
Yaşam,omuzlarımıza zorla yüklenen bütün özveriler ve kısıtlamalar karşısında,yasakların bir dönemsellikle çiğnenerek sarıldığı bir çelişki yumağıdır..işte temel parçacıklarımız töze dökülür,ruhumuzda düşünce.. varlık alanında bedenimiz,bütünleşmedeki eksiklikle yuvarlanır ,dış dünyadan kendimize ..korku yaratır,düşman ürettiririz parçacıklarımızdan ve sonra karşılaştığımız tözlerden de şiddet yaratır beynimizdeki nöronlardan yuvarlarız..yaşamı parmaklarla değil beynimizden dökülen görüntülerle sararız yeniden ,yeniden..kurban daima suçludur izi veren bir görüntüyle,zamanı bedenimize giydirir..dış dünyada bedeni unutur,ruhun tözüne sırça sızgın bir ışık katar;hem kendimizi seyrederiz loş görüntüler altında,hem seyrediliriz,loş umut yansımış gözler kıskacında…yumak yumak çelişki ile sararız yaşamı, zamanın bitmeyen hırsıyla.. yarışımız esasında sadece kendimizle.. bedenimizi tüketerek ruhumuzun yorgunluğuyla sona geldiğimizde,kazananın kim olduğunu,kime soracağımız gelir akla ,yarışın bilindik finali burun farkıyla kaybettiniz..