Sayfalar

17 Nisan 2013 Çarşamba

rüyatopya

devasal metal yığından ibaret bir binanın içinde dijital termometreden içerinin sıcaklığı ve dışarının sıcaklığının ölçümü yansıyor..-35 derece dışarısı . led ışıklı ve hızla geçen cümlecikleri okumaya çalışıyorum panodan.beklentisi olan bir okuyucunun dalgınlığıyla her kelimede olmayan kaç harf, her cümlede olmayan kaç kelime okudum sonra anladım ki hafızamdan sıyrılıp panoya yansıyan düşünceler bana ait olanlardı ‘’ Ölüm sebebiyle kendi benliğimden ayrılmama isteğim,ölümden sonra dirilme isteğim devam ediyordu.kendimle ilişkimden kopamadığım için kendime olan sevgimin bitmeyişiydi..ya kendi bedenimle benliğimle ilişkim kopsaydı ? Şüphesiz sonuç aynı olurdu, hayata bağımlılığımız, başımızdan nasıl atacağımızı bilemediğimiz eski bir ilişkiden başka bir şey değildi.gücünü sürekliliğinden alıyor du.ama bu ilişkiye koparan ölüm,bizi ölümsüzlük arzusundan kurtarıyor du.’’hiçbir şey hatırlamıyordum nerede olduğumu araştırır bakışlarla bulmaya çalışırken gözüm pencereden dışarıya takılıyor…geri dönüşümü olmayan yalnızlığım o kadar yakındaydı ki,benim gözümde başlamıştı ve mutlaktı,dışarıdan bana bakan benim gözüm dü..her şey bana yabancı olmuştu,korkudan kendi çırpınan kalbimden kopup etrafımdaki şeyleri bir dengeye oturtacak olan bir doku parçası içimdeki sessizliği harekete geçirdi.karşımdaki görüntü bütün olmaktan çıkıp parçalara ayrılıyordu.modüler organlar bir fener alayında geçit törenindeki disiplinle sıralı ve boyutlarına göre geçiyordu dehşete kapılmışçasına dokunmak istedim bacaklarıma hareket edemedim,telaşla panoya baktım bir kişilikti , pano olmaktan çıkmış adı uydurulmuş bir yalandı birbirinden farklı düşünce yığınıydı gözümde,gözümdeki su damlası ise bir hidrojen azot bilişimiydi,ebediydi.bununla birlikte bu sıradan pano ilk kez ayak bastığımız henüz bizi tanımayan bir yer gibi,terk ettiğimiz bizi unutmuş olan bir yer gibi garipti.artık ona kendimle ilgili hiçbir şey söyleyemiyor,kendime ait düşünceyi üstüne koyamıyordum karşısında kasılıp kalmıştım.çarpan bir kalpten üzerinden kayan cümlelerin akışını kaygıyla izleyen bir dikkatten ibarettim.çaresizdim,tekrar termometreye bakıyorum içerideki ısı -40 dereceyi gösteriyordu.o anda laboratuar olduğunu düşündüğüm bir kapı aralığından görünürde benzeseler de bilimsel unsur olan enlemden ötürü kendine has hareketlerle uzanıp kısalan iğnesi ile yüksek ve devasal tavana dikey uzanan manyetik bir alana yerleşen pusula benzeri sap gözlü bir organ hızla çıktı ve yerleştiği manyetik alandan etrafı plasenta zarı gibi kaygan yoğun damarımsı ve kan keseciklerinden oluşan üç metrelik kapsüller inmeye başladı ölümlü gözlerden gizlenen kan kapsüllerinin içine doğru işleyen bakışlarımla tiksintiyle karışık korku mideme yapışıyor . sap gözlü organın içinden benzersiz binlerce enjeksiyon iğnesi çıkarak inanılmaz bir hızla kapsüle saplanıyor,kapsülün içindeki modüler olan her organ hareketlenmeye başlıyor ve her organın çıkardığı çığlık mideme saplanıyor şiddetli acı ve x ışınlarıyla sağlanan bir rahatsızlık hissi ile üşümeye başlıyorum,termometrede içerinin ısı -70 derece olarak göstermesine rağmen kapsüllerdeki kan akışkanlığı ve organların birbirine çarpmadan hızla dönüyor olmasına şaşırıyorum . bir ağıt gibi midemdeki çığlıklar yükseliyor panoda yanıp sönen kırmızı ışıktan hemen sonra ‘’ ışı şartlandırması,her organın bir kişiliği olacak ‘’ diye yazı geçiyor mor gözlü soluk kırmızı hayaletsi görüntüleri düşüyor kapsülden uğultuya benzer telegrafik bir ses bu görüntüye eşlik ediyor ‘’elden çıkartılabilir kişiliği oluşturduk şu anda onların kişiliğinin modülüyle ilişki kurmaktayız ‘’ebedi organlar ölümsüz kişilikler,özgür parçalar bir bedende itaat etmeyeceksiniz..herkes herkese aittir gibi propaganda benzeri sert dikte ses gittikçe uğultuya dönüyor.. dikkat dikkat canlı dondurma merkezinde kaçak var diye bir anons yapılıyor sap gözlü organın iğnesinin kuzey istikametinde bana doğru hızla geldiğini görüyorum binlerce iğnenin gözlerime saplandığını zihnimin efendisi olmadığı yankısını lenflerimde akis yaparak yansıyordu.silinmiş olan benlik ikinci durumda ve kişilik söz konusu olduğunda geçici olarak ilk durumda,tutkular söz konusu olduğunda temelli ortadan kaybolan benliğe dönüşecek buyruğunu almıştım..tekrar nötr tona dönen hafızam olmuştu.unutuş en önemli haz ve acı noktalarından birkaçını ele geçirdikten sonraki süreç,ölümün etkisi ayrılıktan farksız değildir,ebedi olan aşk değildir,ilk gördüğünde korkutan titreten canavar yani unutuş aşkı yiyip yutacaktı.


Unutuş terapi merkezine hoş geldiniz benlik kişilik hafıza tutsaklığından kurtulmanın tek merkezi Canlı dondurma şirketi size en iyi hizmeti sunacaktır..