Sayfalar

14 Nisan 2012 Cumartesi

Rüyada dilsizlik ölümün alışılagelmiş bir tasarımıdır

Sevgi sözü icat etmiş olabilir, memnun kalmadığında ise onu küçümser. sevgilisinin gölgesini çizen erkek, bunun yerine ona bir şeyler söylemiş olsaydı! ancak dilin icadından ve tutkunun doğuşundan sonradır ki,arzu,mevcudiyetini yeniden kavramak üzere ,çubuğun (gölgeyi çizen)parmağa göze,söylem yüklü dilsizliğe geri döner.mevcudiyetin gölgesini resmeden birincisi,sessizce ilk mecazı kullanır.ikincisiyse sözün patavatsız ve fuzuli bir yardımcısıdır.kötü bir eklenti.


Sevginin sessiz dili, dil-öncesine ait bir jest değil, dilsiz belagattır.

Konuşmadan önce sunulan nesne, imgelemi sarar, merakı uyandırır zihni gergin ve söylenecek şey için beklemede tutar-en enerjik dil, imin konuşmadan önce her şeyi söylemiş olduğu dildir.(Avrupalıların jestleri, kendi doğal tedirginliklerinden başka bir şey ifade etmez. sanki dillerinin bütün gücü kollarındadır, bir de buna ciğerlerindekini ilave ederler, bütün bunlar kendilerine pek yarar sağlamaz.)

El kol hareketleri yapmayı öğrendiğimizden beri pandomim sanatını unuttuk. bir sürü gramerimizle artık mısırlıların eski simgelerini anlamaz oluşumumuzla aynı nedenden dolayı.


Nesnelerin resmedilmesi vahşi toplumlara uygun düşer;hiyeroglifli dil tutkulu dildir vahşet,dilin o tutkusal kökenine en yakın noktadadır. Paradoks şu ki, böylelikle yazıya, söze olduğundan daha yakın durmuş olur. zira jest, burada tutkuyu temsil eder, sadece çubuğun hareketi gibi uzayda bir desen çizdiği için değil, imleyen önce bizzat şeyi, hatta onun doğrudan gösterilmiş bir temsilcisi değil, bir imleneni, imlediği için yazıdır. hiyeroglifik yazı birimi alegoriktir. oysa jest ve bakış dili, tutkuyu başka bir yerde ise ihtiyacı ifade edebiliyor ve çelişki bir niyet birliğine ve ya başka bir yerde zorlanma lüzumuna karşılık gelir.