20 Eylül 2016 Salı
hermenotik/yansıma düzeneği
Retinamın üzerine düşen düz ve baş aşağı görüntüler,derinliği algılamayan insanın dipsiz karanlıklardan kurtulamayacağının belirtisi gibi yansıyor..insan son derece kördür..dikey bir doğruda al aşağı edilmiş üç boyutlu görüntüyü yakalamak için optik bilgilere hüküm etmeme rağmen yeterli değil..gözlerimi kapattıktan sonra beyin gücümle resimlediğim tüm boyutları düşüremiyorum gözkapaklarımdan dışarı..dikey hafıza hücreleri geliştirilmeliydi.. geçmişten ziyade varlık varyasyonu yükseltecek dikey çıkışlarla sadece geleceğe uyarlı bir bellek gelişebilseydi..şu anda retinam üzerine düşen gerçeğin baş aşağı edilmiş düz görüntüsü gibi,algılama da duygular ve dış olaylar arasındaki ilişkiyi bir çeşit tersten algılıyor..zaman ve mekan gerçeğinin içinde hayali kozmogoni yaratıp,defalarca deneyler uyguladım kendime,düşüncelerimle bu dünyayı yaratan kişinin ben olduğuma karar verdim..benim algıladıklarımla vardı her şey..bir kaç kere halüsinasyon ve üç boyutlu görüntü yakalamak için ilaç aldım..enfes bir deneydi. Korkutucu olacağını düşünmüyordum,kontrol bende olacağına o kadar emindim ki hatta o anda hissettiklerim hissedemediklerim gördüklerim algıladıklarım fiziksel değişikliklerim hepsini yazmak için hazırlık yapmıştım..hatta odaya kamera yerleştirdim...beynim hiçbir organıma hükm edemiyordu,algılama yeteneğim yoğunlaşmış,içimde bir huzur yayılmıştı..gözlerimi kapayınca net ışıksız ama açık belirgin bir boşlukta duran tuhaf yeni bir nesne görüyordum,gözlerimi açınca mavi bir duman bırakarak kayboluyordu..kırmızı mor ve duman gibi uçuşan maddeler etrafımı sarıyordu ..beynimdeki tüm bilgileri üç boyutlu olarak çizip gözkapaklarımdan dışarıya flu görüntü olarak bırakıyordum..soğuk yavan ve statik yapıları vardı görüntülerin,organlarıma müdahale edemediğim gibi onlara devinim kazandıramıyordum..şizofrenleri anlamak için yaptığım bu deneyde,düşüncelere ne olduğunu merak ediyordum..üzerinden sifonu çekiniz gibi bir izlenim yayılıyordu sanki..içimizde bir huzursuzluk ve endişe hissettiğimizde karar verme yeteneği çalışmaya başlar,oysa oturduğum yerde şiddetli susamış olmama rağmen sehpanın üzerindeki suya uzanmıyordum..ve hiç karar vermeme hakkın duğuyordu..hiç karar verememe hakkının bu kadar doyurucu olduğunu anlatamam..zamanla ilgili endişe yaşamıyorsunuz,zaman ve mekan bir çizim ve çizim içinde stres yaşamıyordum,gözlerimi kapatıp tanrı çizmeye çalıştım,gözlerimden bıraktığım görüntü dehşet verici renklere dönüştü fraktal bir fenomen ve sinyali gittikçe güçlenen bir fenomene dönüştü..dikey mor bir cizginin enlerinden genişleyerek dikey çizgiler oluşturduğu ve her oluşan görüntüde ısrarla çizmeye çalıştığım gözler yerine diş gibi mermerimsi küçük parçalar çıkan bir oyuk bir boşluk çizebilmiştim,sonradan tanrıya yakıştırmam ,diş tüküren,diş tüccarı oldu..kollar bacaklar uçuşuyordu etrafımda,yoğun bir yasemin kokusu hissediyordum sanki(…………..özentili bir anlatım,buradan ötesi sansürlüdür)en değerli şeyin bellek olduğunu öğrenmiştim ve ne kadar güçlü olduğunu,üzerinde hafif rüzgar esen bir deniz tarlasında yaseminleri görmek,keman tellerine sarılmış hanımelleri…ama uyuyup uyanmadığınızın rüya olup olmadığının gerçekmi değimli,mekansızlık diye bir kavrama asla müsaade etmeyen bir belleğin,insana neler yaşatabileceğini iyi biliyorum,ve şizofrenlerin üç boyutlu gördükleri şekillerde onları huzur ile huzursuzluk arasına sürükleyenin bizim direttiğimiz kararlar olduğunu biliyorum..karasız kalmakla onlar huzurlu kalıyorlar..yataktan kalkıp perdede oynaşan ışık oyunlarına ellermi ve saçlarımı bırakıyorum,bir oyunun içinde asla şüphe ve karar karıştırılmamalı,oyunun büyüsü güdüselliğin kışkırtıcılığına kendini bırakmaktır..beynimiz mekan,oyun mekanımız,hep öyle olacak,gerçek sadece beninle,ötesi olamaz zaten iki boyutlu insanın gerçeği,kendinin ötekine yansımış halidir..kısıtlı bir rol repertuarına sahip kişi,ilişkilerinin kendi üzerine koyabileceği gücün farkında olamaz,olumsuz ezgi nesnesiyle ipnotik bir uykuya dalmak demek,kendine yalan söylemeye devam etmek demektir..bu dünya dediğin ve ben dediğin her şey ,benin repertuarına katacağın benden olan şeyler olduğunu bilmemiz gerekiyor..pavlov’un bir çemberle bir elips arasında açmazda bırakılıp,sınırda çıldıran köpeği gibi, sınır belirlemek duyguya arzuya bedensel yetilere spastik muamele etmek,karar çizgileri çizmek,utanç maskelerine sarılmak demek,dürtülerinizi serbest bırakın,nereye gitmek istiyor gitsin…..ve gitmeli..
