8 Eylül 2011 Perşembe
kesik baş de born veya hepimiz....
Durup kalabalığa baktım
başka kanıt olmasa tek başıma anlatmaya
çekineceğim bir şeyle karşılaştım
bereket,insanı arılık zırhına büründüren
özgürlüğümüzü veren
sadık dost vicdan yetişti imdadıma
bu acıklı kalabalığın içinde,
ötekiler gibi yürüyen başsız bir gövde
gördüm,hala da görür gibiyim gerçekten
kesik başını saçlarından tutuyordu,
bir fener gibi elinde sallıyordu:
bize bakıyor ''yazıklar olsun''diyordu
kendi kendini aydınlatıyordu
bir bedende iki,iki bedende tekti
nasıl olabildiğini ancak yaradan bilirdi
köprünün tam ayağına geldiğinde
eliyle başı havaya kaldırdı
sözleri daha iyi duyulsun diye
dedi ki ''sen ki ölüleri görmeye gelmişsin
canlı canlı
bak bakalım benden çok acı çeken var mı.
inferno'nun yirmi sekizinci kıtasının son dizesinde gezinen o ölü ,sanrılar ve işkenceler katoloğunun en sakil görüntülerinden yansıyor sanki,kesik başını saçlarından tutup fener gibi öne arkaya sallayanlar,bir değil belki hepimiziz.....
kendimizi anlatırken duvara toslamak istemiyorsak,üçüncü kişinin , yani O'nun ağzından kendimizi anlatmaya çalışsak...
Düşünürken, düşündüğünü de düşünen insanı, varoluşuna eş bir bilinçlilik akışı içinde, çeşitli veçheleriyle göstermeye çalışmak beckett’in adetidir,krapp'ın son bant'ındaki o gülünç sözlerinde olduğu gibi ...
