İsa'dan önce M.Ö 25 yıllarında yaşadığı sanılan ama tarihöncesinde tüm bilgileri kaybolmuş olan,en eski tedavi edici toplum olarak philo tarafından de vita contemplativa da anlatılan ,theapeutae toplumunda; kendiliğindeliğin yalnızlıkla yüzyüze geldiğinde gösterdiğin başarıdan geçtiği anlaşılıyor.
toplum üyeleri birbirinden uzak ve dağınık evlerde yaşarmış
uzaklıkları ise ,saldırganlara karşı beraber hareket edebilecek,birbirlerinden yardım isteyecekleri kadar yakın ama yalnızlıklarını rahatsız etmeyecek kadarmış..
her evde meditasyon odası olur,1 hafta boyunca tek başına meditasyonda kalır,belirli bir günde toplumun tüm üyeleri bir araya gelerek şarkı söyler birlikte yemek yer ve dua ederlermiş.
bu gün ise dış dünyayla insanlarla ilişkisini kesen,bomboş verimsiz insanları görerek hayal kırıklığına uğruyoruz,bu insanlar sürekli çıkmazla mücadele ediyor,kişisel bir teknolojinin işletme çarkında dönüyor,kendi için doğru olanı söylemiyor,yalnızlıkları başkalarının yalnızlıklarına saldırarak çoğalıyor kendiliğindelikleri ise kollektif projelerde kendi varlığını ötekine ispatlamakla geçiyor...çoğumuz bu bozuk düzenden kaçmaya çalışırız,ancak bu kaçış ölene kadar devam eder.zaman zaman yalnız kalmamızın diğerleriyle olan ilişkilerimizde doğru yolu bulmamıza yardımcı olacağına inanıyorum
Wei wu wei insan için tek ideal yaşam tarzı olarak nitelendirdiği pozitif aktif olmama durumu karşısında güçlü ol sloganlarına bakarsak
esasında yalnızlığın tedavi edici olduğunu göreceksiniz
Sahip olduğumuz nitelikler asla tatmin aracı olmamalı tersine bertaraf edilmelidir.
Acı çeken sadece suni egodur. Kendi sahte 'ben'ini aşan kimse artık acısıyla özdeşleşmez.
Bizler Hakikatin hayali parçası değil kendine hayal perdesinden bakan Hakikatiz.
Bilge insanlar yargılamaz anlamaya çalışırlar.
İki tür arayıcı (ruhsal arayış peşinde olan) vardır: Kendi egolarını olduğundan başka bir şey, mesela kutsal, mutlu, diğerkam (unselfish) yapma (sanki bir balığı balık olmayan birşey yapabilirmiş gibi) arayışında olanlar ve tüm bu çabaların sadece bir işaret veya oyun olduğunu anlayan ve yapılabilecek tek şeyin kendilerini ego ile onun hakikat olmadığını idrak ederek özdeşleştirmemeleri ve kendilerinin saf olan ebedi kimliklerini farketmeleri gerektiğini bilenler.
Öğretiler, kutsal metinler, sutralar, denemeler takip edilmesi gereken sistemler olarak değerlendirilmemelidirler. Onlar yalnızca kavrayışa katkıda bulunurlar. Onlar bizim için teşvik kaynağı olmalı daha fazlası değil...Teşvik için kullanılmanın dışında benimsendiklerinde engel haline gelirler.
Komedideki rolünüzü oynayın fakat asla kendinizi rolünüzle özdeşleştirmeyin!
Fenomenal düzlemde haz arar ve acıdan kaçınırız. Nomenal düzlemde her ikisinin de olmadığını biliriz işte bu Lütuftur.
Sadece Hakikat vardır ve biz de buyuz. Geri kalan herşey sadece bir rüyadır, 'biz' olmayan zihnimizin, Bir Zihnin rüyası. Bunu kabül etmek çok zor di mi? Kabullenmek ve ona uygun yaşamak çok zor di mi?
Sorunun ne? Yanlış özdeşleşme
Dünyadaki tüm kötülükler ve tüm mutsuzluklar Benlik kavramından doğar.
Aydınlanmış üstadlara gidin ve tüm bagajınızı geride bırakın.
Gizem diye birşey yok - yalnızca apaçık olanı kavrayamama var.
Bir nesneyle özdeşleştiğimiz sürece esaret var. Bir nesne vasıtasıyla ve bir nesne olarak düşündüğümüz, eylemdemde bulunduğumuz ve yaşadığımız sürece esaret var. Kendimizi bir nesne olarak hissettiğimiz veya kendimizi (ve benliğimizi bir nesne olarak) düşündüğümüz sürece esaret var.
Hâlâ hayali bir fenomenal merkezden mi bakıyor, düşünüyor ve yaşıyorsunuz? Bunu yaptığınız sürece asla özgürlüğünüzü kavrayamayacaksınız.
Metafizik açıdan tevazu ister 'gurur' ister 'tevazu' gösterecek herhangi bir varlık (entity) olmadığını zımnen işaret eder.
Herhangi bir nesnel varoluşa sahip olmayan 'Öznellik' asla ölmez -zira orada ne yok olmaktan acı çekme, ne de doğmak sözkonusudur- zira orada varolan birşey yoktur. Bu yüzden 'o' ebedi (aeternitus, 'zaman' kavramının ötesinde olandır)dir.
Sadece nesneler doğabilir ve ölebilir, sadece nesneler kavranabilir, sadece nesneler üzerinde düşünülebilir ve algılanabilir, sadece nesneler var görünür. Tüm bu 'varolanlar' sadece görünüş (fenomen)lerdir.
Tüm kavramlar ikilikle ilişkilidir (dualistic) dolayısıyla ikiliği aşmak için (karşıtlıklar ve tamamlayıcılar/opposites and complementaries) tüm kavramları aşmamız gerekir. Doğrudan biliş denilen şey de budur.
Neden böyle mutsuzsun
Zira düşündüğün
Ve yaptıklarının
Yüzde 99.9'u kendin için
Ama bil ki bir kendin yok.
— Ask The Awakened
