Sayfalar

5 Ocak 2014 Pazar

hiç bay hiç



Üzerinde, beyaz ve sarı çiçeklerin birbirinin içine girdiği ,bir elbisenin içine girerek taze bir bahar havasını soludum.birden fazla ben oldum. ve onlarla eylemsel bir anı yaşamak için birlikte matuşka bebeği olmuşçasına hem onlar gibi hem onlardan bir büyük nesneleşmeyi yaşarcasına içiçeliğimiz,içimin bu elbiseye çok yakıştığının itirafı gibiydi.taşıdığı elbiseyi kendi gözleriyle izlerken gülümseyen bir kadının aklına ilk gelen,güzelliğin önce kendince onaylanması gerektiğidir.onaylanmış çıktım ,kendi kendime verdiğim onayın cesaretiyle oturduğum masada bir yudum içtiğim viskinin ilk yudumunda genzimi okşadım ,gözlerimin gözlemleri sevdiği bir mekanın en yalın kısmında masalardaki insanların gözlenebilecek tüm davranışlarını yakalarken, Bir anda gözlerim, içinde tüm edebi öldürmüş belleksiz bir arzunun fışkırdığı , eğrelti gözle gözlerini bana dikmiş ,elleri sevgilisinin ellerinde gözleri bende ruhunu ise cehennemde şeytan satmış bir erkeğin amansız bir ilkel dürtülerinin görüş alanında buldum..hiç bay hiç..kendisinde olmayanı yakalamak istercesine kendine bile söz geçiremediği isteklerinin helozonik titreşimleriyle bana bakarken,sevgilisiyle konuştuğu kelimelerinin yokluğunu duyumsamak,ortada bir görselliğin kadrajında yok olan nesnesini öperken belleğinin dışındaki beni öpmeye çalışması ,giz noktasında gevşeyip kasılan yokluğunun izlerini kendine hatırlatırcasına soluması ,ısrarla var olduğunu belleğine inandırmaya çalışan bir çabadan öteye kaymıyor du,gözlerimi çekmiyorum bu umursamaz helozonik sapmaların tüm titreşiminden irkilmemeyi kendime öğreteli çok oldu.oracıkta kendi yok oloşunu izleyen hiç bay hiçi izlemek,yok oluşunu benim gözlerimde görmesini istiyor oluşumdan, pervasızım.
Soluk vererek harcanan ben değilim… Devamışlığımın,öteki bedenin dudaklarıyla nefes alarak varlığa dönüşü ,içine çekerek damarlarındaki kanın hacminde yaptığı basının dayanılmaz ağırlığının dudaklarda dayanılmaz hafifliğiyle dönüşü iki ayrı dudakta buluşan tek bir duygu oluşunu acımasızca buluyorumı,. cephesiz siperlenmiş hissi iki dudak arasında aramak…Kendilik dışından kendini tanımaya çalışan acınası bir gezginin ilk uğrağıdır ve tehlikeden öncesi ilk durağı olduğu gibi dudaklar…kızı öperken bana bakmasının kendinde yaratığı soyutluğu izliyorum .kültürel bir zaman probleminin sapmalarında değişmeyen metodik bir durum varsa kadın kandırıldığını bilerek ,kanmadığını gösterme çabasına girişmeme şekli,bundan sonra alınacak payın değerindeki artışla ölçtüğü için kendini öperken,sevgilisinin gözlerindeki enerjinin sapmalarına canı acıyarak dayanıp role devam edeceğidir..bunun bedelini erkeğin duygularını sonraki günlerde hiçe vurarak,varlığının intikam gerekçesi yapacaktır.
Dengesizliğin riski, düşüyor olmanın kararlılığına dönüşür öperken,nefesin songeçişi olurken senin dudakların ,kalkmaya çalışarak kısa yoldan sızma telaşında olur onun dudakları..sonra hisler hareketlenir hırpalanmış ruh baharı andırırcasına uyanır,alevlenir.ötekinin gözünde onarılarak tazelenir,tazelenirken mazoiştce devrimlerde bulunur, dudaklar aralanır,ötekinin nefretini çeker içine onunla cezalandırır sessizce ceza sonrası sukünete dalar, histerilerin anlamı öpücüklerde şekil alır.beden gevşer ,ruh uçar ,tende nem kalır ..bir yok oluşun öyküsünde öpebilmek için gözlerine gücü yetmeyen bir bedenin arzularının haykıran bakışlarında asitleşerek karşındaki öptüğü kadında yer edinmesi nasılda ilginç bir belleğin tekniğidir ki, arzunun gezgin mekanı gözler ,aramayı sonlandırmayacak gibi ısrarlıyken bir nefes çektiğim sigaramdan ,üflüyorum..üflediğim dumanın yok oluşunu tıpkı kendi içinde kendini öperken ısırarak yok eden adamın yok oluşuna karışıyor hiç bay hiç…mekanı terk ederken hiç bay hiçi ezen topuk sesleri ve geride kalan hedefi şaşmış bakışın ağırlığı yayılıyor mekana hiç bay hiç hiç bay hiç…….