Sayfalar

2 Ekim 2014 Perşembe

tuhaf çaba !!!!!!! doğru görülmek


 Yorgun kalktığım bir sabah ama sezgisel olarak karşımdaki günün özüne inebileceğimi hissettiğim israfız bir gün. Dudaklarımın çekim gücüne yapışan bu güne özel gülümseme düşleme yakın bir izlemin izini taşıyacak sanki...

İnsanları okumuyorum maskelerini indirmeye çalışmıyorum böylesi alışılagelmiş ucuz tutum… insanlar gözümde küçülmüyor o zaman büyüyüp gizemli bir hal alıyor..değişiklik ve değişimler nedense o denli  etkilemiyor beni, sanıyorum yetkinleştikçe iyi ve kötü bir şey görmüyorsun nasılsa öyle bir dünya görüyorsun ..söylenenlerin tümünün ardından söylenmemişi işitmek hele birde çok sık söylenmiş olanı duymak ,haa sizde de mi oluyor kuzum ?...

Ötekilerin benim için  ne denli ve sık sık çaba harcadığını düşündüm ,hayır teşekkür ederim. Hatta bana bazı nitelikler eklediler çıkardılar evet evet bu çabadan bile ürkmediler.her türlü öyküyle donattılar sonra ya siz kuzum hangi öykünün ucundun ittiniz beni, içinizdeki hangi boşluğa imge oldum ,sıyrılamadığınız hangi alışkanlığın fazlalığına dönüşüp atıklaştım.gizliden gizliye beslediğiniz saydam olmayan kuşkunuz oldum..beni gizemli kılanın ben değil siz olduğunuzu anlamınız,işte bu yüzden insanları okumuyorum gizemi kendim yaratmak için..erkekleri tanımak istemiyorum nasılsa işte öyle ne anlam yüklüyorum ne duygu söküyorum.  Beklentisizlik gereksinimsizlik ortası bir hal çevreni kendi düzeyine çıkartarak başlatmanın neden olmanın ani ruhsal değişimlerin kendini haklı çıkartmaların en uç noktasındaki olumsuzlama hali, yanlış mı anladım sizi imkansız diye bir şey yoktur.

Uzattım hani farkındayım sadece yorgun kalktığım bir sabah ,rüyalarımda giriştiğim savaşlardan olsa gerek,o denli zengin yanılgaların sonucu bu heralde,kimse ötekine ve egemenliğine karşı sesini yükseltmiyor,kitlesel ses mi yapmayın güldürmeyin beni…dış dünyada felce uğramalar bu yüzden, onlar bir takım haklar alıyor çünkü onlardan bir takım haklar alınıyor veya esirgeniyor ve o insanlar hakları olmaksızın birbirlerinden sürekli birşeyler istemekteler.ne çok çaba harcadılar istemelere ürkmediler bile..

Epeyce terliyorum koşarken pek bir yorgunluk var hani üzerimde üstelik daha sabahın beşi.herkesi herkesle görmemiş olmak yalnızlık hezeyanı değil heralde kimsecikler  yok gibi.herşey sessizlik içinde nerdeyse düşünülebilecek en büyük umursamazlıkla olup bittiği halde gün başlayacak gün bitecek ,bitmeden umutsuzlukla yarın beklenecek hiçbiriniz şaşırmadınız değilmi.varlığınızı koruyan bir mektup gibi işlev görüyor yarınlar ,yarın olmadan bitirmeliyim koşuyu ,69 dakikada gün bitmeden kurumalı üzerimde yağmur..birazdan tıka basa hızla dolacak insanlarla, koştuğum yerler, ısladığım ,sonra uzay boşluğunda sallanacak ve ben yer çekimine asılıp kaldığım bu dünyada  varlık hiçlik özlük kendilik konulu  tanrının seminerlerine katılmayacağım.birazdan hani o nasılsa öyle olan dünyada 22 saatlik ömrü yaşayacağım…bitiriyorum tamam şimdi bitirmeden önce bir başka tarihe ilişen ve  ansızın beni bir mıknatıs gibi sürükleyen teras katına gideceğim ve anısını size bırakacağım..





‘’ Boğuldum yine bu saatlerde klimaya rağmen sıcağın bedenimde oluşturduğu fata morganaları saymayacağım ..Biranda kendimi habersiz geldiğim 12 katın terasında buluyorum ..Bütün Meryemler gölgelikte,bir elimde sığara paketi diğer elimde park ederken yerden aldığım küçük beyaz tebeşirimsi taşta, sigara paketini bırakıp,elimdeki taşla çizgi çiziyorum..Çocukluğumun oynayamadığım oyunlarını çiziyorum ,yuvalar çiziyorum 3 tane üzerine iki kare ve bir yuva daha iki keskin hatlı kare daha..ince topuklu kırmızı ayakkabımla oynayamıyorum,küfredip çıkartıyorum,kırmızı ojeli tırnaklarımın seviniyor.Defalarca oynuyorum gölgelikte ..terasın uç kısmına gelip 20 cm yüksekliğindeki korkuluğun üzerine çıkıyorum,çıktığım noktada yuvalar çiziyorum, yükseklik beni yine ürkütmüyor,yükselmek özgürlüğünü, elbisemin yanından aşağıya süzülen yokluk belirliyor,eşsiz bir tat seksek oynamaya çalışırken dengede durmaya çalışmak bedenimi yükseklikle sınamak gibi bir terbiye getiriyor,yükseklik beni taşıyor…İçimdeki yükseklikle yanımdan aşağıya inen yokluk bir birlik içinde özgürlüğümün anlamını bireyler olmadan tek başına taşınmışlığın cesur hareketliliğiyle, belli koşullar içinde engellenmeden rastlantısallığı yaşıyor.. kişisel özgürlüğümü ilan ediyor..çömelip tek hareketle oturup ayağımı boşluğa itiyorum ayaklarım özgür, çığlık çığlığa.. karşı binanın terasında iki silik külkedisi görüyorum,yarım betimlenmiş,ilgimi çekiyor gözlerimi dikiyorum,gerçek yaşamdan sayısız külkedileri dökülüyor,ellerinde süpürgeleriyle..Düşündürecek kadar çok külkedisinin yaşadığını tespit etmişçesine gözlerim tarıyor insan kalabalıklarını.evlileri var içinde evlenmeyenleri var.sanki yaşamın bütün itici gücü bütün çalışıp çabalamaları bir tek amaca yönelik;silip süpürmek.Adeta içlerine gerçek bir temizlik şeytanı girip yuvalanmış,depresyon halleri yansıyor, duyarlı ve uysal hallerinde şöyle bir an rahatlığa kavuşsalar kendilerini asla rahat hissetmeyecekleri hareketlerini döküyorlar sildikleri pencerelerde,onlara kalırsa canlarının istediği için,oysa iç zorlanımlarının dürtülerine uyarak silip süpürme yıkayıp temizleme derleyip toplama olanağı ele geçirdiklerinde rahata kavuşuyorlar.O sırada pencereyi silen dişiye içeriden bir erkek yaklaşıyor erkeğin yüzünden yansıyanlar ise kadının yüzünden yansıyanlardan ayrı ilmek atıyor gibi ,düpedüz çekilmez buluyor çevresindeki diğer özneler gibi,asık suratlı,geçimsiz kıskanç güvensizlik dolu,müşkülpesent..hınçla siliyor pencereyi,sanki mutsuz alınyazılarından başkaları suçluymuş gibi kirli noktalarda tekrar tekrar ovuyor,bunun öcünü lekelerden alıyorcasına,öç almaya hak kazanmış bir tutumla diğer eliyle pervazı yakalıyor..sonra biri biri daha iyi ki varsın demeye dilim varmıyor oracıkta susuyorum gözlerimden sildikleri temizledikleri ovaladıkları düşleri geçiyor,bakır kızıllığında..ovdukça kalayladıklarının parlaklığıyla övünüyorlar,iyi ki de varım diye…bir tek kendileri kendilerine söylüyorlar…hepsinin düşlerinden saraylar post modern düşler geçiyor,zenginlik düşleriyle biraz daha hırsla temizliyorlar külkedileri,zenginliğe ulaştığında dahi temizlemeye devam ediyor..sıyrılıp içinden çıkamadıkları belleklerinden, boynu büküklük akıyor,erkek karşısında,baba karşısında.Bazıları başkaldıran tutumlar sergiliyor örüntülerinde, çelişik ve geçimsiz mizaçlarını, frijid bedenlerinin soğuk ve kaskatı tavan arası isyanları yaşıyorlar.Bir gündüz düşü yaşıyorlar sanki annelerini öldürüp acı acı ağlayıp sonra masum iyi yürekli kıza dönüyorlar,çam silen kadının gözlerinden annesinin ölümü akıyor,ağlıyor..kuşkusuz bu dönüşümün sebebi hep suçluluk duygusunu taşıyor,yan binanın katında elinde süpürgesi yerleri süpüren kızın yanına düşlerindeki üvey anne intikamı düşüyor kötü yazgının şamarlarını yemişcesine yanakları al al..onca angarya işleriyle birlikte aklına gelen tüm acılar yüreğini doldurmuşcasına hüzünlü yüzü al al..en içten arzuladığı evlenip kurtulmaymış gibi binaların perdeli kısımlarını arıyor,babasıyla arasındaki sevisel ilişkinin benzerini evleneceği erkeğe baba sevgisiyle sunmak için..Babaya hissettiklerini başka benzer erkete yaşamak için..süpürgeyi fırlatıp gözden kayboluyor,pencereyi silen kadın içeriye çekiliyor.Hem nefes alıyorum hem izliyorum hem de ayaklarım boşlukta oracıkta gözlemliyorum,mini bir etekle terasa geliyor kız,elinde sigarası yüzünde kralın oğlunu arayan bakışları,pencereyi kapatıyor kadın üzerinde askılı bir bluz yüzünde iyi ki varım ifadesiyle..oracıkta nefesiz kalıp kısa süreliğine yok oluyorum,varlaşmak istemiyorum iyi ki varım diye..soyutlanmışlıklarının içinde ilişki kurmakta zorlanan güçsüz ve yeteneksiz kişilerin ağır yazgılarını paylaşmaktan yoruluyorum onlar kalabalığa karışırken ,yeni külkedilerinin doğuşunun sesini duyuyorum….’’

Hiç yorum yok: