Sayfalar

10 Eylül 2011 Cumartesi

transkripsiyon

kadının,erkeğin araştırıcı doğasıyla özdeşleşmesi aykırı bir tutumdur.transilvanya çingeneleri arasında yaşayan bir efsanededeki prensestekinden farksız bir durumla karşılaşılır o zaman..efsanedeki prenses taliplerinden saklanmalarını,karanlıkta gizlenmelerini ister.erkekteki araştırıcılık özelliğiyle donatılmış kendisi ise onları aramaya çıkar,kimi arayıp da bulamaz,kim kendisinden kurnaz çıkıp ele geçmekten yakayı kurtarırsa,onu eş olarak kabul eder,ötekilerini ise hadım ettirir..bu efsanede olduğu gibi değilde;işin doğrusu her aklı başında kadının bilincinde olduğu;kafası çalışan bir erkeğin,kadının doğasını onun kendisinden daha çok nesnellikle tanıyıp bileceğidir.öteden beri kendisine bunu iş edinmesi bir yana,yaradılışı bakımından da tüm karanlıkları aydınlatma yeteneğiyle donatılmıştır ve kadının dünyasını saran karanlık ta bunların arasındadır.balder,buda isa gibi yol gösterici,ödipus gibi bilmece çözücü segfried ve saisteki delikanlı gibi örtüleri sıyırıp aralayıcı bir kişiliği vardır erkeğin.lakin tüm büyüklük taslamalarına karşın hiç bir erkeğin,hiç bir dahinin,çelikten göğsüyle kahramanların,tanrılara işte öylesine kutsal bir yakınlık içindeki evrenin bu efendisinin asla değiştiremeyeceği bir gerçek vardır,bir kadının içinden çıkışı..kadınla ilişkisi bakımından ruhunun derinliklerinde bir çocuk,kadınınsa erkekle ilişkisi bakımından bir anne sayılacağıdır ve erkeğin asıl ruhu onun bilinçli özbeni anne kökenli olup tüm yaşamı boyunca değişmeden kalacağıdır.ve bu özellik yaşamının orta noktasında yer alan en derin ve yüce nesne olarak kalır.ve her kadında bu nesneyi arayarak araştırmacı ruhunu tek bir yolda sürdürür....ve bir kadın olarak hep aynı yanılgıyı yaşayan ben,karanlıklarımdan beni sıyırmasını beklediğim noktada sadece annesinin var olan özelliklerini ,araştırmacı ruhuyla bende bulup çıkartırken huzura kavuşan ve diğer hiç bir özelliğimi araştırmadan gömülü bırakan karşı cinslerimden anlaşılmak için beklentiye girmiyorum...