Sayfalar

1 Ekim 2014 Çarşamba

doğru--------------

Günün sonuna geliyorum ,yine oturduğum yerden anın sonuna geliyorum

Acaba anlıyor musun beni ? yalnızlığını asla paylaşmayacağım, çünkü kendi yalnızlığım duruyor ortada , çoktan beri ve çok zaman duracak. Sizin tasalarınızı paylaşmak için yaratılmadım.sizin bu tasalarınızı ,kendi yasama ihanet etmeden bu tasaları nasıl haklı görebilirdim.size gerçekten inandıkça,o güçsüz ve kendini beğenmiş sözlerinizden,o miskin davranışlarınızdan,o budalaca kuşkularınızdan daha fazla bir şey olduğunuza tamamen inandıkça…doğru hakkında konuşucam o yüce doğru hakkında ama önce siz lütfen,öyleki dudaklarınızdan al köpükler damlasın…

Kimsenin pek de konuşmaya niyeti yok hani,olağan doğru peşinde ,olağanüstü doğruyla bir alıp vereceğimiz yok onun için mi ?  doğru sözmüş ağzımdan çıkan , duygusuz evet kuru ve kısır doğrumla hep haklı çıkmak isteyen arsız ve alaycı benim ağzımdan çıkan..ne kadar doğru ..ne kadar doğru..

Günün sonuna geliyorum, yine oturduğum yerden anın sonuna geliyorum

kendi evimde onca kitabın içinden yalnızlığımı bir doğru parçasında işaretlemeye çalışıyorum ne kadar aptalca hatta en yüce doğruyu aruyorum dolaysız biçimde tanrıdan ya da onun seçilmiş kullarından geldiği söylenen o büyük yaman sözlerde arıyorum doğruyu…ama büyük sözler gereğinden çok ve çelişkili.birbirinden değişik büyük sözlerden geçilmiyor ortalık ve bu sözler karşısında asıl büyük söz göze çarpmadan kalıyor.kendisine tutulacak asıl söz sizce hangisi ?
hepiniz gibi yığın büyük sözlere tutunmaya çalıştım bazen hepsine tek tek bazen hepsine birden sonra yine yuvarlandım yine yara bere içinde kaldım doğruldum yemeğimi yedim belimi doğrulttum uyudum işe gittim sözlerden birilerini ellerimle uçurdum günlük kullanımlar için doğruları içerdiği düşünülen üç beş kitaba döndüm.haa tabii kitaplardaki doğru kullanım içinmi zannetmiyorm filkete gibi iliştirici özelliği var hani bir nevi iliştirici sabitlemek için  kendini tekrar ettirmek için hep aynı nevrotik tını için..

Bir uygunluğun bulunmadığı yerde yalan vardır.Yalan neden iyi değildir peki .yanılttığı için mi tatsız sonuçlar doğurduğu karmaşaya sürüklediği için mi,peki doğru da aynı şeyleri yapmaz mı,,

Doğruyu neden söylememiz gerekiyor ki sevgili dostlar olguları iliştirmek sabitlemek için mi ve olgular nasılsa öyle kalır değişmeden..neden kahrolası doğruyu yeğlemek zorundayız dostlar,yalana kendimizi kaptırmayalım mı diye,çünkü yalanlar insan yapısındadır,doğru ise yarı yarıya böyle nitelik taşır,çünkü karşı tarafta olguların bulunduğu tarafta kendisine bir şeyin uygunluk göstermesi gerekir. Bir doğrudan söz edebilmek için bir şeyin varlığı söz konusudur tek başına doğru var olamazsa ,benim doğrum diyerek neden yalan söyleriz.

Ahhh yüce doğru nerededir sevgili dostlar,dehşet vericidir doğru çünkü işaret ettiği pek fazla bir şey yoktur ,yalnızca pek sıradan şeylere dikkat çeker,bize bir şey vermez yalnızca en sıradan şeylerdir verdiği onca yıl içinde kendisinden kopardığım olguların bu saptanışı,bu itirafı ferahlatıcı itirafıdır daha fazlası gerçekten elde edilecek gibi değildir doğrudan.















Bir de içinizde mış gibi bir his vardır,çok derinlerde yatan gönül okşayıcı ,başınız sıkışınca yardımınıza koşacak bir şey vardır,şu içteki doğru..durmayın koyulun işe doğru uğruna doğru..o içteki doğruyu aradım ben de,geniş ormanda bu çok zehirli bu çok renkli mantarı aradım..insanların suskun dünyasında acıyaral el açtıran bu efendi sözü,her türlü kullanım için uyum sağlamaya yönelik hırpani ve ruhsuz sözü aradım…ne kadar yaklaşırsam o kadar uzağa kayıyor bataklıktaki aldatıcı ışıklar gibi yanıp sönüyor..doğru benim beyni,mde çukur açıyor,ne olur şu kafdağının ardında yaşayan kar gibi beyaz prensesin masalını bir kez daha anlatın bana kimsenin istemediği doğru benim
Hoşca kalın bağıran bendim
Hadi sizde yalanlarınızı bağırın itirafınız doğru olsun

Günün sonuna geliyorum, yine oturduğum yerden anın sonuna geliyorum