Sayfalar

26 Mayıs 2011 Perşembe

güzellik, ya ihtilaçlı bir güzellik olacak ya da hiç olmayacak.

kendinden başkası olmaya ve yaşadıklarının kendinden başka bir şey olmadığını biliyor,insanları ne kadar terk ederse etsin,insanlar onu terkederse ettsin,güzel duygu,mükemmel rüya yok olup gitse bile kendini yaşaması gerçekti.kendisi oracıkta dursa bile,kendinin dönüp gelmesini beklerdi.Bu tıpkı güneş batarken gölgenin uzadıya uzanan karanlığının ayaklarına dolaşarak hep kendi merkezi etrafında uzanan sayı doğruları yaratımındaydı.yaşadıkları ise hitchcockçu  kaydırmalı çekim yöntemine benzerdi.kullandığı metaforun yarılması kendi kendini çoğaltması,kendi içindeki,gerçeklikteki haliyle bir şey ile onun gölgeleri,gözlerindeki yansıları,endişeleri üzüntüleri öznel izlenimleri arasındaki basit,sağduyuya uygun karşılıktan medet uman bir yöntemdi.''kör eden gözyaşlarıyla buğulanınca hüznün gözü/ bir sürü nesneye böler bütün olanı''...karanlığını, turgenyev ve stendhal tipi etrafına çoğaltan nesnelerle,öznelerde olduğu gibi oyun içindeydi.turgenyevin hayal kırıklıkları,dostoyevskinin cehennemi ,maughamın gerçekliği ile oynarken,kim ne şekilde adlandırsa adlandırsın bu kendisiydi.
ağızdan çıkan her bir kelimeyi imgeye dönüştürerek oynadığı oyunlarını sadece kendiyle oynadığından varsayılırdı deliliği, ama nadja gibi belirgin değildi çıldırdığında çıkardığı çığlığı, buğdayın ruhu tıkamıştı.
her şekile soktuğu halde duygularını,neden bir türlü aşk şekline dönüştüremiyordu,aşk ötekinin şeklinde erimek ise zaten damlaya başlamıştı,bu şekli doldurabilmek için taşırmak niye gereksinilirdiki.formülüyle asla yalanlanmayacak olan ,sinsice tasarlanmış duygularıyla ortalarda aşık gezen insanlara çekilmeyişi kuşkuları adlandırıyordu.
kimsenin istemediği şekilde  bir tutku onu ya hep özelliğiyle sorgulamalıydı..kristal bir yürekten öte dosdoğru ileriye tamda içine işleyen saydam camdan bir bakışı düşürmeliydi..aşkın biçimini alacağı,çoğunlukla içinden doğurulan bir duygunun beslenerek itahat eden bir sessizliği dinleyenlerin ötesinde asla duygularına söz dinletememesiydi istediği...işte kendi, kendini sürgün eden kendine söz dinleten stalinist duygusuyla,tutkuları arasında çoğalan kuşkusu,en tehditkar duruşuyla ,şeklini almışken yıkım gücünü ona kim verecekti..