22 Mayıs 2011 Pazar
ŞU/a
Arzusundan vazgeçmeyen kadın,fantazi sürecindeki sürekliğin ve oynaklığın farkına varan,bu sürekliliğin ulaşılacak bir doyum noktasının var olmayışının kendisindeki eksikliği tetiklediği için,erkekten daha dürüst davranır.ikame edecek ötekileri bulur ama onu yüceltmez.
arzusundan vazgeçmeyen erkek,bu sürekliliğin içinde devinimdedir,daha ötekisi hep yüceltilir,daha yüceltilir,sonra öteki yüceltilir daha yüceltilir.varlığının beslenebilmesi için,yüceltilmiş ötekileri arar-durur.
kadın yoktur,varlığını onaylaması için bu gereksinim için çabalarken,erkek yoktur retoriği çıkar ,dışarıdan geleni baştan yok sayan kadın için...
Şua ,bu söylemin kadınıdır,kendini kandırmaya imkanı yoktur,sade gibi yok saymıyor,juliette gibi dışa aktarmıyor,justine gibi içe mal etmiyordu.verilen anlam,onun tetikleyicisi oluyordu,bu mekik dokuma da ,şua zamanı nasıl yaşardı sorusuyla karşı karşıya geldiğimde,dile gelen zaman arada bir mesafe bırakıyor,birleştiği bir gereçeğe yöneltmek gerekiyor o halde,Ger-çek gerilen ve geri çekilen süreç,işte bu süreçte şua kendi hayalini görmeliydi..bitmişlik sürecini benimseyerek varoluşunu yemeliydi...
