Sayfalar

30 Aralık 2013 Pazartesi

yüzeyin altında makas değiştiren tic douloureux

Yarını hatırlayamıyorsak dünü hatırlayamayız, demek ki, sadece seyrediyoruz



En ıslak mayısların,umuttan bitkin sıcaklığında kurumaya bıraktığım geçmişe ait imgeler de kurtarılmış birer kirli çamaşır ve anımsamak gereksinimine hizmet eden kibirli şaşmaz belleğim,algıdır şüphesiz,koşullandıran ve o ölçüde lekelendiren dikkatimdir..en yüksek enerji ve cüretle anımsama,ve anımsamaya indirgenen salgılarım.

Bayalığımın burunun dibinde,kurnazca,hiç sezdirmeden acıyla ve sabırla birikmiş olan,umulmadık anda fısıltıyla seyrettirilen,her şeyi kapsayan bir iştahın sağlıklı yaygarasında boğulan,kalaydan ve çamurdan yapılmış kabuğumun yalanını açığa çıkartan inci tanesidir,gerçekliği anımsamak bir dalgıç gibi derinlerden sürüntü kazıyan,sondalarımın algılayamadığı uçurumlardan hız alan uyurken çılgınlığın o seyrek dokunulmazlık anlarında,uyanıklığa kaza yapan belleğim apansız topyekun ve lezzetsiz bir parlama,bir diriliş koşulu çünkü bir ölüm aracı..mucize mi uyarıcı ve yatıştırıcı,zehir ve panzehirle dolu bir laboratuar,kaçış ve dönüş arasında rastlantısal kompozisyonda yinelenen motifler ve bu motiflere işlenen alışkanlıklarım…bisküvinin çaya batırılmasıyla ilgili ünlü epizot destanına adanmış bir anıt,unutulmuş tadıyla uyarılan ve cezp edilen bellek,belleğim,bir fincanın anlaşılmaz sıradanlığının sığ kuyusundan çekip çıkartırken özsel değerlerin tüm girintileriyle çıkıntılarıyla yaralan bedenim,alışkanlığın ve sıkıcılığın tanrıçası belleğim, yarını düne sararak yitik gerçekliğini, yitik benliğin gerçekliğine geri alırken;zamanın şeklini sonsuz bir paralel dizisiyle seyrederken,yaşamı bir makas hareketiyle bir başka raya aktaran geçmişin uzak anlarını çaresizce yaşayan bir mucizeye dönüşüyorum..insan ömrü boyunca yalan söyler diyen proust’un iç sıkıntısına yorgunluğum karışıyor.