Kendimi her türlü devinim öznesi haline getirmek;gücüm vardı,devinimi sona erdirecek gücüm yoktu..gücüm vardı,istemeye kadar yükselebilmem gerekiyordu,bu güç de bende yoktu..kör karanlıklar ve ışıklar,fırtınalara dönen insan yüzleri ,cehennem mağaralarının soluklanması gibi iç çekişler,kasılmış eller yürekler acısı ayrılışlar,çarpıntı ve çırpınmalar uyanışlar…gücüm yoktu kötülüklere göz germeye,kötülük dedikleri hep yürekten gelmez zaten bir de zeka imgelem kötülüğü var ,vardı belki işitsele,vardı zekaya ama yüreğimin deviniminde yaratacağım bir imgeleme yoktu,yoktu gücüm..en melankolik rüzgarlarla taşınan işittiğim ,insan kulağının algılayabileceği ebediyetin simgesi aynı sesi,aynı koşullar altında,açık pencere ve bir yaz günü aynı derin gösterişli ve dinsel bir veda ya dönüştüren elvedalar,ölmüş insanın kadavrası arasında üç kez işittiğim kulaklarımdan sonsuzluğa uzanan ses elveda..şimdi sorarım size insan hafızası kocaman doğal palimpsest değil de nedir..eşzamanlı uyandırılabilseydi ,belleğin bütün yankıları,ey okuyucu senin belleğinle benimkisi mesela,hoş ya da acıklı,ama mantıklı ve kakışmalardan uzak bir konser oluştursaydı,tutkularımız tıpkı bir koro gibi daha derinden hız kazansaydı..duygularımız,tüm duyguları kendine bağlamak ve kendi diyapozuna göre düzenlemek sanatına sahip olsaydı..oysa eylemsizlik tutukluluğu doğurdu..ölüm iç güdüsüyle ölüme koşan elvedası döküldü,tıpkı Amy Winehouse göz kapaklarında seyredilmiş ebedi veda gibi..bir sessizlikle izleyecek ve halcyon kuşu gibi nefesini salacak rüzgarlara,yaşam yollarında açan umutları,mezarlıklara yerleşmiş huzurla ters düşmeyecek…ve şimdi açık pencereden yüzüme salınan rüzgar,bir eylemsizliğin değil,tersine nefeslerini inatla rüzgara savuranların duygularını taşırken tersine, birbirine denk ve zorunlu güçlerin şahane karşıtlığının sonucu gibi görünen bir sessizlik,dinginlikti,sonsuz faliyetler sonsuz dinginlik…
