Sayfalar

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Majik pleroma-Ouroboros


Mitolojik söylencelerden;tanrıça astarte,daha sonra persephone ve osiris söylencelerindeki vagina dentata düşlemi bütün insanlık için aynı olduğu değişmez gerçektir..anne hem yok edici hem de yaşam bağışlayıcıdır..tüm komplikasyonların kaynağını babadan değil anneden almaktır.baba figürü çocuk için annedeki kötü parçanın bir enkarnasyonudur..anne çocuğa doğum travması yaşatır..çok kere okumuştum,dün zulliger’ın çocukta oyunla tedavi kitabını karıştırırken,tekrar karşıma çıktı..sanıyorum bizim asla elinden yakamızı kurtaramadığımız bir kanı var ki,o da bir kez simge bildiğimiz şeylere hep simge gözüyle bakmamız..sihirsel düşünüye uygun biçimde düşünüp ve davranan sadece çocuklar olmadığını,ilkel yaşam süren kabilelerde bu durumu kanıtlayan davranışlardan yola çıkarak,hatta frazer’ın altın dal kitabında yer alan olayda;cesaretine,gücüne ve sağlığına hiç diyecek olmayan iri yarı savaşçının kazara tabusal yiyecek yedikten sonra,birisi çıkıp ona  bunu açıklamasından hemen sonra hastalanıp sabaha çıkmadan ölmesi,tabunun sadece simgesel bakımdan ölümü anlatmadığı,aynı zamanda ölüme sürükleyici bir güç taşıdığını gösterir.oyun sadece bilinç dışına dolaysız seslenmek değildir…oyun erişkinlerin unuttuğu yabancı bir söylem ki,somut yaşantı olanağı değildir oyun..kişinin içinde yaşadığı derinliği ele geçirmemizi sağlayan,sihirsel ve mantıköncesi dildir..ne yazık ki bizler anlamlandırmaktan öte ısrarla sunulanı izlemekle yetindiğimiz için birbirimizi anlamıyoruz..kendimce 6 aylık dönemsel analizimi yaptım hedef olarak ayda 4500 sayfa kitap okumayı,haftada en az 5 film izlemeyi,haftalık tiyatroya gitmeyi,ayda iki kere sanat galerilerini gezmeyi,paylaşımını çoğaldığın sohbet ortamlarında bulunmayı,sevdiklerimle oyun olanağı yakalayacağım zamanı parsellemeyi vs.vs ..kitaplardaki her karakterin film ve tiyatrodaki veya bir tablodaki,bir heykeldeki verilmek istenen duyguyu deneylemenin özel ve keyifli bir oyuna dönüşeceğini düşünüyordum…yanılmışım neden mi çünkü bu sihirli ve mantıkötesi dili tek başına kullanıyor oluşun,katılımsız tek kişilik oyundan öte olmuyor..tabiri caizse kendim çalıp kendim oynuyorum..paylaşımsız ötekinin bakışında deneyimlenmeyen bir sıradanlığa dönüşüyor..ikinci 6 aylık dönem için hedefim ise hiçbir şey yapmamak,sürünün içine akıp karışmak…majik düşünce patolojik(Sadistik-anal döneme ait bir düşünme biçimidir. Kişi herhangi bir şeyin yalnızca düşünerek gerçekleşebileceğini düşünür)kabul ediliyor ki,ısrarla büyümeye zorluyorum kendimi..freud’un çözemediği gerçekleşmiş rüyalardan biri olarak kalmak varken,çözdüğü rüyalarından biri olacağım..