özel soyut ve şok edici bir şekildir,ölümün tasarımları tarihte toplumlarda algılanış şekli oldukça keyifli aleni hatta Romalıların gladyotörleriyle binlerce kişiyi katletmeleri zevkli bir o kadarda keyifli bir izlem sahnesidir.spartaküs ayaklanmasından sonra çarmıha gerilen altıbin köle romadan çapuaya kadar fener direkleri gibi yollara dizilmesi,hiristiyan avrupasında ölümlerin sirke çevirilerek insanları eğlendirmesi bir panayır havasın da yapılır dı.bu hodbinlik hep devam etti,ingilterede infazcılar halktı,pariste cesetlerin madam tussaud un mumyaları gibi sergilendiği morglar türistlik yerdi üstelik gelir getiren mülk tü.daha öncelere gittiğimizde ise azteklerin ayinleri gelir aklımıza tarihin kanlı sayfalarından,tanrılarına mayor tapınağında 4 günde sundukları esir sayısının 200 bin gibi sayısal ifadelerle tanrıların kanla beslenmesinden sonra sahneye odin çıktı.onun adına hayvan ve insanlar onun onuruna upsaladaki kutsal korunun ağaçlarının altında asılırdı havamalın büyüleyici,güzel dizeleri aynı ritüele kurban edilerek öldüğünü ileri sürer
Biliyorum rüzgarlı ağaca astım
Geceler boyu onkez
mızrakla yaralanıp,odin’e sundum
kendimi kendime
inanışlar köleler tanrılar savaşcılar içmekle doyulmayan kan kan kan ,tanrının katında olduğu gibi her şeyin aynılaşması .televziyonda ve stüdyoda izlediğimiz tarihtede izlenenler eğlenilmesi için üretilen fantezilerden farkı kalmıyor.ölüm bu koşullar içinde duygusal devinimde pornografik,heyecan verici ve gerçekdışı kavramların örtünmesiyle,ölüm öyle bir şey ki korkuyoruz,ama dinlerken gıdaklanıyoruz.
Sinema tiyatro edebiyar resim şiir hepsinde tema olur ölüm,ölüm bir kaçışmıydı ya peki bir yardım söylencesimiydi yok yok bence sadece bilinmemezlik.işte bu duyguyu bilinmemesinin tarif edilememesinin ve en büyük yoksunluk varoluşun bitişinin duygusunun açlığı insanı intihara meraklı kılmıştır.marakını yenmeye çalışan bir organizmanın eterden sonra dönüşünü eminimki kelimelerle tarif etse şöyle ederdi;ölümün birdenbire açıklanabilen,doğrulanan ve bedeli ödenen yaşamın kısa özlü bir anlatımı.beynin helezonlarında ve kıvrımlarında kopan kıyamet,oysa belleğimde kocaman bir delik boş bir sıfır bir hiç ALDATILMIŞIM
Esasında bizi kendimizi öldürmeye iten itkinin karamsarlık mutsuzluk umutsuzluk duygularının olmadığını söylüyorum.çünkü bu duygular organizmamıza yabancı duygular değil tanıdıktır alışılagelen korkutmaz ve mutsuzluğun iklim etkisi ,hayatın yaşamak zorunda olduğunuz bir koşulu olduğunu tanıştırmıştır.ve organizma sonuç itibariyle şunu anlamalıdır ki,ölümde bile bulabileceği hiçbir çözüm olmadığını birkes kabul edince ve ölümün bilinmez değil bilinebilen sadece bir hiçle tarif edilebilecek bir tanımda yer almasıyla artık,mutlulukmuş mutsuzlukmuş,sorunlarmış,sorunmuş işte hayretle bunları artık önemsemediğini görecek,toplumsal psişik korkulacak bir sınırlılıkta katı kendi kendimize kattığımız ürkütücü ve doğal tepinin artık bilinmezi oynayarak yarattığı sahne gösterisine olan ilgiyi azaltacak ne korkacak nede meraklanacak sadece doğal döngüde unutmayacak,yatsımayacak nede vazgeçmeyecektir
agape..agape…
•Aralık 24, 2009 •
Zamanın bütününe karşı aenesidemos’un tropelerini deneyimleyerek,geriye tekrar dönüp kaldığı noktadan agapeyi kucaklayan bir çocuğun heyecanını işleyen parmaklarım, yeni çizgiler ekliyor avuç içlerine ,kendi avuç içi çizgisinde koşturan içimdeki çocuk ,büyümeye niyetli değil..oyunun ismi KİNESİS ,vazgeçemiyor..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
şeytan…
•Aralık 23, 2009 • Meleklerin en yeteneklerinden biridir şeytan, şu mefistofelesi,çoğu zaman güdüsel olarak, tüm kişilik özelliklerini kapsadığı bir temsil olarak ele alarak,kişilik incelemesi yapalım..mefistofeles’in cinsel enerji durumu,anal geriye dönüş durumudur.kara renk,kükürt kokusu,yıkıcı ve sadist bir saldırganlık buna tanıklık etmektedir…tanrı ile eşit olma arzusu yüzünden,cennetin ve sevginin dışına bırakıldı..burada elbette oedipsel çatışma karşısında tam bir başarısızlık söz konusudur..babaya eşit olmak ve anneyi ele geçirmek için babaya meydan okumaktadır..anal durumlara geriye dönüşe şeytanı zorlayan arzu,tüm efsanelere göre onun arzusu,iyi niyetli insanları ayartmak,umutsuzluğa düşürmek ve o ana değin tanrıya adanmış ruhları ele geçirmektir..peki ama din için ruh,tanrının imgesine,tanrısal penis-fallusa göre yaratılan insanın bir parçasından başka nedir ki…,o halde insan ruhunu ele geçirme arzusu,demek ki şeytanın tanrıya karşı eşcinsel arzusunu dışavurumdan başka bir şey değildir…şeytan için tanrı,şu üstün güçlü babadır,ne pahasına olursa olsun,ona diş bilemek gerekir,çünkü onu sever ve tanrı imgesine göre yaratılmış ruhları durmadan,umutsuzca kazanmaya kalkıştığı için,ondan vazgeçemez..çektiği vaazlarda kendisini izleyen özgür insanların bir parçasını elde etmeye çalışıyordu.her iki durumda da amaç aynı,kötü annenin kimliğini almaktan kaçınmak için,babayı geçici penis fallus aracı yapmak,sürekli olarak yineleme gereği yüzünden bu sürece eşcinsel kaynaşma da diyebiliriz..ne olursa olsun,eğer insan kendi özgürlüğünü elde etmek istiyorsa,her yerde babaya saldırmaktan ileri gelen bu şeytanca davranışın,babanın kimliğini almak için mutlaka gerekli olduğu kanıtlanabilir gerçektir..haç işaretinin ya da kutsanmış suyun fobisi içinde açıkça kendini gösteren şeytanın bu paronayak görünümü,çılgınca bir öfkeyle karşı karşıya kaldığında kaçmasına yetiyor..öyle anlaşılıyor ki,babaya karşı eşcinsel arzuyla açıkça karşılaşmış olmalı ve o zaman ne pahasına olursa olsun,kaçmalıdır,esasında haç işareti ve kutsal su,tanrısal varlığa tanıklık etmektedir…anal tepkinin kendisi gibi şeytanda kendi işlevi konusunda çok belirsizdir..olumlamanın bilincine varmak için olumsuzlama gerekli değimlidir